|
Yazar:
Nido Qubein
Şirketlerde farklı seviyelerde bulunan
insanlarla çeşitli ortamlarda birlikte
çalıştığım için, ister işyerinde, ister evde
olsun, kişisel ilişkilerde başarısızlığın beş
ortak nedenden kaynaklandığını gözlemledim.
Bunlar şöyle:
- Sürekli kendiyle meşgul olma
- Acele varsayımlar
- Olumsuz
yaklaşımlar
- Beğenilme arzusu
- Nezaketsizlik
Sürekli Kendiyle Meşgul
Olma
Hiç kimse, "Ben büyüğüm"
takıntısına sahip biriyle uğraşmak istemez. Ben merkezci insanlar, konuşmayı tekellerine
alırlar ve her zaman konuyu kendi fikir,
yetenek, başarı ve gündemlerine geri getirirler.
"Ben büyüğüm" anlayışına o kadar kapılmışlardır
ki başkalarının çıkarlarını düşünecek zamanları
yoktur.
Başarı'da "ben"e yer yoktur.
"Ben" yerine "sen" anlayışına sahip olmadığımız
sürece, iş ve insan ilişkilerindeki başarı
skorumuz sıfıra yakın olacaktır. İnsan
etkileşimlerinde en iyi kural, binlerce yıl
öncesine dayanır: "Ne ekersen onu biçersin."
Günümüzde başarıya ulaşmanın en garantili yolu,
başkalarının ne istediğini bulmak ve bunu
sağlamanın yollarını aramaktır. İster sağlıklı
ve uyumlu bir ev ortamını korumak isteyin; ister
mal ve hizmet satın; isterse hırs ve vizyon
sahibi bir işgücü oluşturun; bu kural
geçerlidir. Başkalarına odaklanabilmek,
öğrenilebilir bir özelliktir. Olgunlukla
birlikte doğal olarak kazanılır.
Acele Varsayımlar
Sonuç
almak için acele eden insanlar, nadiren başarıyı
yakalarlar. Çoğu zaman, insanları ve koşulları,
yüzeysel görünümlerine bakarak ve arka planda
neyin olduğunu araştırmadan önden yargılarız.
Eski püskü giysiler giymiş orta yaşlı
bir adam, bir Chrysler bayiine girer. Satış
elemanları, onu görmemezlikten gelirler. Nihayet, bayinin sahibi, adamın yanına
gelir ve ona yardım edip edemeyeceğini
sorar.
- "Şu araba kaça?" diye sorar adam, Chrysler’in en pahalı modelini işaret ederek.
Bayi sahibi, fiyatı söyler.
- "Bir
tane alıyorum," der müşteri.
- "Harika"
der bayi sahibi. "Peki, parayı nasıl
ödeyeceksiniz?"
- "Bir çek yazacağım," der
adam.
Ve yazar. Yeni arabası ona
sunulduğunda, bayi sahibine bir kez daha döner.
- "Bu arada," der; "çöp kamyonu satıyor
musunuz?"
Bayi sahibi, adama Dodge marka
dört çöp kamyonu satar. Adam, yerel bir inşaat
firmasının sahibidir.
Dış görünüm,
aldatıcı olabilir. Başarı, her zaman lüks
markalar giymez. Kot pantolon, atlet, iş
eldiveni, etek yada bluz da giyebilir.
Olumsuz Yaklaşımlar
Bazı
insanlar vardır; sürekli bir yağmur bulutunun
altında yürürler. Nereye giderlerse gitsinler,
işleri ters gider.
Bazı kimseler, yağmur
yağdırmada uzmandırlar. Olumsuz yaklaşımları
nedeniyle kötü şans peşlerini bırakmaz. İşlerin
ters gideceğini bilirler ve bu inanç, kendi
kendini doğrulayan bir kehanete dönüşür.
Bir keresinde, yaşamın sürekli kaybeden
tarafındaymış gibi duran bir arkadaşıma
"Neşelen" dedim. "Daha kötüsü olabilirdi."
- "Biliyorum" dedi. "Bir defa neşelendim ve
kesinlikle işler daha kötüleşti."
- "Dinle," dedim. "İyi birşeyin olacağına
inanırsan, iyi birşey olur. Senden yarın harika
bir gün geçireceğine inanmanı -gerçekten
inanmanı- istiyorum."
Bir sonraki günün
sonunda arkadaşımı arayarak gününün nasıl
geçtiğini sordum.
- "Kötü," dedi. "Tam
beklediğim gibi."
Bir başka arkadaşım da
tamamen zıt bir karaktere sahipti. Kafasına bir
ton gübre dökülse, "Düşünsene, bu gübreler
çileklerim için ne kadar iyi olacak!" derdi.
Hava nasıl olursa olsun, içinde
bulunduğu koşullar ne olursa olsun, bu
arkadaşıma gününün nasıl geçtiğini sorduğunuzda,
"Bugün hayatımın en güzel günü," derdi.
Bir keresinde ona sordum: "Seni ne zaman
görsem, hayatının en güzel gününü yaşıyorsun.
Bunu nasıl beceriyorsun?"
- "Dün, bir daha
asla geri gelmeyecek. Yarın ise henüz benim
değil. Bugün, sahip olduğum tek gün. Bu da onu
hayatımın en güzel günü yapıyor,"
derdi.
Bu arkadaşım, birkaç yıl önce
öldü; ama eminim, onun ödülü, her gün hayatının
en güzel gününü yaşayacağı bir sonsuzluk olacak.
İnsanlar, ikinci bahsettiğim arkadaşımı
çok sever; birinci bahsettiğim arkadaşımdan ise
kaçarlardı. Birinci bahsettiğim arkadaşımın
yakınında olduklarında, kendilerini yıldırım
çarpacağından ya da üzerlerine bir ağaç
düşeceğinden korkarlardı. Ve bu gerçekten
olabilirdi.
Beğenilme
Arzusu
İnsanların sizi beğenmelerini
istemek doğaldır. Arkadaşlarımızdan güç ve ilham
alırız. Arkadaşlığın sıcaklığı, büyük bir moral
yükselticidir. Ama, arkadaşlığı satın almaya
çalıştığınızda, ürünü ucuzlatırsınız. Kendinize
saygınızı kaybedersiniz. Başkaları da size saygı
duymazlar.
Yüksek standartlar oluşturup
bunlara uygun hareket ettiğinizde saygı
görürsünüz.
Nezaketsizlik
Bazı
insanlar, uçlarda dolaşırlar. Bilerek insanların
sözlerini keser ve başkasının duygularına saygı
göstermeksizin akıllarında ne varsa pat diye
söylerler. Dünyanın kendi programlarına göre
döneceğini düşünürler. Dolayısıyla,
randevularına istedikleri zaman gelirler.
Başkalarını bekletmekten rahatsızlık duymazlar.
Onlar için taviz vermek, zayıf insanların işidir
ve diplomasi, yalnızca manipülasyon amaçlı
olduğunda faydalıdır.
Bu tür insanlar,
bir süre için zorlaya zorlaya başarıya
ulaşabilirler. Ama, tersliklerle
karşılaştıklarında ve kendilerini destekleyecek
birilerine ihtiyaç duyduklarında, sempati
duymaktan ziyade oh olsun diyen kişilerle yüz
yüze gelirler.
Nezaket, iş dünyasında
sorunları aşmanızı sağlayan önemli bir
faktördür. Satışta, yönetimde ve kişisel
ilişkilerde başarıya giden yolu kolaylaştırır. |