|
Tenis oyunlarına karşı “Gerçekte
tenis oynamamış olanlar, tenis oyunu oynayamazlar” gibi bir ön yargı var.
Aslında biraz haklı olduğu söylenebilir. Şimdiye kadar yapılan tenis oyunları
daha çok simülasyon tadında yapılmaya çalışıldığı için tenis sevmeyen insanlar
bu oyunlardan pek zevk almıyordu. Fakat Top Spin bu ön yargıyı değiştirebilecek
niteliklere sahip çünkü simülasyon özelliklerinin yanı sıra aşırı ayrıntılı bir
de kariyer modu bulunuyor. Ayrıca oyunda oluşturduğum karakterler ile Sampras,
Hewitt gibi isimlerin karşısına dikilebiliyoruz.
Ve sonunda Microsoft tenisi geliştirdi… Geliştirmekle
kalmadı Sampras’ı yeniden kortlara döndürdü (!) …
40 yaşına gelmiş Sampras’ı yeniden
bir oyuna koymak Sampras fanatiklerini (mesela ben :) oyunu almaya zorlamak için
yapılmış bir hamle gibi gözükse de oyunu oynamaya başlayınca görüyoruz ki
Sampras oyunda sadece isminden ibaret değil. Oyunda Pete Sampras, Lleyton Hewitt,
Gustavo Kuerten, gibi isimler mevcut. Ayrıca bayanlar kategorisinde Anna
Kournikova, Martina Hingis gibi ünlü isimler var. Fakat tenis fanatiklerini
mutlu edecek kadar lisanslı tenisçi yok oyunda. Mesela ben Marat Safin, Roger
Federer, Andy Roddick, bayanlarda Maria Sharapova (;), Lindsay Davenport yada
Williams kardeşleri oyunda görmek isterdim.
Ne dersin Lleyton? Adidas ve Reebok
peşimde. Yoksa Wilson’u seçip Sampras’ın pastasından pay mı alsam? …
Oyuna girdiğimizde ana menüde
bizleri Sampras, Kuerten ve Hewitt’in oyun içi görüntüleri karşılıyor. Oyunda 2
seçeneğimiz var: Exhibition Mode ve Career.
Exhibition Mode basitçe anlatmak
gerekirse FIFA’daki “Friendly”ye eşit denebilir. Yani iddiasız tamamen sizin
arzularınıza göre kuracağınız bir maç. Exhibition Mode ‘ da erkekler – bayanlar,
oyun sayısı, set sayısı, gece –gündüz maçı, kort seçimi gibi gayet ayrıntılı bir
menü tarafından karşılanıyoruz. Tabii Exhibition Mode’da beni en çok
heyecanlandıran Doubles (Çiftler) maçı yapabilme imkânı oldu. Düşünsenize Gökhan
Menge – Pete Sampras vs. Lleyton Hewitt – Gustavo Kuerten…
Oyunun kırılma noktası ise
gerçekten çok ayrıntılı yapılmış olan Career modu. Career tahmin edebileceğiniz
gibi kendi oyuncumuzu oluşturup onu geliştirmek ve dünya sıralamasında
yükseltmek üzerine kurulu.
Oyuncumuzu oluştururken önce
cinsiyetini ve DNA’sını (ten rengini seçerken çok bilimsel yapmışlar :)
seçiyoruz. Daha sonra oyuncumuzun ülkesini adını seçiyoruz ve asıl oyuncumuzu
oluşturacağımız bölüme geçiyoruz. Bu bölümde oyuncumuzun çene genişliğinden
burnunun ucuna, favori uzunluğundan sakal kalınlığına, kaş şeklinden saç şekline
kadar yüzünü her şekil'e sokabiliyoruz. Raket seçimi kıyafet seçimi derken
bayağı bir zaman harcıyorsunuz hayalinizdeki tenis süper starını oluşturmak
için. Oyuna başladıktan sonra da stilimizi değiştirmek mümkün. Oyun içinde spor
dükkanı ve berber tarzı binalardan (tabii ücret karşılığı) stilinizi
değiştirebiliyorsunuz.
Oyuncumuzu oluşturduktan sonra bir
dünya haritasında istediğiniz yere gitmekte özgürsünüz. Oyunda çok güzel bir
menü var. Aslında menü denemez çünkü bu bir dünya haritası ve siz istediğiniz
yere havaalanı sayesinde gidebiliyorsunuz. Tabii tavsiyem önce kendinize bir
sponsor bulmanız. Oyunda Adidas, Reebok, Wilson, Prince, K-Swiss, Oakley size
sponsor olmak için önce bir teste tabi tutuyor. 3 oyunluk bir maçı kazandıktan
sonra size bir miktar kıyafet ve para veriyor sponsorunuz. İlk başta 15000$ gibi
bir ücret alıyoruz fakat statümüz geliştikçe (aşağıda statüden ayrıca
bahsedeceğim) sponsorumuzun bizden farklı beklentileri oluyor bizden, tabii
bizimde sponsorumuzdan. Zaman ilerledikçe ve başarılı oldukça ciddi paralar
kazanmaya başlıyoruz. Tabii sakın “ben bu parayı ne yapacağım?” gibi düşüncelere
kapılmayın. Spor dükkanına girdiğinizde parayı “çar çur” etmek için çok
fırsatınız oluyor. Mesela timsah derisi t-shirtler (500000$ civarı :), parlak
parlak şortlar, mavi mavi jeanler (!), gömlekler alabiliyoruz oyunda.
Ve artık kariyerimize ilk adımı
atıyoruz derken gözümüze forehand koçu çarpıyor. Forehand, backhand volley ve
servis koçları var oyunda. Bu koçlara bir miktar para verdikten sonra (mantığını
çözemedim) bir de üstüne koç bizi sınava tabi tutuyor. Başarısız olursak bir
test daha… Sonra 1 tane daha… Her başarılı test bize 1 yıldız kazandırıyor, her
başarısız test paramızı yutuyor. Her yıldız vuruş gücünü ve isabetini artırıyor.
Bronz, gümüş ve altın olarak yükseliyor yıldızlarımız ve yıldızlar arttıkça
koçumuzun bizden istediği para önemli miktarda artıyor. Koçumuzun bize
uyguladığı testleri geçemediğimizde bile koçun paramızı alması gerçekten bazen
sinir bozabiliyor. Ne de olsa o parayı bileğimizin hakkıyla turnuvalar kazanarak
ya da sponsorumuz sayesinde alıyoruz. Oyunda sınırsız sayıda yıldız alamıyoruz.
4 yeteneğimize (forehand, backhand, volley, service) dağıtmak üzere 14 yıldız
limitimiz var ve bu limit sizi değişik stratejilere itiyor. Mantıklı düşünüp
hepsini dengeli bir şekilde dağıtabilir ya da isteğinize göre bazı
özelliklerinizden fedakarlık edip bir özelliğinizi (mesela servis) öldürücü
düzeye getirebilirsiniz. Yıldızlar oyuncumuzun vuruş hızını ve isabetini
arttırıyor. Ayrıca belli bir limiti geçtikten sonra bu özellik ile size bir adet
ekstra yetenek seçme şansı veriliyor. Bu yetenekler forehand ve backhand ‘de
isabet yada güç gibi seçeneklerken serviste “ace” seçebiliyorsunuz (bilmeyenler
için ace servis karşılayan tarafın atılan servise dokunamamasıdır).
Artık kariyerimize ilk adımı
atabiliriz. Kariyerimize sıralamanın 100. sırasında başlıyoruz. Tabi direk
olarak Londra Turnuvası’na (kendisi Wimbledon olur. Turnuvaların isim hakkı
alınmamış) katılamıyorsunuz, önce sıralamada yükselip ilk 10’a girmelisiniz.
Tabii bu da diğer turnuvaları kazanmaktan geçiyor. İlk önce az bir para ödüllü
Pro-Am (amatörlere ve profesyonellere açık) turnuvalara girerek sıralamada
yükselmeye çalışıyoruz. Eğer biraz yükselebilirsek minor pro, pro, major pro
gibi turnuvalara katılabiliyoruz. Tabi turnuvanın prestiji yükseldikçe para
ödülü de önemli miktarda artıyor. Pro-Am turnuvalar 50000$ gibi ödüller verirken
major pro turnuvalar 1000000$ gibi uçuk ödüller veriyor. Oyuncuların kalitesi de
tahmin edebileceğiniz gibi her turnuvada değişik. Büyük turnuvalarda Hewitt,
Sampras, Robredo gibi isimlerle oynarken, daha az prestijli turnuvalarda adı
sanı duyulmamış, tabiri caizse “sallama” adamlarla oynuyorsunuz. Tabii oyunda
turnuvaların 3 oyun ve 3 set üzerinden olması normalde 6 oyun 5 setlik sıkıcı
ve uzun olan turnuvaları daha zevkli kılıyor. Fakat sıralamada yükselmek oyunda
gerçekten çok kolay. Yanlış hatırlamıyorsam ben 3 turnuva kazandıktan sonra ilk
50’ye girmiştim bile. Tabii bunu oyun kolay olarak algılamayın çünkü Hewitt,
Sampras gibi rakipler gerçekten sizi aşırı derecede yoruyor. Mesela Sampras
servis atarken her oyunu 40-0 alıp her sayısını da servis – vole şeklinde alması
gerçekten insana klavyeyi ısırtabiliyor.
Sıralamada yükseldikçe aynı
zamanda saygınlığınız artıyor. İlk önce “young-gun” (genç yetenek) , ilk 20
içine girdiğinizde “Star” ve en üstte de “legend” (efsane) oluyorsunuz. Statünüz
yükseldikçe daha büyük para ödüllü turnuvalara katılabiliyor, sponsorunuzun
isteklerini yerine getirip (reklam filmi, gösteri maçı vs) çok daha fazla para
kazanabiliyorsunuz. Oyundaki çok güzel bir nokta sponsorlar. Sizden çok mantıklı
isteklerle bazı testlere tabi tutuyorlar örneğin “yerel televizyonda yayınlanmak
üzere reklam çekeceğiz. Toplara vur biz sadece en iyi vuruşları reklamda
yayınlayacağız” diyorlar ve sahaya çıkıyoruz. Makineden gelen topları 200 – 100
– 50 puanlık noktalara atarak puan kazanıyoruz ve hedef puanı sınırlı zaman
içinde toplamaya çalışıyoruz.
Abi o arkadaki görüntü gerçek
mi yoksa oyun içi mi yaa? Sampras, abi o baksana aynı onun gibi servis atıyo…
Oyuna biraz daha gerçekçilik
katmak için Sampras, Hewitt gibi isimlerin kendi servis ve vuruş stilleri,
raketleri ve kıyafetleri eklenmiş. Tabi fiziksel benzerliğin yanında oyun
stilleri de gerçekten tenis fanatiklerini çok memnun edecek cinsten, örneğin
Sampras’ın servis atarken sürekli net-rush yapıp rahat sayılar alması gibi.
Oyunu çok daha fazla “simülasyon” kılan bir etmen de topun zemine göre hareket
etmesi ve sizin buna göre taktikler geliştirmeniz gerekmesi. Örneğin sert
zeminde topspin vuruşlar yerde hızlanırken toprak zeminde fazla etki yapmıyor ya
da çim zeminde topun yere vurunca yavaşlaması gibi. Fakat oyunda en çok rahatsız
eden ve oyunun bu kadar artısını belki de tek başına silen etmen dünya
sıralamasında ilk 20-30’da olan bir oyuncunun bile maçlara kot pantolon gömlek
gibi komik kıyafetlerle çıkması.
Oyun grafik açısından da oldukça
doyurucu. Özellikle oyuncu fizikleri ve ekipmanların görüntüsü gerçekten insanı
heyecanlandırıyor. Oyuncuların toprak zeminde topa kayarak vurmaları ve yerde iz
bırakmaları gerçekten tenis fanatiklerinin heyecanlanmasını sağlıyor. Örneğin
oyuna eklenen ekipmanlarda bazı imza olmuşlar var örneğin Prince’in kafası geniş
raketleri gibi. Fakat maç içinde seyircilerin senkronize olarak hareket etmeleri
biraz da olsa gerçekçiliği zedeliyor. Seslerde oldukça iyi örneğin top yerde
sekince her zeminde farklı ses çıkıyor ve seyirciler oyuna gerçekçi bir şekilde
tepki veriyor. 20 kere top dönen bir rally ile servis-vole yapılan bir sayının
alkışı farklı oluyor haliyle. Ayrıca oyunda 2 adet davranış tuşu var. Negatif ve
pozitif olmak üzere 2 davranış tuşu oyuncunuzun sayı yapınca veya sayı
kaybedince tepki vermesini sağlıyor. Sayı kaybedince negatif bir davranış
yapınca oyuncumuz raketini yere fırlatabiliyor ya da pozitif bir davranışta
rakibini alkışlayabiliyor. Sayı alınca ise ağ dibine gidip rakibine “sen bittin”
gibi hareketler yapabiliyor. Tabii benim oluşturduğum karakter fazla “artist”
oldu. Oynarken onu dövmemek için kendimi gerçekten zor tuttum :).
Oyunun kontrollerini öğrenmesi zor
değil. Oyunda flat (normal düz vuruş), topspin (top yere vurunca hızlanıyor),
slice(kesme) ve lob(aşırtma) vuruşlar safe shot olarak geçiyor. Bunun yanında 2
adet risk shot var oyunda biri sert bir vuruş yapmaya yararken bir diğeri topu
ağ dibine kesmeye yarıyor. Risk shotların sistemi “yukarı aşağı giden çubuğu tam
ortada durdurmak” üzerine kurulu.
Top Spin oynanabilirlik bakımından
biraz yetersiz. Oyundaki zorluk seviyesi iyi oyuncularla oynarken dengeli fakat
zayıf oyuncular gerçekten fazla zayıf. Bunun dışında kontroller alışması gayet
kolay. Zaten topu dışarı atma olayı kaldırılmış oyunda sadece risk shot denen
sert vuruşta ayarlamayı biz yapıyoruz.
Multiplayer tenis maçları yapabiliyoruz
oyunda. Online olarak 4 kişiye kadar (Doubles) maç yapabiliyoruz.
Gökhan saat kaç oldu ya sabah
erken kalkmak lazım? 4’mü çok güzel daha 3 saatimiz var…
Oyunun kariyer modu gerçekten
inanılmaz ayrıntılı yapılmış. Özellikle lisanslı ünlü spor markalarının size
sponsor olması gerçekten inanılmaz bir zevk. Ayrıca oyuncunuzu kendi isteğinize
göre şekillendirip özelliklerini vermeniz her şey sizin arzunuza bağlı olarak
yön alıyor. Her ne kadar Top Spin için gönül rahatlığıyla “şimdiye kadar
yapılmış en iyi tenis oyunu” diyebilsek de hala tenis oyunlarının kat etmesi
gereken çok yol var. |