|
Yönetmek
Sanatı
İDARECİLİK
bir makamdır. Aile reisinden ülkenin en üst makamındaki zata
kadar bu mevkilerde bulunanlar
hep birer idareci
konumundadırlar.
İdarecilik,
bilgi ve beceri isteyen bir makamdır.
Makam sahibi olmuş da idarecilik vasfı
elde edememiş olanlar zulmün güllesi olurlar.
İyi
bir idareci hangi vasıflara sahip olmalıdır.
Arzediyorum: İyi bir idarecinin:
- İyi
bir ölçüsü olmalıdır.
- Geniş
bilgi ve kabiliyeti olmalıdır.
- Fasih
bir lisan kabiliyeti olmalıdır.
- Olgun
olmalıdır.
- Enerjik
olmalıdır.
- Tutarlı
olmalıdır.
- Organizasyon
kabiliyeti olmalıdır.
- Anlayışlı
olmalıdır.
- Sosyal
kabiliyeti olmalıdır.
- İdari
kabiliyeti olmalıdır.
- Hayal
dünyası geniş olmalıdır.
- insanları
iyi değerlendirmelidir.
- Öğretici
olmalıdır.
- Verdiği
kararda dirençli olmalıdır.
- Teşvik
edici olmalıdır.
- Yorumlayıcı
olmalıdır.
- Karizmatik
olmalıdır.
- İlişkileri
sağlam olmalıdır.
- Tereddütlü
olmamalıdır.
- İletişimi
sağlam olmalıdır.
Bu
vasıflara sahip olmayan makam sahipleri,
idaresi altında bulunanlara zulmeder. Dolandırır.
Dolandıranlara göz yumar.
Bulunduğu
makamın ebedi sahibi olduğunu
zanneder. O makama ebedi meziyetleriyle,
çalışkanlığıyla çıktığını zanneder. Liyakatlileri
ezer. Yalakaları etrafına toplar. Şakşakları
gerçek zanneder.
Böyle
bir noktaya gelen idareci bu durumda
hapı yutar. O makamdan düşünce "Eyvah!"
der ama, iş işten geçmiş olur.
Böyle
bir duruma düşen makam sahiplerini
"Destan" başlığı altındaki şiiriyle Türkiye'nin
zabıta şairi İsmail Altınışık bakın nasıl
anlatıyor.
Şairin nasihatvari dörtlüklerini hep birlikte okuyalım:
Kim
haklıysa, benden güçlü dersin
Hak
yemekte de, mahir ve lidersin.
Mazlumların
ahıyla, nere kadar gidersin?
Sana da hesap sorulur, elbette bunu bilesin.
* * *
Hiç yüzün kızarmadan, nasıl
gezersin bilmem.
Belediye başkanı olsan da sana eman dilemem.
Bu
saltanatın bitecek burnun da sürtülecek.
Akıttığın
gözyaşlarını, artık ben de silemem.
* * *
Serseri mayın gibi zamansız patlıyorsun.
Nefret
ve kin'leri, hep ikiye katlıyorsun.
İstenmeyen
insan kim? Anlamak güç olmaz.
Biliyorsun da! Ben söyleyince çatlıyorsun.
* * *
Ne
dâva erisin, ne de gerçek görensin.
İkiyüzlüler
dünyasında, eşsiz bir erensin.
İstersen
kına yak da, istersen çengi oyna.
Hakikata yüz çevirip, zâlime güç versin.
* * *
Gurur ve kibirle, yolda yalpa yaparken.
Mazlumların
gözyaşı, feryadıyla akarken.
Vicdanın sızlamaz mı, söyle bana ne olur?
Öyle
güçlüsün ki, dost’a kazık atarken.
* * *
Bizi
dost görmüyorsun, küçük dünyada.
Senden
mahşerde hesap sorulur bir yanda.
Şu
fani dünyada, maddi gücüne güvenme!
Seçim
zamanı gelince, ne olacak vicdanda.
* * *
Makam
odana girerken, iki mısra söz vardır.
Sâdık
olan Müslüman'a, dünya malı az kârdır.
Niye
inatçısın anlamadım, kim yapar bunu bilmem.
Mücahid'in
fıtratında, Hakk'a hizmet bir yar'dır.
Yazan:
Mevlüt Özcan
|