|
KAÇAK
YAPILAR 'NORMAL YAPI' OLDU
Özellikle
yerel yönetim seçimlerinden
önce her seçim döneminde
ülkemizdeki kaçak yapılaşma artardı,
bu seçim döneminde olmadık boyutlara
ulaştı. Nedeni basit, 'imar affı' beklentisi.
Çünkü birkaç yıldan
bu yana imar affı konusu
gündemi yine işgal ermekte.
İç
göçün başladığı yıllar
olan 1950'den bu yana geçen
54 yıl içinde benim bildiğim 17 imar affı çıktı. Buna irili
ufaklı imar aflarını
da ilave edersek sayı daha
da artabilir, bu haliyle
bile ortalama üç yılda bir
imar affı gerçekleştiren belki de tek ülkeyiz.
Seçim
dönemlerinde göz yumulan kaçak yapılaşma,
imar aflarıyla bu kadar
kolay yasallaştırılırsa,
ülkemizdeki konutların yüzde
70'i elbette kaçak olur.
Kaçak, adı üstünde, elektrik kaçağı, su
kaçağı dediğimizde bir miktar sızıntı
olduğunu, sıra dışı bir durum olduğunu,
gitmesi gereken nokta yerine, bir miktar
başka yerlere gidiyor anlamına gelir;
meseleyi böyle anlarsınız. Kaçak dediğimiz
olgu yüzde 70'lerde ise o zaman
tersine bir durum vardır. Su ya da elektrik
gitmesi gereken nokta yerine başka
yere gidiyor demektir. Ülkemizde
kaçak yapılaşmanın durumu bu. Yüzde 30 yasal konut, yüzde 70 kaçak konut. Yani bunun adına artık kaçak diyemeyiz. Kaçak konut yapmak sıradan hale gelmiş demektir.
Ortada
bir kaçakçılık olayı varsa hırsızlık
var demektir. Hırsız dediğimizde
sadece para ya da eşya çalanlar akla
gelmesin. Havayı, suyu, yeşil alanı,
özgürlükleri çalmak da bir hırsızlıktır.
Bu hırsızlığı yapanlar bellidir. Kaçak olarak bir konutu üreten,
yapılaşma sınırlarının
üzerine çıkarak yapı
yapan kişiler de birer hırsızdır. Onlar da o kentte, o
mahallede, o sokakta oturanların
havasını, yeşil alanını,
suyunu çalıyor demektir.
Üstelik de bunu yaparken
haksız kazanç elde ediyorlar.
Peki bunu kim yapıyor? O yapıyı yapan. Kimin
malını çalıyor? O kentte
oturanların. Buna kim göz yumuyor? Başta belediyeler
olmak üzere yerel yöneticiler.
Demek
ki belediyeler bu
hırsızlara göz yumuyor, yani
bir yandan hırsızlık yapana
göz yumuyor, diğer
yandan da görevlerini kötüye
kullanıyor, görevlerini ihmal ediyorlar.
O kenti, yönetmek üzere kendilerine
emanet eden seçmenlerine de ihanet
ediyorlar.
İstanbul
nüfusu 10 milyonu aşan dünyanın
10 büyük ve önemli metropolünden biri. Arsa ve arazi
fiyatları da doğal olarak çok
yüksek. Bazı ilçelerde
ise dünyada eşi benzeri olmadık boyutlarda.
Örneğin
Küçükçekmece Gölü ve etrafına
bir bakalım. İki metropol ilçe olan
Küçükçekmece ve Avcılar belediyelerine
sınır Küçükçekmece Gölü, dünyanın
sayılı güzellikteki göllerinden biridir.
Ve metropol sınırlan içinde olması
nedeniyle de metropol bir kent için büyük
bir şanstır. Ancak etrafındaki yapılaşmanın
bozukluğu, çarpıklığı karşısında
mezbele bir görüntü haline gelmiştir.
Şehrin içinde dünyanın en güzel göllerinden
birine bakan binlerce gecekondu ve kaçak yapılar ve bütün bu olanlara
seyirci kalan, göz yuman yerel yöneticiler.
Bunun adı ülkeye ihanettir.
Dönelim
İstanbul'un Bakırköy ilçesine,
dünyanın en pahalı semtlerinden olan
Yeşilköy, Yeşilyurt ve özellikle Florya'da
konut fiyatları, ki milyon dolarlarla
ifade edilmekte olan semtlerdir, tam bir kaçak yapılaşma cenneti
haline geldi. İki kat
imar izni olan binalar altıncı,
yedinci katlarını yapıyorlar, üstelik
öylesine yapıyorlar ki ortaya ucube, garip
binalar çıkıyor. Ülkemizin dünyaya
açılan penceresi Bakırköy Belediyesi
sınırlan içindeki rezalet artık son perdelerini oynuyor, milyon
dolarlara ev satılan kaçak
yapı cenneti. Milyon dolara
İsveç, Norveç gibi ülkelerde her biri
500 - 600 metrekare olan, bahçe içinde
dört tane malikâne satın almak mümkündür.
Bizim
Florya'mızda milyon dolara kaçak
apartman dairesi. Bu kaçak evi yapan
var, bu kaçak evi alan var, bu olanlara göz yuman, seyreden var.
Bu ilçelerdeki
arsa ve konut değerleri çok yüksek
diye, bu ilçelerden örnek verdim. Türkiye'nin genel yapılaşma düzeni
de aşağı yukarı bu durumdadır.
Başta
belediye başkanları olmak üzere kaymakamın ve valilerin görevlerinin
en başında kamu düzenini sağlamak
gelir. Ama bizim ülkemizde kaçak
konutların boyutu yüzde 70'lere gelip
dayandıysa burada ciddi bir yolsuzluk
vardır. Bunun başka da bir izahı
yoktur.
|