|
Akdeniz diyeti
ilk kez 1950’li yıllarda ortaya konmuştur. Akdeniz diyeti sebze,
meyve, balık ve yüksek posalı diyetten zengin olup bu diyette tek
önerilen yağ zeytinyağıdır ki bu diyetin birçok hastalığa karşı
koruyuculuğu bildirilmiştir. Bu diyette kuru baklagiller, pirinç,
bulgur,sebze ve meyveler, zeytinyağı, balık, süt ve doymuş yağlar
ağırlıklı olarak alınmalı, margarin tüketimi en aza indirilmeli,
balık sık tüketilmelidir. Akdeniz diyeti sadece kansere karşı
koruyucu olmayıp aynı zamanda en önemli ölüm nedeni olan kalp
hastalıklarının önlenmesinde ve ölümlerin azaltılmasında da rol
almaktadır.
Bir
Akdeniz ülkesi olan Yunanistan’da yapılan geniş populasyon
çalışmasında, zeytinyağı kullanımının fazlalığı ile bireylerdeki
koroner kalp hastalığı ve bazı kanser türlerine bağlı ölümlerin daha
az görüldüğü ortaya konmuştur. Akdeniz diyetinde tek bir major
bileşen olmayıp diyetteki tüm bileşenler etkinin oluşmasını birlikte
sağlarlar. Bununla birlikte Akdeniz diyetindeki zeytinyağının
içerdiği monoansature bileşenlere bağlı oluşan antioksidan özelliği
ile kanser gelişimini engellemede ön planda olduğu belirtilmektedir.
Antioksidan bileşikler serbest radikalleri bağlarlar ve
peroksidasyona karşı koruma sağlayarak kanserden korunmada rol
oynamaktadır. Fenolik komponentlerin de güçlü antioksidan olduğu
bilinmektedir. Basit fenoller (hidroksitirosol ve tirosol),
sekoiridoidler (oleuropein) ve lignanlar zeytinyağında olduğu
bilinen fenolik komponentlerdir ve bunlarla birlikte hidroksitirosol
etkisi ile eritrositler de oksidatif hasardan korunur.
Tümör oluşumunun engellenmesi ve/veya oluşan tümör hücrelerinin
temizlenmesi için immün sistem hücrelerinin aktive olması
gereklidir. İmmün sistem hücreleri de diğer hücreler gibi diyet ile
ilişkili olarak olumlu yada olumsuz yönde etkilenebilirler. Tümöre
karşı savunmada etkin rol oynayan CD4+ ve CD8+ T lenfositleri ve
doğal öldürücü hücreler ile yapılan çalışmalarda zeytin yağının
immünomodülatör etkili olduğu ve diğer yağların T lenfositlerin
aktivasyon belirteçleri olan yüzey moleküllerinin azalmasına yol
açarken zeytinyağının bu etkisinin çok az düzeyde yada
saptanamayacak kadar az olduğu bildirilmiştir. Organizmanın tümör
hücrelerinden temizlenmesinde en etkili yöntemlerden birisi olan
apoptozis ile ilişkili moleküllerden Bak ekspresyonunun zeytin yağı
ile beslenme sonucu arttığı Bcl-2 ekspresyonunun ise azaldığı
gösterilmiştir. Hayvan deneyi modellerinde, gebelik döneminde zeytin
yağı ağırlıklı beslenmenin, ileride oluşabilecek meme kanserine
karşı koruyucu rol oynadığı saptanmıştır. Kırmızı et içinde bulunan
ve aberan kript oluşumunu sağlayarak kalın barsak kanserleri
gelişiminde rol oynayan myoglobin etkisinin, zeytin yağı ağırlıklı
diyet ile azaltılabileceği ve kalın barsak kanserlerinden
korunulabileceği çalışmalarla gösterilmiştir. Deneysel çalışmalarda,
parenteral lipid emulsiyon beslenmelerinde, zeytin yağı kullanımı
ile immün sistemin koruyucu yönde aktive olduğu ve inflamatuvar
cevabın azaldığı gösterilmiş, zeytin yağının bu tip beslenmeleride
kullanılabilecek doğal bir seçenek olabileceği bildirilmiştir. Bu
çalışmalar kanserden korunmada zeytin yağının immün sistem
üzerindeki olumlu etkilerini desteklemektedir.
Yapılan çalışmalarda kanser tedavisi alan hastalarda antioksidan
maddelerin diyete eklenmesiyle tümör hücrelerinin büyümesinin
engellendiği, kemoterapi etkisinin arttığı, kanser hücrelerinin
yayılmasının engellendiği, kemoterapi ve radyoterapinin yan
etkilerinin azaldığı, hücre yenilenmesinin kolaylaştığı
gösterilmiştir. Bu veriler de zeytinin kanser gelişmesini
engellemede büyük katkısı olduğu görüşünü desteklemektedir.
Zeytinyağı squalenden de zengindir. Squalenin, mekanizması tam
bilinmemekle beraber ultraviole ışınlara karşı cildi koruduğu,
özellikle cilt kanserinin olşmasını engelleyebildiği bilinmektedir.
Güneş ışınları ile daha fazla karşılaşan Akdeniz ülkelerinde
yaşayanların cilt kanserine yakalanma sıklığının diğer ülkelerden
daha az olması bu görüşü desteklemektedir.
Erken tanı ve tedavi teknikleri gelişmiş olmasına rağmen kanser hala
en önemli ölüm sebeplerindendir. Bu yüzden özellikle zeytinyağı
kullanımının az olduğu gelişmiş ülkelerde halk sağlığı açısından
yeni planlamalar yapılması gerekebilir. Avrupa’da kansere bağlı
ölümler bütün ölümlerin yaklaşık %20’ni oluştururken kuzey ve doğu
Avrupa’da kansere bağlı ölüm oranları yüksektir. Bu oranın en düşük
olduğu kesim Akdeniz ülkelerindir. Kansere bağlı ölümlerin yaklaşık
35%’nin (10-70%) diyetle ilişkilendirilebileceği epidemiyolojik
çalışmalarla da gösterilmiştir.
Bütün dünyadaki zeytinyağı üretiminin 90%’ını Akdeniz ülkeleri
sağlamaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinin zeytinyağı tüketimi, dünya
tüketiminin %70’ini, Akdeniz ülkelerinin tüketimi ise %77’ni
oluşturmaktadır. |