|
Kiracılık tarih
oluyor
ABD ve Avrupa'da
halkın yüzde 99'unu ev sahibi yapan 'mortgage' sistemi
Türkiye'ye geliyor. Sabit geliri olan kira öder gibi ev
alacak.
İpoteğe dayalı
kredi
Konut alımında 2005'in ikinci
yarısından itibaren 'ipoteğe dayalı kredi' dönemi başlıyor. Ev
almak isteyene bankalar ipotek karşılığı 15-20 yıl vadeli
kredi verecek. Ödemeler, aylık gelirin yüzde 20-30'unu
geçmeyecek. Kredi miktarı konut değerinin yüzde 70'i kadar
olacak.
Memurdan
işadamına
Enflasyonun erimesiyle gündeme
gelen sisteme, ilk etapta sadece İstanbul'dan 100 bin katılım
bekleniyor. Memurdan işadamına herkes hedef kitle kapsamında.
Türkiye gibi kriz atlatan, yüksek enflasyon yaşayan
Arjantin'de 4 yılda 10 milyar dolarlık ipotek piyasası
oluştu.
İnşaat sektörüne doping
'Mortgage'nin
ekonomiye de getirisi olacak. Krizle 16 milyar dolardan 4 milyar
dolarlara gerileyen inşaat sektörü canlanacak. Binlerce kişiye
istihdam sağlanacak.
Mortgage'a çeyrek
var
İşçisinden işadamına herkesin kira öder
gibi ev sahibi olmasını mümkün kılan mortgage piyasası için
geri sayım başladı. Yasal altyapı oturtulduğu takdirde
önümüzdeki sene sistemin faaliyete geçmesi planlanıyor. Ancak
uzmanlara göre sağlıklı bir piyasa için daha gidilecek ve
yapılacak çok iş var.
Enflasyon ve faiz oranlarını
düşmesi ile birlikte canlanan gayrimenkul pazarında, 'kira
öder gibi ev sahibi olma' imkanını sağlayan uzun vadeli ipotek
kredileri, yani mortgage sisteminin Türkiye'de başlaması
gündemde. Başta SPK ve Maliye Bakanlığı olmak üzere özel
sektörden de birçok banka GYO'lar aracılığı ile pazarın
nabzını tutmaya çalışıyor. Sektörün önde gelen kuruluşları
2005 yılının ikinci yarısında sistemin hayata geçirileceğine
inanıyor. Nitekim, SPK Başkanı Doğan Cansızlar da yasal
düzenlemelerin bu yıl içinde tamamlanacağını ve 2005 yılının
ikinci yarısına doğru Türk halkının mortgage ile
tanışabileceğini söylüyor.
Mortgage, deprem ve ekonomik
krizle 1994 yılından bu yana büyüklüğü 16 milyar dolardan 4
milyar dolara düşen gayrimenkul sektörünü canlandıracak
anahtar bir proje olarak nitelendiriliyor. Sistemin sadece
bununla da kalmayıp, emlak vergisi, konut değerlendirilmesi,
ipotek alım-satımı gibi yürürlüklere de belli standartlar
getireceği söyleniyor. Ancak tüm bu olumlu beklentilerin
yanında, gerekli altyapının henüz tamamlanmadığına dikkat
çeken işadamları, mortgage'ın tüm kesimlere hitap etmesi için
daha çok yol alınması gerektiğini vurguluyorlar. Özünde
mortgage Türkiye'de uygulanması gereken, birçok potansiyeli
içinde barındıran faydalı bir proje, fakat sağlıklı işlemesi
için özel sektör ve devletin üstüne çok iş
düşüyor.
Aylık gelirin
yüzde 20'si yetecek
Mortgage sisteminde
teminat olarak iki öğe baz alınıyor; alınacak konutun değeri
ve tüketicinin ödeme gücü. Uzun vadeli ipotek kredisinde imar
mevzuatlarına uygun konut değerinin maksimum yüzde 70'i kredi
olarak veriliyor. Bir örnekle açıklamak gerekirse, mortgage
sisteminden faydalanmak isteyenler 50 milyar TL değerindeki
bir konut için 35 milyar TL'lık kredi
kullanılabilecekler. Aylık kredi ödemelerinde de, sisteme
katılanlar aylık gelirlerinin %20-%30'unu 'kira öder gibi'
geri ödeyecekler. Yani en düşük seviye olan 525 milyon TLden
maaş alan bir memur 105-157 milyon TL aralığında kredi
ödeyerek, bir süre sonra ev sahibi
olabilecek.
Mortgage
nedir?
Mortgage, ipoteğe dayalı konut
finansman sistemi. Sistemin işleyişi ülkelere göre farklılık
gösteriyor ancak SPK üç Amerikan ve bir Alman modelini örnek
alan dört yöntem önermiş durumda Yöntemler, genel olarak konut
sahibi olmak isteyenlere finans kuruluşlarınca, konut
üzerinden tesis edilecek ipotek karşılığında 15-20 yıl gibi
uzun vadeli konut kredilerinin kullanılmasına dayanıyor.
Kredilerden doğan alacaklar İpoteğe Dayalı Menkul Kıymet
Kuruluşlarına devrediliyor ve bu kuruluşlar devraldıkları
alacaklar karşılığında ipotek yatırım fonu veya varlığa dayalı
menkul kıymet ihraç ederek, satıyorlar. Sistem kendini kendini
besliyor. Konut kredilerinin menkul kıymetleştirilmesinden
elde edilen fonlar, tekrar sisteme aktarılıyor ve böylece
bankalar uzun vadeli konut kredilerini finanse
edebiliyorlar.
Mortgage piyasası
nasıl işliyor?
Mortgage piyasasında iki tip
piyasa var. Birinci piyasaya bankaların kişilere verdiği
kredilerden oluşuyor. Burada teminat olarak çoğunlukla
tüketicinin ödeme gücü ve almak istediği konut dikkate
alınıyor. Yurtdışında bankalara yardımcı olan servis sağlayıcı
firmalar var, fakat henüz bu yapı Türkiye'de oturmuş değil.
İkinci el piyasada ise bankalar veya kurumlar bu kredileri
satın alıp, yurtdışından veya yurtiçinden ikincil
yatırımcılara satıyor. Burada farklı metotlar uygulansa da
çoğunlukla bankalar tahvil veya hisse senedi çıkarıp
satıyorlar. Özünde varlığı dayalı menkul kıymet ihracatı
yapılıyor. Burada alıcılar zenginler, emeklilik fonları,
sigortalar, direkt müşteri ile ilişki halinde olmayan toptan
piyasadan kişiler oluyor. İkinci el piyasası bankaların
likidite sorunu yaşamasını engelliyor ve verdiği kredilerin
teminatını çabuk geri almasında yardımcı oluyor.
Volatilite sistemi
engeller
Yapı Kredi Koray Genel Müdürü Hakan
Kodal, mortgage piyasasında gerçekleşen altyapı ve fonlama
çalışmalarının önemine dikkat çekerek, piyasanın sağlıklı
çalışması için volatilenin ortadan kalkması gerektiğini
vurguladı. Kodal, 'Şimdilik bankalar 7 senelik krediler
veriyorlar. Mesela biz Çekmeköy projemizde TL bazında 7 ila 10
yıl arasında krediler dağıtıyoruz. 2-3 sene önce bunu
yapamıyorduk, ama şimdi ekonomi olumlu bir seyir içinde
ve piyasa canlanmış durumda. Mortgage piyasası
ile hedeflenen aslında orta kesimi ev sahibi yapmak.
Bunun için piyasa biraz daha bekler çünkü ekonomideki seyrin
oturması gerekiyor. Bir yıl enflasyon yüzde 8, sonra 6
ardından 12 olursa sistem yürümez. Enflasyonda düzenli bir
seyir gerekli. Mortgage piyasası
iniş-çıkışları kaldıramaz' diye konuştu.
Memurdan işadamına kira devri
kapanacak
Emlak sektörünün tanınmış
firmalarından Re/Max, Türkiye genelinde 95 ofisi ile faaliyet
gösteriyor. Re/Max Türkiye Bölge Direktörü Murat Goldştayn,
mortgage sisteminin devreye girmesi ile kamuoyunun kira
derdinden kurtulacağını söyledi. Goldştayn, 'Avrupa ve Amerika
pazarlarına baktığında nüfusun yüzde 99'ı mortgage sistemiyle
ev sahibi oluyor. Bankalar tüketicilere ödeyebilecekleri
tutarda faizler veriyorlar. İnsanlar da kira öder gibi
mortgage kredisini ödüyor ve ev sahibi oluyorlar. Türkiye'de
de sistem kiraya yakın rakamlarla işleyecek. Enflasyonda ve
faizlerdeki düşüş, mortgage sisteminin tüm kesimlere hitap
etmesini sağlıyor. Türkiye'de el değiştirme hızı eskiden çok
uzundu. Bir ev 30 yılda bir satılıyordu. Oysa bu oran
Avrupa'da 10 yıl. Mortgage sistemi sadece konutta el
değiştirmeyi hızlandırmakla kalmayıp, inşaat sektörünü de
canlandıracak. Konutlara talep artınca, yeni inşaatlar
başlayacak' dedi.
İkinci el
piyasası düzenlenmeli
Mortgage piyasasında
hedef kitlenin orta kesim olduğunu belirten Garanti Yatırım
Ortaklığı Genel Müdürü ve GYODER (Gayrimenkul Yatırım
Ortaklığı Derneği) Başkanı Kürşat Tuncel de şu anda tek
eksiğin ikinci el piyasasına yönelik düzenlemeler olduğunu
açıkladı. Tuncel şöyle konuştu; 'Bankaların faaliyetlerinin
menkul kıymetleşmesini sağlayacak olan mortgage ikinci el
piyasasında çalışmalar çok önemli. Bu sistemde ipotekli
kredileri satacak bir kurum olacak ve bu kurum standartları
belirleyecek. SPK ve Maliye Bakanlığı bu kurumu kurmak için
çalışıyor. Şimdilik bu kuruluşun yüzde 51'inin devlete ait
olması planlanıyor, sonra özelleştirilecek. Kurumun
belirlediği standartlard kredileri olan bankalar ipotek
kuruluşuna kredilerini satacaklar. Bu sayede orada tüketici
için bir kredi havuz oluşacak. Bankalar bu krediyi temsil
edecek bir menkul kıymet çıkaracaklar ve bunu ikinci el
piyasalara satacaklar. Bankaların para kazanması için yeni bir
alternatif sunuluyor. Kamuoyunun yüzde 60'ının ev sahibi
olabileceği söyleniyor. İkinci el piyasasının düzenlenmesi ile
sektör daha güvenli bir ortamda işler olacak.'
Konutta talep
artacak
Mortgage sisteminin Türkiye'ye
gelmesi ile birlikte konut ve inşaat sektörlerinin
canlanacağını belirten İŞGYO Genel Müdürü Turgay Tanes,
piyasada oluşacak arz ve talep dengesini şöyle değerlendirdi:
'Ülkemizde her yıl artan konut ihtiyacı göz önüne alındığında
orta ve altı gelir grubuna yönelik konut arzında her zaman var
olan arz sıkıntısı ilk başlarda biraz daha artacaktır. Ayrıca
arsa bulmakta yaşanan sorunlar da arzı olumsuz yönde
etkileyecektir. Ancak konut almaya hazır bir tüketici kitlesi,
geliştirdiği projeyi rahatlıkla satabileceğini gören
gayrimenkul yatırımcılarını harekete geçirecek ve arz
sıkıntısı orta vadede çözülecektir. Kredi kullanılabilecek
konutların standardı oluşturulacağından, bu normlara uymayan
konutların fiyatlarında büyük artışlar
olmayacaktır.'
ARJANTİN'DE DURUM
Tansel,
mortgage'ın Türkiye'deki GYO'ları nasıl etkileyeceğini ise
şöyle anlattı: 'Mortgage sistemi bitmiş konutların finansman
modelidir. Bu nedenle gayrimenkul yatırım ortaklıklarının
konut projelerinin finansmanı değil, konut satın almayı
düşünen kişilerin finansmanı önemli olacaktır. Mortgage
gayrimenkul yatırım ortaklıklarının konut sektöründe büyük
projelerde yer almasını, sağlayacaktır. Yüksek enflasyonlu
dönemler geçirmiş ülkelerden Arjantin'de ipotek piyasasının
büyüklüğü 4-5 senede 10 milyar dolarları bulmuştur. Arjantin
Türkiye'de örnek alınabilecek bir ülkedir.'
Bankalar
devleti BEKLEMESİN
Gayrimenkul bilgi
sistemleri alanında Amerika'nın en büyük şirketlerinden biri
olan Stewart Information International, mortgage sektörüne
yönelik altyapı çalışmaları gerçekleştiriyor. İngiltere,
Avustralya, İsrail, Kanada ve Romanya'da ofisleri bulunan
Stewart International, 2004 yılında Türkiye'de faaliyet
göstermeye başladı. Firma, konut kredilerinin menkul
kıymetlere dönüşüp, dünya piyasalarında satılması için destek
veriyor.
BANKALARARASI DAYANIŞMA
Stewart
International'ın Türkiye Sorumlusu Tevfik Türel, Türkiye'deki
mortgage piyasası ele alındığında bankalararası güçbirliğinin
olmadığına dikkat çekiyor. Türel'e göre mortgage piyasasında
önemli olan bir başka konu da bankalarda sistemi götürecek
yeterli fonunu bulunmaması. Her geçen günün sistemin aleyhine
işlediğini düşünen Türel, sektörü şöyle değerlendirdi:
'Amerika'da her 8 kişiden biri emlak sektöründe çalışıyor.
Türkiye de emlak açısından büyük potansiyellere sahip. 1994
yılında pazar 16 milyar dolar büyüklüğündeydi, şimdi ise 4
milyar dolarlara düştü. Enflasyon düştüğü için mortgage
Türkiye'ye geliyor diyorlar. Romanya gibi yüksek enflasyonun
olduğu ülkelerde de mortgage oldukça yaygın. Avrupa'da
mortgage birçok ülkenin GSMH'nın yüzde 20'sini oluşturuyor.
Türkiye'deki pazarın büyüklüğünü minimum GSMH'nin yüzde 10'u
olarak ele alsak, bu 22 milyar dolarlık bir pazar demek. Fakat
bir türlü harekete geçilmiyor. Bizim en büyük engelimiz bilgi
birikimimizin olmaması. Psikolojik bir çekinme var. İlla
devletin yapacaklarını beklemeye gerek yok, altyapı için hemen
harekete geçilmeli.'
YETERLİ FON YOK
Türk
bankacılık sisteminin henüz kendini besleyebilecek bir konumda
olmadığına dikkat çeken Türel, sözlerine şöyle devam etti;
'TÜrkiye'nin Avrupa normlarının altında en az yıllık 22 milyar
dolarlık bir pazar potansiyel olduğunu düşünelim. Toplam aktif
büyüklüğümüz bankacılık sistemimizde 152 milyar Euro,
mevduatların toplamı da 95 milyar Euro. Yani halihazırdaki
bankacılık sistemi ile mortgage'ı finanse etmemiz bu oranlarda
bile mümkün değil. Bu da dışarıya açılmamız gerektiğini
gösteriyor. Bankacılıkta ve sistemde likidite sorunu yaşamamak
için yabancılarla işbirliği şart. Denetimde BBDK'ya büyük
sorumluluk düşüyor. Aksi takdirde kriz olur, piyasa
yürümez.'
KRİTERLER DİKKATLİ
BELİRLENMELİ
Mortgage piyasasında 3 önemli kritere
dikkat çeken Türel, sözlerini şöyle tamamladı; 'Mortgage'da
konut kredisi verilirken belli kriterlere bakılır; evin değeri
nasıl saptanıyor, mülkiyetinde herhangi bir sorun var mı,
konutu alan kişinini ödeme gücü nedir, neye dayanıyor. Bu 3
kriterin dikkatli belirlenmesi ve dünyada kabul görecek
normlarda olması şart. Bankalar bu çalışmaları kendi
aralarında yapabilirler.' |