|
Konut
Sorununu Çözmek O Kadar Zor Değil
olanaklarınız
varsa, iyi yerlerde,
güzel evler satın alabilirsiniz.
İmkanları olan kesimin zaten
ev sorunu da yok. Peki, kimin
ev sorunu var? Orta gelir, alt orta
gelir ve alt gelir gruplarının ev sorunu
var. Bu gelir gruplarında olanların
neden ev sorunu var? Daha
ilk başta söylemeliyiz ki ülkemizde
ev sahibi olmak önemli bir olgudur.
Gelişmiş ülkede yaşayan birinin mülk
konutu olması ya da olmamasının
fazlaca bir önemi yoktur.
Orada kimse, kimseye "ev senin
mi, kiracı mısın?" diye sormaz,
ama bizde önemli bir ölçüdür. İnsanımız
mülk konuta önem veriyor, önem
vermesinin de bana göre birden
çok haklı nedeni var.
Ev
sorunu, konut sorunu deyince akla mülk konut
geliyor. Çünkü kiralık konutta oturan birinin en büyük ideali eve
sahip olmaktır. Bugünün
sosyal ve ekonomik koşulları meseleye böyle
bakmayı gerektiriyor. Orta gelir grubunun önemli bir bölümünün evi var. Ama kaçak yapılmış
yasadışı bir ev, ama gecekondu diye nitelendirdiğimiz
betonarme, yine yasadışı ev. Ya
da yasal olarak yapılmış ruhsatlı yapılar.
Bu
yapılardan ruhsatlı olan bazılarının rehabilite edilmesi, bakılması
gerekli. Kaçak yapıların,
gecekonduların, kent dönüşüm projeleriyle yasal
hale getirilmesi, yaşanabilir, sağlıklı mekanlar
olarak kente kazandırılması gerekiyor.
Alt
orta ve alt gelir gruplarının ise, önemli bir
kısmının mülk konutu yok ve bu kesimin önemli
bir kısmı da, gecekondu veya kaçak konutta kiracı olarak oturuyor.
Gecekonduda oturan halkın yüzde
70'i kiracı, araştırmalar bunu ortaya
koyuyor. Ve bu insanımızın, sağlıklı, yasal,
sağlam bir konutta oturmak hakkı. Üstelik de Anayasanın 157. maddesi gereği yurttaşlık hakkı.
Devletin yurttaşlarını mutlaka mülk konut
sahibi yapacaktır diye bir görevi elbette yok,
ama sağlıklı, sağlam ve yaşanabilir
bir konutta yaşatmak gibi bir görevi
var. Bu, anayasal bir görev.
Bizim
insanımız, kendi konutunda
oturmak istiyor. Oturduğu evin
sahibi olmak istiyor, isteyince olacak
diye bir şey mi var? Bence var!
O ev sadece yaşanabilir bir mekân
değil, o ev aynı zamanda bir gelecek,
güvenceyse, olabilmeli. Çünkü bu hiç de zor değil. Gerek 1580
sayılı yasa, gerek 3030 sayılı
yasalar belediyelere bu konuda
hem önemli yetkiler vermiş, hem
de görevlendirmiştir. Yapılacak
iş, sendikalar, çalışan örgütlü
gruplar, kooperatif birlikleri,
yapımcı kuruluşlar (müteahhitlik
firmaları), finansman kuruluşları ve belediyeler el ele verirse,
bu sorunun çözümü çok kolaydır.
Devletin
ekonomik desteği olmasa bile çok kolaydır.
Türkiye'nin birçok bölgesinde, şehrinde
yapılmış yüz binlerce örnek vardır. Yerel yöneticiler,
belediye başkanları, kooperatif birlikleriyle her türlü kaygıdan
uzak, iş yapmak, sorun
çözmek için bir araya gelebilmeyi becerdiklerinde
sendikalar, örgütlü kesimler, finansman kuruluşları
ve yapımcılar hemen onların yanında
yerlerini alırlar. Bu işten başta evsiz insanlarımız
olmak üzere herkes karlı çıkar. Bankalar giderek
daha uzun vadeli olarak topladıkları mevduatları kredi olarak tüketiciye
sunarlar. Kooperatif birlikleri hazır
ve güçlü organizasyon
becerilerini ortaya koyarak, mevcut yapılarını
daha da güçlendirirler. Yerel yönetimler, kent halkına en kutsal konuda iyi bir olanak sunmuş olurlar. Yapımcı
kuruluşlar, özellikle teknoloji
kullanan, kalite belgesi olan, uluslararası
yeterliliğe sahip firmalar, yurt içinde iyi bir iş olanağına kavuşmuş olurlar. Halkımız yaşanabilir,
iyi, güzel, sağlam bir eve kavuşmuş olur.
Bunun yaratacağı ekonomik devinim de ayrı
bir katma değerdir.
|