|
Başbakanlık E-Türkiye projesini
"E-Dönüşüm Türkiye" başlıklı bir genelgeyle harekete geçirdi.
Projeyi DPT bünyesinde kurulan Bilgi Toplumu Dairesi'nin yürütmesine
karar verildi. Hükümet böylelikle göreve geldiğinden bu yana
Türkiye’nin bilgi toplumu olmasına yönelik verdiği taahhütleri
DPT’de bir birimin içine sıkıştırarak bu projeye ne kadar sahip
çıktığını ve bilgi toplumunun önemini ne kadar kavradığını göstermiş
oldu. Geçtiğimiz dönemde 13 ayrı çalışma grubuyla temsil edilen
E-Türkiye projesine göre Türkiye’nin bilgi toplumu hedeflerinin
Başbakanlık ya da bakanlık düzeyinde bir kurumsallaşma ile
sahiplenilmesi bekleniyordu. Bilgi toplumunu başlı başına bir devlet
politikası olarak benimsemesi beklenen hükümet, projeye bu şekilde
sahip çıkmak yerine Devlet Planlama Teşkilatı içindeki bir dairenin
içine sıkıştırmayı uygun gördü. 27 Şubat’ta yayınlanan ve bütün
kamu kurum ve kuruluşlarına yollanan genelgede E-Dönüşüm Türkiye
projesinin koordinasyonunun DPT’de olduğu belirtildi ve bütün
kurumların genelgenin gereklerine uyması istendi. Genelgeye göre
E-Dönüşüm Türkiye projesi ile ilgili mevcut durum analizi ve
danışmanlık hizmeti alımı sonrası eylem planının uygulanmasına
geçilecek. Projenin başında bulunan DPT Müsteşar Yardımcısı Halil
İbrahim Akça, bu yıl önceliğin e-devlet projelerinin entegrasyonu ve
yürüyen projelerin tamamlanmasına verileceğini ve bu alanda
yatırımların durmayacağını açıkladı. Projenin koordinasyonunu
sağlamak amacıyla Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı bünyesinde
Müsteşar Yardımcısı Halil İbrahim Akça’ya bağlı Bilgi Toplumu
Dairesi Başkanlığı kuruldu. Dairenin başkanlığına Recep Çakal
getirildi. Ayrıca, projenin üst seviyede yönlendirilmesi ve
izlenmesi amacıyla DPT Müsteşar Yardımcısı Halil İbrahim Akça'nın
başkanlığında ilgili müsteşar yardımcıları ve sivil toplum
kuruluşlarının başkanlarından oluşan bir "Danışma Kurulu"
oluşturuldu. Bilgi Toplumu Dairesi ilk koordinasyon toplantısını
gazetemizin yayına hazırlandığı 28 Mart tarihinde yaptı. Toplantıda,
çalışma gruplarının yapısı ve yaptıkları çalışmalar ile Danışma
Kurulu'nun oluşumu gözden geçirildi. Genelgede, bugüne kadar
yürütülen "e-Türkiye" girişiminin, belirtilen hedefler ışığında
yeniden gözden geçirilerek, "e-Dönüşüm Türkiye" projesi bünyesinde
bütüncül bir anlayışla sürdürüleceği ve "e-Dönüşüm Türkiye"
projesinin genel olarak demokratikleşme, özel olarak ise kamu
yönetimi reformu çerçevesinde yürütüleceği, bu bağlamda değişik
reform projeleri ile karşılıklı etkileri dikkate alınarak hayata
geçirileceği belirtildi. Projenin detayıyla ilgili olarak
E-Dönüşüm Türkiye Projesinin Danışma Kurulu Başkanı ve DPT Müsteşar
Yardımcısı Halil İbrahim Akça’yla görüştük. Akça, DPT’nin proje
kapsamında üstlendiği koordinasyon rolünün DPT içinde bulunan
birimlerle gerçekleştirilemeyeceği ve bu konunun birçok sektörü
ilgilendirdiği gerekçesiyle Bilgi Toplumu Dairesi’ni kurduklarını
belirtti. Projeyle ilgili ana politikaların bu dairede
görüşüleceğini ve belirlenen politikaların DPT’den sorumlu Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’e doğrudan
iletileceğini kaydeden Akça, “Sayın Şener, Türkiye’nin e-Bakanı
diyebiliriz” şeklinde konuştu.
DPT bilişime ait herşeyi
üstleniyor Akça, 57. Hükümet döneminde yürütülen E-Türkiye
çalışmalarının ve diğer çeşitli projelerin Acil Eylem Planı'na uygun
bir şekilde bir araya getirilerek yeni daire tarafından
yürütüleceğini belirtti. DPT, diğer taraftan E-Avrupa+, E-içerik
gibi çeşitli AB projelerinin koordinasyonunu da üstlendi. DPT’nin
işin yürütülmesi noktasında bütün projelerin içinde olmasının mümkün
olmadığını belirten Akça, projeler kapsamında değişik
görevlendirmeler olabileceğini, teknik yönü ağır olan projelerin
TÜBİTAK tarafından üstlenilebileceğini vurguladı. Öncelik
yürüyen projelerde DPT Müsteşar Yardımcısı Halil İbrahim Akça,
önceliği pek çok kurum tarafından yürütülen bilişim projelerinin
arasında entegrasyon sağlanması, belli protokollerin oluşturulması,
teknik altyapı uyuşmazlıklarının çözülmesi, birbirinin tekrarı gibi
olan projelerin koordinasyonuna vereceklerini belirtti. Kurumlar
arasındaki projeleri bütünleştirip tek numara sistemine bir an önce
geçmeyi hedeflediklerini kaydeden Akça, sözlerine şöyle devam etti:
"Genelgenin kaynağını Acil Eylem Planı oluşturuyor. Acil Eylem
Planı'nda bu projenin süresi 6 ay ve sürekli olarak belirtilmiş.
Acil eylem planıyla da uyumlu olmak zorundayız. 6 aylık süre Mayıs
sonunda doluyor, bu zamana kadar ortaya somut bir çerçeve çıkarmak
durumundayız. İlk işimiz mevcut durum tespiti ve politikaların
saptanması olacak. Bu alanda sektörel olarak birçok çalışma
yapılmış, bu yüzden sıfırdan bir durum tespitine gerek olduğunu
düşünmüyoruz. Düşüncemiz yapılmış bütün çalışmaları derleyip
toplayıp bunlardan bir strateji dokümanı üretmek. Mayıs sonunda bir
strateji dokümanı ve taslak bir eylem planının ortaya çıkması, sonra
da uygulamalara girişilmesi söz konusu." 2003 boyunca yürüyen
projelerin tamamlanması ve bütünleştirilmesi için çalışacaklarını
söyleyen Akça, 2004 yılında ilk olarak sosyal güvenlik kurumlarının
otomasyonunu ele alacaklarını kaydetti. Sosyal güvenlik alanında
otomasyon ve akıllı kart sistemi için birkaç yüz milyon dolarlık
yatırım yapılacağını vurgulayan Akça, 2003 yılında konsolide bütçede
8 katrilyon, KİT’lerle birlikte ise 12,5 katrilyonluk yatırımın söz
konusu olduğunu, yatırımlarda önceliğin yürüyen projelerin
tamamlanmasına verileceğini kaydetti. Kamu yatırım programının
Nisan’ın ilk haftasında açıklanacağını ifade eden Akça, 2003 yılında
yeni projelerin askıya alınacağını ve yatırım programında yürümesine
rağmen gerçekleşme oranı düşük projelerin yavaşlatılacağını da
söyledi. Korkulan madde Başbakanlık’tan bütün kurumlara
dağıtılan E-Dönüşüm Türkiye genelgesi bilişim teknolojilerinin
kullanımının yaygınlaştırılmasından projelerin bütünleştirilmesine
kadar bir dizi hedef içeriyor. Hedefler arasındaki önemli bir madde
ise "Bilgi ve iletişim teknolojisi alanında kaynak israfını azaltmak
amacıyla, kamunun mükerrerlik arz eden veya örtüşen ilgili yatırım
projelerinin bütünleştirilmesi, izlenmesi, değerlendirilmesi ve
yatırımcı kamu kuruluşları arasında gerekli koordinasyonun
sağlanması.” Bilişimcilerin korkusu ise "kaynak israfı" ifadesinin
yanlış yorumlanarak, bilişim sektörü alımlarının yine tasarruf
kalemi olarak görülmesi. Bilgi Toplumu Dairesi Başkanı Recep
Çakal: DPT Bilgi Toplumu Dairesi Başkanı Recep Çakal, Dokuz
Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu.
Bilkent Üniversitesi’nde İşletme dalında yüksek lisans, Kolombiya
Üniversitesi’nde de master yapan Çakal, 1989’dan bu yana DPT’de
İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü, Altyapı
Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda uzman olarak görev yapıyordu.
Akça: "Hükümet e-dönüşümde kararlı"
DPT Müsteşar
Yardımcısı Halil İbrahim Akça, Bilgi Toplumu Dairesi’nin kurulma
nedenini 58. Hükümetin e-dönüşümü sağlamaya kararlı olmasına
bağladı. Gelişmiş ülkelerin temel özelliğinin kamuda verimlilik ve
şeffaflığı ön planda tutan kurumlara sahip olmak olduğunun altını
çizen Akça, şunları söyledi: "Özellikle 1990’ların sonlarında bu
özellik çok net ortaya çıktı. Dünyanın gelişmiş pek çok ülkesi kendi
kamu yönetimini yeniledi. Sonrasında iyi işleyen kurumsal yapıyı
elektronik ortama geçirerek daha verimli hale geldiler. 58. Hükümet
aynı kurumsal dönüşümü gerçekleştirmek istiyor. Gerek kurumların
idari yapılarını, gerekse verdikleri hizmetlerin içeriğini
değiştirmek istiyor. Bunun için büyük yatırımlara gerek yok, mevcut
harcama ve yatırımlarla bu dönüşümün sağlanması mümkün. Hükümetin
ortaya koyduğu en önemli şey, Acil Eylem Planı. Acil Eylem Planı’nın
özünde de kurumsal yapıyı değiştirme, verimliliği ve hizmetin
kalitesini artırma var. Bilişim sektörüne bakıldığında projeler
genelde verimliliği artıran, kamuya tasarruf sağlayan, hizmetin
kalitesini artıran projeler. Bu anlamda bilişim projelerinin
yavaşlamadan devam edeceğini düşünüyoruz." Öte yandan Akça,
bilgisayar alımı konusunda koordinasyonsuzluktan dolayı bazı aşırı
yatırımlar yapıldığının bir gerçek olduğunu belirtti.
"Doğru ihtiyaç
tespitiyle doğru projelere yönelmek gerek" diyen Akça sözlerine
şöyle devam etti: "Mevcut durumda kamunun verimsiz ve
koordinasyonsuz olduğu, özellikle bilişim teknolojisinden yararlanma
konusunda geri kaldığı bir gerçek. Buradan hareket ediyoruz, işin
uzmanları ve tüm taraflarıyla yapılacak çalışma sonucunda manzara
daha net ortaya çıkacak."
|