|
Kendine İnsan Kaynakları
Müdürü
Kendine insan kaynakları
müdürü, diğerlerine personel müdürü olmaksa İnsan
kaynakları yönetimi denen şey
olmasın!
İnsan Kaynakları'' denen kavram,
özellikle son dönemde popüler oldu. Hatta, ''Personel
Müdürü'' demek hakaret, küçümseme gibi algılanmaya
başlandı. Nedir bunun aslı? Ne beklenir İnsan
Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısından?
Personel Müdürü denince bu iş olmuyor mu ya da bu işi
yapanlar alınıyor mu?
Kendi deneyimlerim sonucu
görüşüm şu... Her yönetici bir insan kaynağını da
yönetir. Yani her yönetici sorumlu olduğu ana uzmanlık
yanında aynı zamanda bir insan kaynağı yöneticisidir;
olmalıdır.
Örnek olarak ben, bir perakende
şirketinde, 4 yıldır müşteri hizmetleri ile eğitim
hizmetleri birimlerini yönetiyorum.
Hem kendi
ekibimin hem de eğitimlerini planladığım, hizmet
standartlarını belirlediğim yaklaşık 5000 çalışanın da
insan kaynağı yöneticisiyim. Çünkü gerek eğitim
ihtiyaçlarını belirlerken gerek eğitimleri verirken,
gerekse müşteri hizmetlerini izleyip değerlendirirken
tüm branşlarla iç içe oluyorum. Demek ki ben de insan
kaynağı yöneticisiyim. Çalışanların, yani ekibimin ve
diğerlerinin ihtiyaçlarını görüyor, mutluluklarını
biliyor, şikayetlerini dinliyor, taleplerini anlıyorum.
Esas olan tabii ki her birim yöneticisinin insan kaynağı
yöneticisi bilinciyle çalışması. Gerçek bu olunca
şimdiki insan kaynağı yöneticisi kusura bakmasın
personel yöneticisi oluyor. İşe alınacak adayları bulma,
işe yerleştirme, iş takibini belli performans kriterleri
ile yöneticilerle birlikte izleme, işten çıkarma gibi
ana işlerin yönetimi personel müdüründe olmalıdır. Size
neden böyle olması gerektiğini bir ''masalla''
açıklayayım.
Düşünün, birim yöneticisi yıllık
norm kadrosunu belirliyor, personel ihtiyacını
gerekçeleri ile iletiyor. Şimdi bu insan kaynakları
yöneticisi var ya; bu norm kadroya karşı çıkıyor, bin
dereden su getiriyor, adamı süründürüyor. Neden? Çünkü o
"İnsan Kaynakları Yöneticisi''. Başka bir örnek;
biriminizden biri ayrılıyor, yerine aynı konumda, aynı
özelliklerde birini istiyorsunuz. E karşınızda koskoca
insan kaynakları yöneticisi var. Olur mu, öyle hemen
evet denir mi? Yine bin dereden su getiriyor, ne olur ne
olmaz diyor, sürünmeye devam ediyorsunuz. Zam dönemi
yaklaşırken, maaşınıza baktığınızda benzer
pozisyondakilerden düşük olması sebebi ile iyileştirme
istiyorsunuz. İnsan Kaynakları'ndan bir cevap gelmiyor.
Cevap gelmeyince seviniyor, yaşasın maaşım
iyileştirilecek diye düşünüyorsunuz. Bir bakıyorsunuz
maaşınız düzeltilmek nerede daha da düşük bir zamcıkla
elinize geçiyor. Gidip koskoca insan kaynakları
yöneticisine soruyorsunuz "neden?" diye. Size ancak 15
gün sonraya randevu veriyor. Randevuya bir hafta kala
bir yıl önceki bir toplantı protokolünü size gönderiyor
ve ''tarihten bir yaprak ama içinde birkaç soru var,
randevu zamanı görüşelim'' diye not yolluyor. Sencileyin
protokole bakıp kalemi eline alıp ''tarih başarılan
işlerle doludur'' yazıyorsun. Koskoca İnsan Kaynakları
Yöneticisi istediğini yapmaya devam ediyor. Objektifi
diğer tarafa tuttuğumuzda aynı süreçte kendi maaşını 3-4
kat arttırdığını gördüğünde anlıyorsun ki; İnsan
Kaynakları Yöneticisi kendine İnsan Kaynakları
Yöneticisi. Gökten birkaç elma düşüyor. En büyüğü
koskoca İnsan Kaynakları Yöneticisinin başına; e tabii
başı acıyor, hatta başı ağrıyor, diğerleri daha küçük
düşen elmaları keyifle yiyor. Masal da burada bitiyor.
Not: Masalların miş’li geçmişle yazıldığını
bilmediğimi sanmayın. Biraz abartı olsun, canlandırma
yapılabilsin diye di'li geçmiş ve şimdiki zamanı
kullandım. |