|
Trafik kaçınılmaz,
en iyisi tadını çıkarın!..
İstanbul'da
şoför olmakla sirkte cambaz
olmak arasında nicelik olarak bir fark yok. Eğer
aralarında bir fark varsa da bu tamamen
meslek tercihi nedeniyledir.
Nasıl ki zencinin yüzünü
yıkamakla ağartamazsanız, İstanbul'un trafiğini de rahatlamazsınız.
30 farklı trafik çeşidinden
çıkardığımız sonuç budur.
İstanbul'da
trafik sıkıştığında
yapılacak en
güzel şey, ya benim gibi
bagajdan çiçek çıkarıp
satmak ya da kağıt
helva olayına
girmektir!..
Zencinin
yüzü, Arap'ın saçı...
Nasıl
ki, zencinin yüzünü yıkamakla ağartamazsanız
İstanbul'un trafiğini de rahatlatamazsınız, E-ulaşım, trafik görüntüleme
sistemi, elektronik bilgi panoları,
sinyalize kavşaklar ve bilumum uygulamalar
azap yoluna çevrilen İstanbul trafiğine sökmez, insanı cambaz
olmaya zorlar.
Yok ben cambazlık yapmam diyorsanız
kağıt helva ya da envai renkte çiçek
satan satıcılarından birisi olabilirsiniz.
Yağmur,
kar, güneş gibi doğal unsurları
saymazsanız trafiğin daha çok kendi özümüzden
kaynaklandığım göreceksiniz.
Gerçi bu araç fazlalığında ne yapsanız
arkanızda anında metrelerce kuyruk oluşuyor.
Bıldır, 'hızımı az keseyim evde bekleyenim
var' düşüncesiyle vites mi küçülttünüz.
Yandınız, anında kornalar ötmeye
başlar. Bayan iseniz bu müsamahanın
derecesi iki kat azalır ve kornalara bir
de sinirli el hareketleri eklenir. Zaten bayan şoförlere kafadan
yeni araba kullanmaya
başlayan sürücü kursu öğrencisi reva görülür.
İstanbul'un
şoförü bir gariptir cidden. Bir-iki
kilometre ileride, üstelik yolun karşı
şeridinde meydana gelen bir kaza trafiği
arapsaçına çevirir. Bundan dolayı dakikalarca
trafikle boğuşan ve isyan eden
şoför insanı, kaza yapılan yere geldiğinde
trafik eksperine dönüşür. Yan şeritteki
kazayı incelemek için vitesi bire alıp,
trafik polisi edasıyla kazanın nasıl oluştuğunu, suçun kimde
olabileceğini ve
maddi hasarı belirleme üzerine kafa yormaya
başlar. Al sana trafik!
Seyir
halinde iken araç sahiplerine trafiğin
durumunu bildiren elektronik bilgi
panoları (VMS) zannımca yetersizdir.
Misal "Boğaz Köprüsü Yoğun" mu yazıyor?
Ne gam! 100 metre ilerisini boş görüp
de panonun kendisini kazıkladığı zehabına
kapılan aynı yoğunluğa seyirtir.
Yol
açık olsa dahi panodaki yazıyı okumak
için yavaşlayanlar bile hatırı sayılır bir
trafik oluşturur. Bana kalırsa bu panolar
yurdum insanına uygun şekilde yeniden
düzenlenmeli. Mesela yol üzerinde hangi
mağazada yüzde kaç indirim olduğu
gibi bilgiler girilse trafik stresi engellenmiş
olur. Teklif var, ısrar yok!
Boş
yolda tam orta şeritten ağır ağır giden
polis arabasını sollamaya tırsan yurdum
insanı, trafik sıkışınca şuursuzca emniyet
şeridine dalma uyanıklığına sahiptir.
Sanırsın bir tek onun acelesi var. Uyanık
olur da başka bir uyanık onu dakka
da bulmaz mı? Ancak duruma uyanan
delikanlı bir vatandaş fütursuzluğa
daha fazla dayanamayarak sağ şeritten
kaptırıp gelenlerin geçişine izin vermemek
için iki şeridin tam ortasında kağnı
gibi dikilir. Milletin sağ şeride bakıp
da "Ahh ulan biz keriz miyiz burada?"
diye
ünlediğine bakmayın. Hemen sağ
şeride dalmıyorsa fırsat bulamadığından
veya polisten tırstığındandır.
Kafan
da karışır, burnun da...
Trafik
sıkışıklığında kafanızı yana çevirmeye
korkarsınız, çünkü birileri mutlaka sizi
radar gibi yan arabadan izliyordur. Süzmüyorsa
bile teyakkuz halinde biri var
mı yok mu diye etrafı gözlüyordur. Tabii
burnunu karıştırmıyorsa. Türkiye'nin
kafa karıştırdığı kadar burun
karıştırdığı
en yoğun trafik İstanbul'dadur. Trafiğin
sıkıştığı an vakit geçsin, biraz oyalanayım
düşüncesindeki birçok araç sürücüsü
anında parmakları devreye sokarlar.
O sırada birinin kendisine baktığını
hissettiklerinde acele ile elleriyle yüzünü
ovuşturmaya başlarlar ki yedikleri halt
çakılmasın.
Eğer
bir belediye otobüsünün tam arkasında
iseniz yol size sırat köprüsü gibi gelir,
ince ince, ipil ipil terlersiniz. Otobüsün
arka kısmından sizi gözüne kestiren bir-iki
kişi yolu size zindan eder. Öyle bir psikoloji
içine girersiniz ki, "Ulan ben ne halt
ettim de bir araba sahibi oldum. Kapitalist miyim ben!" gibi
felsefik soruşturmalara
duçar olursunuz. Vatandaş, dudaklarını
kıpırdatmasa bile her haliyle
"Biz
burada kurşun yemiş domuz gibi gidelim,
sen orada tek başına koltuğa kurul.
Kursağında dursun!" demeye getirir.
Velhasıl
İstanbul'da şoför olmak öyle herkesin harcı değil. İyi şoför
olmak dışında sabırlı, trafikte sinir katsayılarına direnç
gösterebilen, zeki, çevik ve ara yolları bilen harita mühendisi
olman gerekir
ki tek parça halinde eve ya da işine ulaşabilesin.
Peki
ben trafikte ne mi yapıyorum? Bagajımda
çiçek bulunduruyorum. Trafik sıkıştığı
an sağlı sollu iki tur atıp Allah ne verdiyse
yolumu buluyorum.
Üşenmeyip
araştırdım
ve
İstanbul'da
tam 30
farklı trafik çeşidi tespit
ettim. Güne,
saate,
insana ve mevsim
şartlarına yöre değişiktik
arz eden bu trafik çeşidini kamuoyunun dikkatine
sunmaktan kendimi alamıyorum.
İşte
İstanbul'un trafik bilmeceleri:
- Sabah
trafiği: Sabah 07-10.00 arası işe ve okula giden istanbulluların
ilk çilesidir.
- Akşam
trafiği: Mesai sonu trafiğidir ki 17-20.00 arası belirir.
- Servis
trafiği: Okul öğrencilerini ve resmi kurumların servis araçlarının
oluşturduğu trafik çeşidi.
- Yağmur
trafiği: Gökten asfalta bir damla düşmeye görsün!
- Güneş
trafiği: Özellikle soğuk ve yağmurlu birkaç günün ardından
güneşin açtığı ilk gün trafik, yağmura rahmet okutur.
- Kaza
trafiği: Hız, yavaşlık, kurallara uymamak, dikkatsizli Aldırmayın,
açın radyoyu sakinleştirici klasik müzikler dinleyin.
- Yol
çalışmaları trafiği: Asfalt dökme, üst geçit yapımı,
şerit çizgisi
boyama, İSKİ-İGDAŞ-TEDAŞ çukuru! "Yolda çalışma
var" levhasını
"Yolda trafik var" diye yorumlamadıysanız kabahat
sizin.
- Boğaz
Köprüsü trafiği: Deveye hendek atlatmaktan zor olan trafik.
- iftar
saati trafiği: Ramazan ayında sabrınızı ölçmek için İstanbul'a
eklenir.
- Pazartesi
trafiği: Hafta başında sabah saatlerinde belirir.
- Cuma
trafiği: Tatile kavuşma sevinciyle oluşur. Bu sevince katılmak
isteyenler direksiyon başına!
- Pazar
trafiği: Özellikle öğle saatlerinde yoğunlaşan bir trafik çeşididir
ki çoğunluğunu piknikçiler oluşturur.
- Minibüs
trafiği: Malum, klasik trafik!
- Kamyon-otobüs
trafiği: Trafik sıkışıklığının ilk sorumluları.
- Miting
trafiği: Çağlayan, Taksim ve Beyazıt meydanlarında eylem
veya miting varsa sinirlenip bağırmanıza gerek yok. İlla bağırmak
istiyorsanız aracınızı sağa çekip mitinge dahil olun.
- Maç
trafiği: Cumartesi-pazar ve çarşamba günü Beşiktaş, Kadıköy
ve ikitelli civarına maç giriş ve çıkış saatlerinde uğramayın.
- Otoban
gişesi trafiği: Hafta sonu İstanbul'a dönüşlerde yaşanan
hoş geldin kutlaması.
- Resmi
tören trafiği: Kutlamalar ve öncesindeki provalarda Vatan
Caddesi civarına uğrayanların oluşturduğu izdiham.
- Kar
trafiği: İstanbul'u kilitleyen beyazlık!
- E-5
trafiği: Sabahları Topkapı, akşam saatlerinde Avcılar istikameti,
en işlek yolda en yavaş şekilde gitme keyfini tattırır.
- Semt
trafiği: İstanbul'un iş yoğunluğu olan Eminönü, Şişli,
Kadıköy,
Zeytinburnu, Taksim semtlerinin klasiği.
- İnsan
trafiği: Üst geçidi kullanmama inadı...
- Şenlik
trafiği: Ulusal ve uluslararası bir başarının ardını özellikle
Taksim civarında belirir.
- Eğlence
trafiği: Cumartesi-pazar geceleri Ortaköy-Bebek sahilindeki
yoğunluk.
- Alışveriş
trafiği: Büyük alışveriş merkezlerinin olduğu bölgelerde
görülür.
- Acemi
şoför trafiği: ister bayan olsun ister erkek, fark eder mi?
- Trafik
polisi trafiği: Trafiği açmakla görevli trafik polisleri bazen
tersini yapar ve trafiği kilitler.
- Gerzek
trafiği: Daha çok Porsche görünümlü Doğan, Şahin kullanan
tiplerin iğne deliği boşluğuna dalma hadisesi.
- At
arabası trafiği: Ee et izinin it izine karıştığı İstanbul
trafiğinde
at arabasının işi ne diyeceksiniz ama...
- Resmi
trafik: Üst düzey bir yetkilinin geçtiği yol güzergah...
|