|
Tarihte
Gölge Oyunu
gölge oyunu
Karagöz perdesine ‘ayna’ denir. Perde 100x180 cm’lik bir
patiska bezdir.
Rivayete göre Çin Hükümdarı Wu (M.Ö. 140-87) karısının ölümünden
sonra büyük bir üzüntüye kapılır. Şav Wong isimli bir Çinli,
hükümdarının üzüntüsünü hafifletebilmek amacıyla saray odalarından
birine gerdiği beyaz bir perdenin arkasına geçirdiği bir kadının
gölgesini hükümdarının ölen karısı diye sunar. Bir başka rivayete
göre de bu oyun Hint’den çıkmış, 4’üncü ve 5’inci yüzyıldan sonra
Java üzerinden Batı’ya yayılmıştır.
Yaklaşık 4 bin yıl önce Anadolu toprakları üzerinde yaşamış olan
Hititler’in gün ışığına çıkarılmış olan tabletlerinde tanrı ya da
insan figürlerinin duruşları, serpuşları, ucu kıvrık ayakkabıları ve
kısa paçalı şalvarları, Karagöz ve Hacivat figürleri ile hemen hemen
aynıdır. Arkeolog Gülşen Diktürk’ün Türk Folklor Araştırmaları
dergisinin Mayıs 1970 tarihli 250’inci sayısında yazdığı bir
makaleye göre gerek Hitit kabartmalarında olsun, gerek Karagöz
Hacivat tasvirlerinde olsun perspektif yoktur. Tasavvura göre tasvir
edildikleri için gövdeler cepheden, baş, kollar, bacaklar ve ayaklar
yandan tasvir edilmişlerdir. Kol ve ellerin meşguliyeti ise tamamen
birbirine benzer. Hitit tasvirlerinde arkadaki el daima çene altında
yumruk şeklindedir. Bu Hititlerde tapınma şeklidir. Diğer el ise
hareketli, iş görür durumda olup dirsekten kıvrıktır. Karagöz ve
Hacivat’ın kol ve el durumları incelendiğinde bu kaçınılmaz
benzerlik ortaya çıkıyor. Bu da bize Karagöz-Hacivat ve Hitit
eserlerinin aynı düşünce ve kültüre sahip insanlar tarafından
yaratılmış olabileceğini düşündürüyor.

"Karagöz
gölge oyunu yeri geldi siyasi hayatı hicvetti."
Komşuda ‘Karagözis’
Osmanlı dönemindeki Rum ‘hayaliler’in torunları, günümüzde
Yunanistan’da ‘Karagözis’ ismi ile bu oyunu icra etmekte. Durum
Karagöz’ün dünyaca tanınması için sevindirici olabilir ancak, bu
konu da tıpkı ‘baklava’ gibi siyasi malzemeye dönüştürüldü.
Yunanistan’ın Karagözis’i AB’ye tescil ettirme girişimi;
Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği tarafından Karagöz’ün
ana vatanının Türkiye olduğu yönünde görüş bildirmesi üzerine
şimdilik sonuçsuz kaldı.
Başlıca Karagöz
karakterleri
Karagöz oyunundaki karakterler genellikle mahallenin insanlarıdır.
Karakterlerin bir bölümü Anadolu’nun çeşitli yörelerinden İstanbul’a
para kazanmak için gelen meslek sahibi kişilerdir. Genellikle
yöresel giysiler içinde kendi lehçeleri ile konuştukları için,
karşılıklı yanlış anlamalara dayalı diyologlar seyirciyi kendisine
çeker. Karagöz ve Hacivat çekişmesi ekseninde gelişen oyunun diğer
karakterleri; Zenne, Çelebi, Tiryaki, Laz, Rumelili, Egeli,
Kayserili, Kürt, Muhacir, Arnavut, Arap, Acem, Çerkez, Rum, Frenk,
Ermeni, Yahudi, Kekeme, Deli, Sağır, Tuzsuz Deli Bekir, Efe, Sarhoş,
Külhanbeyi, Çengi, Kantocu, Hokkabaz, Çalgıcı, Büyücü gibi
tiplemelerdir.

"Karagöz
Müzesi Bursa Çekirge’de hizmet veriyor."
Perde ardındaki
nükteli konuşma ustaları

Hacivat-Karagöz oyununun belki de tek aktörü ‘Hayali’dir. Hem can
verendir tasvirlere, hem de ses. Oyunu kuran ustadır...
Beyaz perdenin arkasından verilen ışığın etkisi ile silüeti yansıyan
tasvirlerin hayat bulması, bu perdenin önünde toplanan kalabalıkları
kendine çekti yüzyıllardır. Bu kalabalık bazen çocuk oldu, bazen
yetişkin, bazen kahkalarla güldü, bazen hüzünlendi. Tasvirler de
öyle... Sinema ve televizyonun olmadığı dönemlerde halkın iple
çektiği Karagöz Gölge Oyunu, yeri geldi dönemin siyasi hayatını
hicvetti, muhalif oldu; yeri geldi toplumdaki güncel olayları halka
aktardı. Halkın içinden ve her kesimden gelen karakterleri, gene
aynı özelliklere sahip geniş bir kitleyi o beyaz perdenin önüne
mıhladı adeta.
Karagöz ve Hacivat karakterlerinin gerçekte yaşayıp yaşamadığı,
yaşadıysa da ne zaman, nerede nasıl yaşadığı meçhuldür. Ancak
günümüzde en çok rağbet gören Bursa efsanesidir. Orhan Gazi devrinde
(1324-1362) Ulucami’nin inşaatında çalışan iki inşaat ustası vardır:
Demirci ustası Kambur Bali Çelebi (Karagöz) ve duvarcı ustası Halil
Hacı İvaz (Hacivat). Sürekli birbirleri ile nükteli konuşmalar yapan
bu ikili, kısa sürede diğer işcilerin de ilgi odağı olur. Herkes bu
ikilinin etrafında toplanıp kahkalar eşliğinde konuşmaları izlerler.
Dolayısıyla işler güçler aksamaya başlar, inşaat yavaşlar. Orhan
Gazi’nin, “Cami vaktinde bitmezse kelleni alırım” dediği cami
mimarı, Karagöz ve Hacivat’ı şikayet eder. Orhan Gazi ikisinin de
idam fermanını imzalar, hemen ardından da pişman olur. Ancak çok geç
kalmıştır. Şeyh Küşteri, padişahı teselli etmek için beyaz sarığını
açar ve gerer, arkasına bir ışık yakar. Ayağından çıkardığı
çarıklarıyla Karagöz ve Hacivat’ın tasvirlerini canlandırıp, nükteli
konuşmalar yaparak bu ikiliyi canlandırmaya başlar.
‘Hayali’ oyunun tek
aktörüdür
Oyunun baş karakterleri Karagöz ve Hacivat’dır. Karagöz okumamış bir
halk adamıdır, kaba sabadır, lafını esirgemez ama içi dışı da
birdir. Hacivat, medrese eğitimi görmüş, her konuda bilgi sahibi bir
kişidir. Karagöz’e ders verir gibi konuşur genelde. Karagöz de bu
ukala tavırdan pek haz etmez, Hacivat’ın kullandığı yabancı
kelimelere ve zorlama dil kurallarına, bilerek başka anlamlar
yükler. Bir bakıma Hacivat’ın derdini anlatamaması ile eğlenir. Bu
durumdan en çok seyirci eğlenir aslında. Oyunda bu iki ana
karakterin dışında yardımcı karakterler de vardır ki; bunlar
özellikle dönemin Osmanlı toplumunun çok sesliliğini yansıtır.
Karagöz iyisi, kötüsü, yalancısı, dürüstü, safı, uyanığı, ahlaklısı,
terbiyesizi, zengini, fakiri ile günlük hayatımızdaki pek çok tipi
perdeye yansıtır. Ancak bu kadar çok karaktere tek bir kişi hayat
verir. Hayali tabir edilen Karagöz oynatıcısı aslında oyunun tek
aktörüdür. Onlarca tasvire can verir, herbirini perde önünde
oynatırken aynı zamanda onların sesi olur. Ancak bu ses, tek tınıda
çıkmaz; Karagöz karakterleri çeşitliliği gibi zengin olmak
zorundadır. Hayali, her şeyden önce temiz bir İstanbul Türkçesi ile
konuşur olmalıdır ki Hacivat olabilsin, kaba saba olmalıdır ki
Karagöz olabilsin. Yeri geldiğinde kadın, yeri geldiğinde kedi-
köpek, yeri geldiğinde Laz, Çerkez, Arnavut vs. olabilmelidir.
Tiyatroda kullanılan ses tekniklerini kullanabilmelidir. ‘Tulûat’
denilen doğaçlama tekniğine hakim ve belki de en önemlisi, espri
yeteneğine sahip olmalıdır. İyi bir tiyatrocu olmasının yanında,
oyun içindeki şarkıları gazelleri okuyabilecek yetenekte bir
müzisyendir. Aynı zamanda edebiyatçıdır, oyunları yazar.
Sanatkardır, tasvirleri yapar. Hayalilik zor iştir. Belki de bu
sebeple günümüzde bu mesleği icra edenler oldukça azalmış durumda.
Hayali ustasının yardımcısı ‘yardak’ oyun tasvirlerini sırası
geldikçe ustasına verir oyun boyunca. Oyunun akışına göre def
çalarak müziğe eşlik eder, efektleri yapar, şarkıları türküleri de
okur, eğer ustası uygun bulursa. Bu sırada bu işi ustasından öğrenir
ve hayali olmanın hayalini kurar bir yandan. ‘Hayali’ olmak usta
çırak ilişkisine dayalıdır. Ustasının yanında yıllarca yardaklık
yapan ve Karagöz’ü ustaca oynatabilecek kıvama gelmiş kişi, ustası
uygun görürse ‘hayali’ sıfatını alır.
Tasvirlerin yapımı da bu mesleğin önemli bir parçasıdır. Karagöz
yapımında şeffaf halde tabaklanmış sığır, dana ve deve derisi
kullanılır. Özel işlemden geçirilen bu deriye tasvirler çizilerek,
daha sonra kesilir, boyanır ve dikilir, sopa delikleri açılır.
Sopalar genelde gürgen ağacından yapılma 50-60 cm boyundadır.
Günümüzde bu geleneği devam ettirmeye çalışan hayali ustaları
Karagöz’ün sadece Ramazan’da turist eğlencesi olmasından
şikayetçi.Belki de Hacivat’ın söylediği final sözü gibi birilerini
haberdar etmek istiyorlar: “Yıktın perdeyi eyledin viran, varayım
sahibine haber vereyim heman!”

"Perdenin ardında Hacivat-Karagöz,
bir de Hayali oldu hep; önündeki kalabalık ise bazen çocuktu, bazen
yetişkin."
Ah bana bir eğlence
medet aman!
Oyun
mukaddime ile başlar, muhavere ile sürer. Final ise hep, bildik o
sözle biter; “Sürç-i lisan ettiysek affola!”
Hacivat’ın semai söyleyerek perdeye geldiği, perde gazelini
okuduktan sonra Karagöz’ü çağırdığı ve Karagöz’le Hacivat’ın kavga
ettikleri giriş bölümüne ‘mukaddime’ denir. Bu bölümde Hacivat’ın
söylediği perde gazelinde oyunun bir öğrenme aracı ve gerçeklerin
göstergesi olduğu belirtilerek tasavvufi felsefesi vurgulanır.
Muhavere
bölümünde, Karagöz ve Hacivat arasında geçen salt söze dayanan
olaylar dizisinden sıyrılmış somutlaştırılmış ikili konuşma yer
alır. Muhavere tekerleme biçiminde de olabilir. Bu bölümde Karagöz
ve Hacivat’ın kişilik özellikleri ve yaratılış açısından
birbirlerine karşıt özellikleri vurgulanır. Muhavereler oyunla
ilgili olabildiği gibi, ilgisiz de olabilir. Bunun yanı sıra çifte
Karagözlü muhavere, gelgeç muhaveresi ve ara muhavere çeşitleri de
vardır. Asıl hikayenin anlatıldığı, diğer tiplerin perdeye geldiği
bölüme fasıl adı verilir. Oyun buradaki konuya göre isim alır.
Fasılın sonunda oyuncular bir biçimde perdeden ayrılır; Hacivat ve
Karagöz kalır.
 Oyunun
sonunun haber verildiği Karagöz’le Hacivat arasında geçen bitiş
bölümünde seyirciden yapılan hatalar için özür dilenip bir sonraki
oyunun duyurusu yapılır ve oyun sona erer.
Karagöz’ün defi ve
düdüğü
Def, çapı 31
cm. derinliği 4.5 cm. tek tarafına deri gerilmiş tahta kasnaktan
oluşan vurmalı bir çalgıdır. Kasnağa takılı 8.5 cm. çapında 5 çift
zil vardır.
Düdüğün diğer adı ‘nareke’dir, orijinali kamıştan yapılır; boyu 16
cm. çapı da 2 cm’dir. Bir ucuna ise ince kağıt gerilmiştir.

Hayali’nin çırağı ‘yardak’ ustası izin
verdiği ölçüde, def de çalar, gazel de söyler.

Hayali ustaları, oyunun artık sadece
Ramazan’da turist eğlencesi olmasından şikayetçi.
.:. Perde Arkası .:.
Hayali Anlatıyor
Son dönem
hayalilerden Hasan Hüseyin Karabağ, ustalığını Hayali Tacettin
Diker’den almış.
“Günümüzde
geleneksel sanatların misyonunu tamamladığı düşünülüyor. Tiyatro
okullarında geleneksel sanatlar öğretilmiyor, dolayısıyla insanlar
geleneksel kültürlerine mesafeli duruyorlar. Başlangıçta ben de
mesafeliydim; ta ki ilk oyunum ile çocukların karşısına çıkana
kadar. Oyuna olan ilgi beni çok şaşırttı ve o zaman Karagöz’e olan
inacım ve aşkım başladı. Karagöz karakterleri ve çeşitliliği ebru
sanatı gibidir. Toplumun her kesiminden insan karakterleri dil, din,
kültür farkı gözetmeksizin Karagöz oyununda bir araya gelir ve
kaynaşırlar, ülkemizin kültürel zenginliğinin bir yansımasıdır
Karagöz.”
Akbank Karagöz ve
Kukla Tiyatrosu
Tacettin
Diker Karagöz ve Kukla Tiyatrosu’nun yeni oyunu ‘Rüya’ her pazar
saat 11.00’de Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi’nde sahneleniyor.
Oyuncular: Tacettin Diker / Ramiz Balakin / Ayfer Balaki
Adres: Sakıp
Sabancı Anadolu Lisesi Barbaros Bulvarı 34353
Yıldız-Beşiktaş
Karagöz Müzesi
Bursa’nın
Çekirge semtinde hizmet veren Karagöz Müzesi’nde iki galeri
bulunuyor. Birinci galeride gölge oyununun tarihçesi panolar ile
anlatılırken; diğer galeride geleneksel tiyatronun temsilcilerinden
Metin And’ın koleksiyonundan derlenen 61 parça orijinal Karagöz
oyunu tasvirleri teşhir ediliyor. Aynı galeride konuyla ilgili
farklı ustaların koleksiyonlarına da yer veriliyor. Tasvirlerin yanı
sıra Raif Kaplanoğlu’nun arşivi olan Osmanlıca gazetelerde
yayımlanan karikatürler, çizimler, yazılar bulunuyor. |