Kurbanlık
hayvanı boğazlayıp kanını akıtmak
yani bi'l-fiil
kesmektir. Bu, olmadıkça
kurban yükümlülüğü yerine getirilmiş
olmaz. Bu yüzden, kurbanlık hayvanın
kesilmeksizin, canlı olarak veya bedelini bir fakire veya hayır müessesesine
tasadduk
veya teberru etmek, bir fakire nakdi
yardımda bulunmak, bir fakirin ihtiyacını
karşılamak veya bedelini infak etmek
suretiyle kurban ibadeti yerine getirilmiş
olmaz. Bu, sadaka olur.
İslam kendi sistemini kendisi kurmuştur. Kalkınması İslam’ın
kendi kaideleriyle her zaman mümkündür. Yeter ki Müslüman sistemini
iyi kullansın, dinî vazifelerini yerine getirmesini iyi bilsin.
Dinimiz İslam'ın güzel emirlerinden olan Kurban ibadetini hakkıyla yerine
getirmek için aylar öncesinden çalışmalarımız başlamaktadır. Çünkü böylesi özel
günlerde dünyanın Müslüman coğrafyalarına ulaşmak, ayrı iklimlerdeki insanlarla
kucaklaşmak ve yeniden ümmet olmanın sıcaklığını hissetmek temel
gayelerimizdendir.
Kurban, her şeyden önce sevilen, elde edilmek için emek ve para verilen,
zaman ve ömür harcanan, değerli dünyalıklardan bir kısmını Allah için feda
edebilmenin bir göstergesidir. Bu anlayış insanı başka şeyleri de Allah yolunda
feda etme fedakarlığına götürür.
Kurban, insandaki aşırı isteklerin
(hırsın), başkasına merhametsizce davranmanın, başkasına saldırmanın azalmasına
yardımcı olur.
"Kurbanların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşmaz, fakat
mü'minlerin takvaları Allah'a ulaşır." (Hac suresi 34) Öyleyse önemli olan eti
için hayvan kesmek değil, Allah sevgisi için belli bir malı belli bir zamanda
Allah için feda edebilmektir.
Kurban; insanı Allah'a yaklaştıran şey demektir. Bu bir ibadet ve hürmet
ifadesidir ki, kurbanla insan Allah'a yaklaşmaya çalışır yahut kurban insanı
Allah'a yaklaştırır.
Bu yaklaşma elbette maddi anlamda bir yaklaşma değil,
O'nun rızasına ve sevgisine yaklaşmaktır. Kurbanla insan, Allah'a karşı duyduğu
takva duygusunu zenginleştirir.