Türkiyenin tek Portal Noktası

Visual web Design

 

 Ana Sayfa Yap.    Sık Kullanılanlara ekle

  Perşembe,28.08.2008

 ANA SAYFA | SPOR | OTOMOBİL | OYUN | KARİYER | İLETİŞİM | BİLGİSAYAR | DEPREM | DERGAH | TATİLCİLER

  

Kültür ve Sanat

TurkPoint.com --> Kültür ve Sanat

:: GİRİŞ

:: Müzik

:: Şiir yolculuğu

DIŞ BAĞLANTILAR

:: Sinema

 

Muhteşem Yazı Dizisi...

 

Buraya ilan verebilirsiniz..

 

Tarihte Gölge Oyunu

gölge oyunu
Karagöz perdesine ‘ayna’ denir. Perde 100x180 cm’lik bir patiska bezdir.

   Rivayete göre Çin Hükümdarı Wu (M.Ö. 140-87) karısının ölümünden sonra büyük bir üzüntüye kapılır. Şav Wong isimli bir Çinli, hükümdarının üzüntüsünü hafifletebilmek amacıyla saray odalarından birine gerdiği beyaz bir perdenin arkasına geçirdiği bir kadının gölgesini hükümdarının ölen karısı diye sunar. Bir başka rivayete göre de bu oyun Hint’den çıkmış, 4’üncü ve 5’inci yüzyıldan sonra Java üzerinden Batı’ya yayılmıştır.

   Yaklaşık 4 bin yıl önce Anadolu toprakları üzerinde yaşamış olan Hititler’in gün ışığına çıkarılmış olan tabletlerinde tanrı ya da insan figürlerinin duruşları, serpuşları, ucu kıvrık ayakkabıları ve kısa paçalı şalvarları, Karagöz ve Hacivat figürleri ile hemen hemen aynıdır. Arkeolog Gülşen Diktürk’ün Türk Folklor Araştırmaları dergisinin Mayıs 1970 tarihli 250’inci sayısında yazdığı bir makaleye göre gerek Hitit kabartmalarında olsun, gerek Karagöz Hacivat tasvirlerinde olsun perspektif yoktur. Tasavvura göre tasvir edildikleri için gövdeler cepheden, baş, kollar, bacaklar ve ayaklar yandan tasvir edilmişlerdir. Kol ve ellerin meşguliyeti ise tamamen birbirine benzer. Hitit tasvirlerinde arkadaki el daima çene altında yumruk şeklindedir. Bu Hititlerde tapınma şeklidir. Diğer el ise hareketli, iş görür durumda olup dirsekten kıvrıktır. Karagöz ve Hacivat’ın kol ve el durumları incelendiğinde bu kaçınılmaz benzerlik ortaya çıkıyor. Bu da bize Karagöz-Hacivat ve Hitit eserlerinin aynı düşünce ve kültüre sahip insanlar tarafından yaratılmış olabileceğini düşündürüyor.

 

"Karagöz gölge oyunu yeri geldi siyasi hayatı hicvetti."

 

 

Komşuda ‘Karagözis’

   Osmanlı dönemindeki Rum ‘hayaliler’in torunları, günümüzde Yunanistan’da ‘Karagözis’ ismi ile bu oyunu icra etmekte. Durum Karagöz’ün dünyaca tanınması için sevindirici olabilir ancak, bu konu da tıpkı ‘baklava’ gibi siyasi malzemeye dönüştürüldü. Yunanistan’ın Karagözis’i AB’ye tescil ettirme girişimi; Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği tarafından Karagöz’ün ana vatanının Türkiye olduğu yönünde görüş bildirmesi üzerine şimdilik sonuçsuz kaldı.

Başlıca Karagöz karakterleri

   Karagöz oyunundaki karakterler genellikle mahallenin insanlarıdır. Karakterlerin bir bölümü Anadolu’nun çeşitli yörelerinden İstanbul’a para kazanmak için gelen meslek sahibi kişilerdir. Genellikle yöresel giysiler içinde kendi lehçeleri ile konuştukları için, karşılıklı yanlış anlamalara dayalı diyologlar seyirciyi kendisine çeker. Karagöz ve Hacivat çekişmesi ekseninde gelişen oyunun diğer karakterleri; Zenne, Çelebi, Tiryaki, Laz, Rumelili, Egeli, Kayserili, Kürt, Muhacir, Arnavut, Arap, Acem, Çerkez, Rum, Frenk, Ermeni, Yahudi, Kekeme, Deli, Sağır, Tuzsuz Deli Bekir, Efe, Sarhoş, Külhanbeyi, Çengi, Kantocu, Hokkabaz, Çalgıcı, Büyücü gibi tiplemelerdir.

 

"Karagöz Müzesi Bursa Çekirge’de hizmet veriyor."

 

 

 

Perde ardındaki nükteli konuşma ustaları

  

   Hacivat-Karagöz oyununun belki de tek aktörü ‘Hayali’dir. Hem can verendir tasvirlere, hem de ses. Oyunu kuran ustadır...

   Beyaz perdenin arkasından verilen ışığın etkisi ile silüeti yansıyan tasvirlerin hayat bulması, bu perdenin önünde toplanan kalabalıkları kendine çekti yüzyıllardır. Bu kalabalık bazen çocuk oldu, bazen yetişkin, bazen kahkalarla güldü, bazen hüzünlendi. Tasvirler de öyle... Sinema ve televizyonun olmadığı dönemlerde halkın iple çektiği Karagöz Gölge Oyunu, yeri geldi dönemin siyasi hayatını hicvetti, muhalif oldu; yeri geldi toplumdaki güncel olayları halka aktardı. Halkın içinden ve her kesimden gelen karakterleri, gene aynı özelliklere sahip geniş bir kitleyi o beyaz perdenin önüne mıhladı adeta.

   Karagöz ve Hacivat karakterlerinin gerçekte yaşayıp yaşamadığı, yaşadıysa da ne zaman, nerede nasıl yaşadığı meçhuldür. Ancak günümüzde en çok rağbet gören Bursa efsanesidir. Orhan Gazi devrinde (1324-1362) Ulucami’nin inşaatında çalışan iki inşaat ustası vardır: Demirci ustası Kambur Bali Çelebi (Karagöz) ve duvarcı ustası Halil Hacı İvaz (Hacivat). Sürekli birbirleri ile nükteli konuşmalar yapan bu ikili, kısa sürede diğer işcilerin de ilgi odağı olur. Herkes bu ikilinin etrafında toplanıp kahkalar eşliğinde konuşmaları izlerler. Dolayısıyla işler güçler aksamaya başlar, inşaat yavaşlar. Orhan Gazi’nin, “Cami vaktinde bitmezse kelleni alırım” dediği cami mimarı, Karagöz ve Hacivat’ı şikayet eder. Orhan Gazi ikisinin de idam fermanını imzalar, hemen ardından da pişman olur. Ancak çok geç kalmıştır. Şeyh Küşteri, padişahı teselli etmek için beyaz sarığını açar ve gerer, arkasına bir ışık yakar. Ayağından çıkardığı çarıklarıyla Karagöz ve Hacivat’ın tasvirlerini canlandırıp, nükteli konuşmalar yaparak bu ikiliyi canlandırmaya başlar.

‘Hayali’ oyunun tek aktörüdür

   Oyunun baş karakterleri Karagöz ve Hacivat’dır. Karagöz okumamış bir halk adamıdır, kaba sabadır, lafını esirgemez ama içi dışı da birdir. Hacivat, medrese eğitimi görmüş, her konuda bilgi sahibi bir kişidir. Karagöz’e ders verir gibi konuşur genelde. Karagöz de bu ukala tavırdan pek haz etmez, Hacivat’ın kullandığı yabancı kelimelere ve zorlama dil kurallarına, bilerek başka anlamlar yükler. Bir bakıma Hacivat’ın derdini anlatamaması ile eğlenir. Bu durumdan en çok seyirci eğlenir aslında. Oyunda bu iki ana karakterin dışında yardımcı karakterler de vardır ki; bunlar özellikle dönemin Osmanlı toplumunun çok sesliliğini yansıtır. Karagöz iyisi, kötüsü, yalancısı, dürüstü, safı, uyanığı, ahlaklısı, terbiyesizi, zengini, fakiri ile günlük hayatımızdaki pek çok tipi perdeye yansıtır. Ancak bu kadar çok karaktere tek bir kişi hayat verir. Hayali tabir edilen Karagöz oynatıcısı aslında oyunun tek aktörüdür. Onlarca tasvire can verir, herbirini perde önünde oynatırken aynı zamanda onların sesi olur. Ancak bu ses, tek tınıda çıkmaz; Karagöz karakterleri çeşitliliği gibi zengin olmak zorundadır. Hayali, her şeyden önce temiz bir İstanbul Türkçesi ile konuşur olmalıdır ki Hacivat olabilsin, kaba saba olmalıdır ki Karagöz olabilsin. Yeri geldiğinde kadın, yeri geldiğinde kedi- köpek, yeri geldiğinde Laz, Çerkez, Arnavut vs. olabilmelidir. Tiyatroda kullanılan ses tekniklerini kullanabilmelidir. ‘Tulûat’ denilen doğaçlama tekniğine hakim ve belki de en önemlisi, espri yeteneğine sahip olmalıdır. İyi bir tiyatrocu olmasının yanında, oyun içindeki şarkıları gazelleri okuyabilecek yetenekte bir müzisyendir. Aynı zamanda edebiyatçıdır, oyunları yazar. Sanatkardır, tasvirleri yapar. Hayalilik zor iştir. Belki de bu sebeple günümüzde bu mesleği icra edenler oldukça azalmış durumda. Hayali ustasının yardımcısı ‘yardak’ oyun tasvirlerini sırası geldikçe ustasına verir oyun boyunca. Oyunun akışına göre def çalarak müziğe eşlik eder, efektleri yapar, şarkıları türküleri de okur, eğer ustası uygun bulursa. Bu sırada bu işi ustasından öğrenir ve hayali olmanın hayalini kurar bir yandan. ‘Hayali’ olmak usta çırak ilişkisine dayalıdır. Ustasının yanında yıllarca yardaklık yapan ve Karagöz’ü ustaca oynatabilecek kıvama gelmiş kişi, ustası uygun görürse ‘hayali’ sıfatını alır.

   Tasvirlerin yapımı da bu mesleğin önemli bir parçasıdır. Karagöz yapımında şeffaf halde tabaklanmış sığır, dana ve deve derisi kullanılır. Özel işlemden geçirilen bu deriye tasvirler çizilerek, daha sonra kesilir, boyanır ve dikilir, sopa delikleri açılır. Sopalar genelde gürgen ağacından yapılma 50-60 cm boyundadır.

   Günümüzde bu geleneği devam ettirmeye çalışan hayali ustaları Karagöz’ün sadece Ramazan’da turist eğlencesi olmasından şikayetçi.Belki de Hacivat’ın söylediği final sözü gibi birilerini haberdar etmek istiyorlar: “Yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman!”

"Perdenin ardında Hacivat-Karagöz, bir de Hayali oldu hep; önündeki kalabalık ise bazen çocuktu, bazen yetişkin."

Ah bana bir eğlence medet aman!

Oyun mukaddime ile başlar, muhavere ile sürer. Final ise hep, bildik o sözle biter; “Sürç-i lisan ettiysek affola!”

   Hacivat’ın semai söyleyerek perdeye geldiği, perde gazelini okuduktan sonra Karagöz’ü çağırdığı ve Karagöz’le Hacivat’ın kavga ettikleri giriş bölümüne ‘mukaddime’ denir. Bu bölümde Hacivat’ın söylediği perde gazelinde oyunun bir öğrenme aracı ve gerçeklerin göstergesi olduğu belirtilerek tasavvufi felsefesi vurgulanır.

Muhavere bölümünde, Karagöz ve Hacivat arasında geçen salt söze dayanan olaylar dizisinden sıyrılmış somutlaştırılmış ikili konuşma yer alır. Muhavere tekerleme biçiminde de olabilir. Bu bölümde Karagöz ve Hacivat’ın kişilik özellikleri ve yaratılış açısından birbirlerine karşıt özellikleri vurgulanır. Muhavereler oyunla ilgili olabildiği gibi, ilgisiz de olabilir. Bunun yanı sıra çifte Karagözlü muhavere, gelgeç muhaveresi ve ara muhavere çeşitleri de vardır. Asıl hikayenin anlatıldığı, diğer tiplerin perdeye geldiği bölüme fasıl adı verilir. Oyun buradaki konuya göre isim alır. Fasılın sonunda oyuncular bir biçimde perdeden ayrılır; Hacivat ve Karagöz kalır.

Oyunun sonunun haber verildiği Karagöz’le Hacivat arasında geçen bitiş bölümünde seyirciden yapılan hatalar için özür dilenip bir sonraki oyunun duyurusu yapılır ve oyun sona erer.

Karagöz’ün defi ve düdüğü

Def, çapı 31 cm. derinliği  4.5 cm. tek tarafına deri gerilmiş tahta kasnaktan oluşan vurmalı bir çalgıdır. Kasnağa takılı 8.5 cm. çapında 5 çift zil vardır.
Düdüğün diğer adı ‘nareke’dir, orijinali kamıştan yapılır; boyu 16 cm. çapı da 2 cm’dir. Bir ucuna ise ince kağıt gerilmiştir.

Hayali’nin çırağı ‘yardak’ ustası izin verdiği ölçüde, def de çalar, gazel de söyler.

Hayali ustaları, oyunun artık sadece Ramazan’da turist eğlencesi olmasından şikayetçi.

.:. Perde Arkası .:.

Hayali Anlatıyor

Son dönem hayalilerden Hasan Hüseyin Karabağ, ustalığını Hayali Tacettin Diker’den almış.

“Günümüzde geleneksel sanatların misyonunu tamamladığı düşünülüyor. Tiyatro okullarında geleneksel sanatlar öğretilmiyor, dolayısıyla insanlar geleneksel kültürlerine mesafeli duruyorlar. Başlangıçta ben de mesafeliydim; ta ki ilk oyunum ile çocukların karşısına çıkana kadar. Oyuna olan ilgi beni çok şaşırttı ve o zaman Karagöz’e olan inacım ve aşkım başladı. Karagöz karakterleri ve çeşitliliği ebru sanatı gibidir. Toplumun her kesiminden insan karakterleri dil, din, kültür farkı gözetmeksizin Karagöz oyununda bir araya gelir ve kaynaşırlar, ülkemizin kültürel zenginliğinin bir yansımasıdır Karagöz.”

Akbank Karagöz ve Kukla Tiyatrosu

Tacettin Diker Karagöz ve Kukla Tiyatrosu’nun yeni oyunu ‘Rüya’ her pazar saat 11.00’de Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde sahneleniyor.
Oyuncular: Tacettin Diker / Ramiz Balakin / Ayfer Balaki

Adres: Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi Barbaros Bulvarı 34353
Yıldız-Beşiktaş

 

Karagöz Müzesi

Bursa’nın Çekirge semtinde hizmet veren Karagöz Müzesi’nde iki galeri bulunuyor. Birinci galeride gölge oyununun tarihçesi panolar ile anlatılırken; diğer galeride geleneksel tiyatronun temsilcilerinden Metin And’ın koleksiyonundan derlenen 61 parça orijinal Karagöz oyunu tasvirleri teşhir ediliyor. Aynı galeride konuyla ilgili farklı ustaların koleksiyonlarına da yer veriliyor. Tasvirlerin yanı sıra Raif Kaplanoğlu’nun arşivi olan Osmanlıca gazetelerde yayımlanan karikatürler, çizimler, yazılar bulunuyor.

Kaynak: gaste.biz (18 mart 2008) - fotoğraflar: ufuk sarışen

TurkPoint.com --> Kültür ve Sanat
TurkPoint.com

 Ana sayfa
 FinansNews
 Exporturk
Spor
Oyun
Mizah
Otomobil
Kariyer
Sağlık
Tatil Rehberi
Yardım Kurumları
Eğitim
Seri ilanlar
Visual Web Design
Yemek
Bilgisayar
İletişim
Bilim ve Teknoloji
  Dergah
Deprem
Konut
Reklam
Hakkında
Bize yazın


© Copyright 2000-2008 TurkPoint.com® Bilgi Hizmetleri

www.TurkPoint.com , www.FinansNews.com , www.BorsaDeŞifre.com , www.ExPorTurk.com
www.İkitelliShop.com , www.BasakŞehirMarket.com , www.BasakŞehirShop.com , www.BasakCenter.com , www.BasakHaber.com

Design of Visual Web Design®

Bu bir ® hizmetidir.