|
Linkler
|
|
Zekatın
Önemi
|
|
|
|
Mallarınızı
zekat ile koruyun
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Mal, zekat ile korunurmuş. Zekat bu kadar önemli mi?
CEVAP
Kur’an-ı
kerimin çeşitli yerlerinde namaz ile zekât beraber bildiriliyor. (Namazı
kılın, zekâtı verin) buyuruluyor. (2/43)
Zekâtın
önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allaha
ve Resulüne inanan, malının zekâtını versin!)
(Zekât
vermekle Müslümanlığınız mükemmel hâle gelir.)
(En
faziletli ibâdet namaz, sonra zekâttır.)
(Hastalarınızı
sadaka ile, mallarınızı zekât ile koruyun!)
(Malınızın
temizlenip güzelleşmesi için zekât farz kılındı.)
|
|
Zekat
nisabı nedir
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Zekat nisabı nedir, nasıl hesaplanır?
CEVAP
Daha
kolay anlaşılması için maddeler halinde yazalım:
1-
Zekât nisâbı, 20 miskal, ya'nî 96 gr altın veya bu değerde
para, ticâret eşyâsıdır.
2-
Zekât nisâbına mâlik olan zengindir.
3- Zekâta tâbi malların veya paranın,
sene içindeki azalıp çoğalmasına itibâr edilmez. Nisâba mâlik
olduktan bir sene sonra elde kalan mal, nisâbı buluyorsa kırkta
biri zekât olarak fakirlere verilir. Nisâbdan aşağı ise
verilmez.
4-
Zekât, kârdan değil, ticâret malının veya paranın tamamından
verilir.
5-
Senetli, senetsiz alacaklar nisâb hesâbına dâhil edilir.
Alacaklar tahsîl edildikten sonra zekâtları verilir. Daha almadan
da zekâtları verilebilir.
6-
Borçlar, mevcut paradan veya maldan çıkarılır. Geri kalanın
zekâtı verilir.
7-
Ticâret için olmayan evler, arsalar, vâsıtalar, fabrikalar,
demirbaş eşyâlar zekât nisâbına dâhil edilmez. Ticâret için
alınıp ticâret için saklanan malların, altın, gümüş, yerli
ve yabancı paraların ve elden ele dolaşan hisse senetlerinin zekâtı
verilir. Evin, apartmanın, arabanın, zekâtı olmaz. Araba, ev ve
arsa alıp satan kimse, bunların zekâtını verir. Çünkü bunlar
ticâret malı olmuştur. Ev yaptırmak için arsa alan, bunun zekâtını
vermez. (Dürer)
8-
Bir zenginin bir fakirden alacağı olsa, fakire borç senedini
verip, "Sana alacağım kadar zekât vermeye niyet ettim. Sen
de borcuna karşılık kabûl et, böylece ödeşmiş olalım"
dese, fakir de kabûl etse, zengin zekâtını vermiş olmaz. Çünkü
zekât, borç senedi vermekle, râzı olmakla verilmiş olmaz. Ancak
mal teslim etmekle olur. Bu zenginin zekâtını fakire vermesi,
fakirin de, aldıktan sonra, tekrar zengine geri vererek borcunu ödemesi
lâzımdır. Ev kirasını ödeyemeyen fakir kiracıya, mal sahibi
kirayı almadan ona bağışlasa, bu para zekât yerine geçmez
sadaka olur. (R.Muhtâr)
9-
Zekât verirken bilezik, yüzük gibi altınların işçilik ve
sanat değerine değil, ağırlığına itibâr edilir. Yanî 12
ayardan fazla olan bütün altınlar, tartılır. Kırkta biri zekât
olarak verilir.
10-
Bilezik, zincir, küpe, yüzük gibi çeşitli ayarlarda altını
olan kimse, bunların içinden en yüksek olanının ayarından
vermesi evla, ortalamasını hesap ederek vermesi câiz, en düşüğünden
vermesi ise, mekruhtur.
11- Kadınların altın ve gümüşten
başka diğer süs (zînet) eşyâları zekâta tâbi değildir. Pırlanta,
elmas gibi zînet eşyâlarının zekâtı verilmez. Şâfiî'de
ise, kadınların altın ve gümüş dâhil süs olarak taktıkları
zînetlerin zekâtı verilmez. (Hidâye)
12- Zekâta tâbi mallar, altın
liraların en düşüğünün alış fiyatına göre hesap edilir.
13-
Kadının nisâbın üstünde bileziği varsa, zekâtını kendisi
verir. Yâhut, (Benim zekâtımı sen bir fakire ver) diye kocasını
veya başka birini vekil ederse, vekil kendi parası ile zekâtı
verebilir.
14-
İmâmeyne göre, borçlu ve fakir kimseye, hanımı zekât
verebilir. (Mevkûfât)
15-
Namaz kılmayan, oruç tutmayan bir müslümanın da zekât vermesi
lâzımdır. Nasıl olsa, oruç tutmuyorum, zekâtımı da
vermeyeyim dememelidir! Hiç değilse, borcun birinden kurtulmalıdır!
16-
Borcu olmayan fakire nisâb miktarı veya daha çok zekât vermek
mekrûhtur.
17-
Zekât verirken, "zekâtım" demeye lüzûm yoktur.
"Hediyem" denilse de câizdir.
18-
Zekât, ticâreti yapılan maldan veya değeri altın olarak
verilir.
19-
Hisse senetlerinin nâma [isme] ve hâmiline [taşıyana] yazılı
olanları vardır. İsimsiz, hâmiline yazılı olanların devir
kabiliyetleri vardır. Yanî döviz gibi elden ele dolaşır. İstendiği
zaman satılabilir. Bu senetler ticâret malı gibi, zekâtın hesâb
edildiği tarihteki piyasa değeri üzerinden nisâba dâhil edilir.
Nâma yazılı hisse senedi alan, sene sonunda, fabrikanın demirbaş
mallarının haricindeki parasını zekât nisâbına dâhil eder.
20-
Gölde yetiştirilen balıklar satılınca, bu para diğer zekâta tâbi
mallarla beraber nisaba ulaşırsa zekâtı verilir. Birkaç ineği
olup çok süt satan, ineklerin zekâtını vermez, fakat sene
sonunda sütten elde ettiği parayı zekât nisabına dahil edilir.
|
|
Zekat
ne zaman verilir
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Zekat ne zaman verilir? Anne ve babaya zekat verilir mi?
CEVAP
Zekât,
farz olduktan sonra verilir. Nisaba ulaşan, zengin olduğu tarihi,
kameri aya göre bir yere yazar. Mesela, 3 Recebde zengin olmuşsa,
bir yıl sonra Recebin üçü gelince yine nisap kadar parası ve
ticaret malı varsa zekâtını verir. Ramazan ayını beklemez. Günü
gelmeden zekât vermekte de mahzur yoktur, çok iyi olur. Hatta
gelecek birkaç yılın zekâtını önceden vermek de caizdir. Bir
kimse, zekâtını yanlış hesap edip, bir altın zekat vermesi
gerekirken iki altın hesap etse, fakire verdikten sonra tekrar
hesap etse, bir altın vereceğini anlasa, ikinci yıl vereceği zekâta
bu bir altını mahsup eder.
Zekâtı
acele etmeden bir yıl içinde vermek gerekir diyen âlimler var ise
de, acele edip, hemen vermek vaciptir. Özürsüz geciktirmek mekruh
olur. Şâfiî ve Malikî’de, zekât farz olunca, hemen vermek
farzdır. Hadis-i şerifte, (Zekât vermekte acele ediniz!) buyuruldu.
Ana
babaya, dedeye, büyük anneye, evlada, toruna, hanıma ve kâfire
zekât verilmez. Fakir olmak şartı ile geline, damada, kayınvalideye,
kayınpedere, kayınbiradere, üvey çocuğa zekât verilir. Hala,
amca, dayı, teyze gibi akrabaya zekât vermek daha çok sevap olur.
|
|
Hangi
maldan zekat verilir
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Hangi maldan zekat verilir?
CEVAP
Zekâtın
hangi maldan verileceğini birçok müslüman bilmemektedir. Zekât
olarak verilecek mallar yerine, bunların kıymetlerini de vermek
caizdir. Kıymet denilince, altın ve gümüş anlaşılır, başka
mal, çek, senet, para veya döviz anlaşılmaz. Çünkü eşyanın
kıymeti altın ve gümüş ile anlaşılır. (Keşfi
rümuz-i gurer)
Fülus
[bakır] paraların kıymetleri nisabı bulunca zekât olarak, bu fülusun
değerlerinin kırkta birini gümüş olarak vermek gerekir.
(M.Seade)
Bakır
paranın zekâtı, aynı cins bakır paradan verilmez, gümüş
olarak verilmesi gerekir. (İmam-ı
Ebu Yusüf buyurdu ki, toprak sahiplerinden uşur ve zekât
olarak, altın ve gümüş yerine, başka geçer akçe [para] almak
haram olur. Her ne kadar bunlar, herkesin kabul ettiği damgalı
para ise de, altın değil, bakır paradır.) [R.Muhtar]
Altın
ve gümüş olmayan, tedavüldeki para ile zekât verilmez. Zekât,
ya altın veya gümüş, yahut ticareti yapılan maldan verilir. İmam-ı
Nesefi hazretleri buyuruyor ki: Bir zengin, yemek satın alıp
fakire yedirse, zekât vermiş olmaz. (Zahire)
Zekât
olarak, erkek deve verilmez. Erkek develerin zekâtı bile dişi
deve olarak verilir. Dişi devesi yoksa değeri kadar altın veya gümüş
verilir. Başka mal verilmez. (Hindiyye)
Zekât
olarak altın ve gümüş yerine, bunların kıymeti kadar uruz
vermek sahihtir. (M.felah)
Ticaret
malına uruz denir. Elbise tüccarı, ya uruz yani ticaretini yaptığı
elbiseden veya değeri kadar altın, gümüş verir. (Tahtavi)
Fakire
verilen altın, onu zengin edecek kadar fazla olmamalıdır. Borçsuz
fakire nisap miktarı veya daha çok zekât vermek mekruh olarak
caizdir. 10 g altın kadar borcu var ise, 100 g altını alması
mekruh olmaz. Altın ile gümüş, ne niyetle saklanırsa saklansın
ticaret eşyası kabul edilir. Nisap miktarı ise zekâtı verilir.
Kira
ve zekat
Bugün
fakir için kiralık ev çok mühimdir. Fakat zengin zekâtına
mahsuben fakiri evinde oturtamaz. Çünkü bir zengin, zekâtına
mahsuben, bir fakiri evinde oturtsa zekât vermiş olmaz.
|
|
Zekat
nisabı bellidir
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Zenginlik nisabını yeniden ele almalı diyorlar. Zekat nisabı
belli değil midir?
CEVAP
Gazeteleri
okuyan, TV’leri seyredenler, sanki din yeni ortaya çıkmış
gibi, hakiki İslam âlimlerince onaylanıp 14 asırdır uygulanan
dini hükümleri değiştirmeye kalkanlar çıkıyor. Kimi
tesettürü kaldırıyor, kimi
bayanlara hayz ve nifas hallerinde namaz kıldırıyor, kimi
kaderi inkâr ediyor, (Fakirlik kaderimiz değil) diyerek, güya alınyazısını
değiştirmeye kalkıyor. Kimi hariciler, İslam tarihinde ilk
demokrat ve cumhuriyetçi fırka diye övüyor.
Kimi
yakında kıyamet kopacak diyor. Hele tuhaf biri, (İstanbul’da büyük
deprem olacak, 5 milyon kişi ölecek, aklı olan İstanbul’u terk
etsin) diyor. Kıyametin ne zaman kopacağını Allah’tan başka
hiç kimsenin bilmediği Kur’an-ı kerimde yazılıdır. Depremin
de bugün için önceden bilinmesi mümkün değildir. Gaybdan haber
verircesine, milleti sıkıntıya sokmak haramdır.
Dünyada
da reform hareketi sürüyor. İslamın beş şartından biri olan
namazı, sahih olmasın diye vakti girmeden kıldıran yerler var.
Sahih olmaması için hac bir gün önce yaptırılıyor. Zekât,
altın, gümüş veya ticaret ettiği maldan verilmesi gerekirken,
ticaret malından değil de, başka maldan veriliyor. Böylece zekâtlar
da sahih olmuyor. Şimdi de kurban ibadeti kaldırılmak isteniyor.
Kurban kesilmeyip parası yoksullara verilmesi isteniyor. Dinimiz,
(Muhtaç insanlar olduğu zaman kurban kesmeyip parası yoksullara
verilsin) diyemez miydi? Peygamber
efendimiz böyle bir şeyi
düşünememiş mi, 1400 yıldan beri gelen âlimler düşünememiş
mi?
Son
olarak da zenginlik nisabını yeniden ele alıp bozmaya çalışanlar
var. Dinimiz kâmil değil midir? Eksik olan nesi vardır? Namazın,
orucun, zekâtın, nisabın yeni bir şekli olur mu? Reformcu, (Dine
göre, malların değeri değişmiş, kim zengin, kim fakir belli değil.
Mesela ortalama 40 davarın değeri 2.5 milyar, beş devenin bedeli
5 milyar, 30 sığırın bedeli 10 milyar. Gümüşe göre 60, altına
göre 500 milyondur. Bunun ortalamasını almak gerekir. Siz, 500
milyonu olanı zengin sayar, 29 sığırın bedeli olan 9 milyarlık
adamı fakir sayarsanız, bu adaletli olmaz.) diyor. Biri çıkıp
da niye dinimizle oynuyorsunuz demiyor.
Ya
dini bilmeyenler veya bozmak isteyenler
Böyle
bir teklifi, ya dini bilmeyenler yapar veya dini kasten bozmak
isteyenler yapar. Dinimizde, bir adamın 29 ineği ve 39 koyunu ve 4
devesi olsa, ayrıca 50 gram da altını olsa zekât vermez. Hatta Yün
için, yük taşımak için, binmek için olan hayvanları varsa
onların da zekâtı olmaz. Çünkü deve, sığır gibi başka
cinsten sâime hayvanlar, birbirlerine ve ticaret eşyasına
eklenmezler. Bu kadar mala sahip olan kimse, yaklaşık 20 milyarlık
bu insan zekât vermez. Din böyle bildirmiş. Sen bunları
birbirine ilave edersen dinin bildirdiği yolu bırakmış olursun.
Bu kadar malı olmayıp da 100 gram altını olan kimse, dinen
zengindir. Zekât vermesi gerekir. Reformcunun (malı çok olan zekât
vermiyor da, malı az olan zekât veriyor) demesi yersizdir. Hatta
bir kimse, fakir de olsa, toprak mahsullerinin uşrunu vermesi
gerekir. Problem diye çıkarılan bu meseleler, kitaba uymamaktan
ileri gelmektedir. Dinimiz eksik değildir. Kitaplara göre amel
edilirse, hiçbir mesele kalmaz. Kitaplarda eşyanın değeri, dövize,
koyuna, sığıra veya deveye göre tayin edilmez. (Keşf-i rümûz)
kitabında (Eşyanın kıymetleri altın ve gümüş ile anlaşılır)
deniyor. Şimdi, gümüşün altına nazaran kıymeti, yedide birden
çok düşük olduğu için, zekât hesaplarının yalnız altın
lira ile kıymetlendirilmesi lâzım olduğu İbni Abidin’de
bildirilmektedir.
Ticâret
eşyasının kıymeti, para olarak kullanılmayan altın ve gümüş
ile hesap edilmez. Hükûmet tarafından damgalı altın liralardan
kıymeti en az olanı ile hesap edilir. Kitaba inananlar için işin
esası budur.
|
|
Zekat
verirken nelere dikkat etmeli
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Zekat verirken nelere dikkat etmeli?
CEVAP
Malını
israf edene zekât vermek layık değildir. Salih olmayan fakir müslümana
da, zekât vermek sahihtir. Fakat salihleri tercih etmek çok sevabdır.
Fâsıka zekât vermek, kıraç yere ekin ekmeye benzer, bire 3-5 alınabilir.
Salihlere vermek ise, mümbit toprağa ekin ekmeye benzer. Sulak,
verimli toprağa tohum atılırsa daha çok mahsul alınır.
Kâfir,
her ibâdet gibi zekât vermekle de mükellef değildir. Gayrı müslime
zekât vermek caiz değildir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi
ve sellem, Muaz bin Cebel hazretlerini Yemen’e gönderirken, zekâtın,
uşrun, kimlerden alınıp kimlere verileceğini bildirirken, (Zenginlerinden
al, fakirlerine ver) buyurmuştur. Bu hadis-i şerifi açıklayan
âlimler, zekâtın müslüman zenginlerden alınacağını ve onların
[müslümanların] fakirlerine verileceğini, gayrı müslime
verilmeyeceğini bildirmişlerdir.
Hiçbir
anlaşma ve hile olmadan, bir zengin, fakire zekât verse, fakir de,
aldığı zekâtı zengine hediye etse, zekât verilmiş olur.
Herkes malını istediği kimseye hediye edebilir. Fakir aldığı
zekâtı, zengine hediye edebilir. Zenginin bunu alması helal olur.
Çünkü fakir kendi mülkü olan malı vermiştir. (Eşiat-ül
lemeat)
Zekât
vermemek için hile yapmak zulüm olur. Hadis-i şerifte buyuruldu
ki:
(Zenginlerin
zekâtı fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ onlara ayrıca
nafaka verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.)
|
|
Zekat
altın olarak verilir
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Zekatı illa altın olarak mı vermek gerekir?
CEVAP
Evet,
zekat altın olarak verilir. Günümüzde herkes, dinden bahseder,
aklına göre fetvalar verir. Niye böyle olmasın ki, bence bal
gibi olur diyorlar. Allah ne emrediyor,
Peygamberimiz ne buyuruyor, din kitaplarımız ne yazıyor
demiyorlar. Akla göre ölçü olsa,
akıl sayısı kadar din olur. Onun için dinde nakil esastır. Bazı
kimseler, para paradır, kâğıt para ile niye zekât verilmez ki
diyorlar. Şimdi bu konudaki muteber din kitaplarındaki ifadelere
bakalım: Zekât olarak verilecek mallar yerine, bunların kıymetlerini
de vermek caizdir. Kıymet denilince, altın ve gümüş anlaşılır,
başka mal, çek, senet veya paralar anlaşılmaz. Çünkü eşyanın
kıymeti altın ve gümüş ile anlaşılır. (Keşfi rümuz-i gürer)
Fülüs
[bakır] paraların kıymetleri nisabı bulunca zekât olarak, bu fülüsün
değerlerinin kırkta birini gümüş olarak vermek gerekir. (Miftah-üs-seade)
Bakır
paranın zekâtı, aynı cins bakır paradan verilmez, gümüş
olarak verilmesi gerekir. İmam-ı Ebu Yusuf hazretleri buyurdu ki:
"Toprak sahiplerinden üşür ve zekât olarak, altın ve gümüş
yerine, başka geçer akçe [kâğıt para] almak haram olur. Her ne
kadar bunlar, herkesin kabul ettiği damgalı para ise de, altın değil,
bakır paradır. " (Redd-ül-Muhtar)
Altın
ve gümüş olmayan, tedavüldeki para ile zekât verilmez. Zekât,
ya altın veya gümüş, yahut ticareti yapılan maldan verilir. İmam-ı
Nesefi hazretleri buyuruyor ki: "Bir zengin, yemek satın alıp
fakire yedirse, zekât vermiş olmaz." (Zahire)
Zekât
olarak altın ve gümüş yerine, bunların kıymeti kadar uruz
[Ticaret malı] vermek sahihtir. Elbise tüccarı, ya ticaretini
yaptığı elbiseden veya değeri kadar altın, gümüş verir. (Tahtavi)
Zekât
olarak, erkek deve verilmez. Erkek develerin zekâtı bile dişi
deve olarak verilir. Dişi devesi yoksa değeri kadar altın veya gümüş
verilir. Başka mal verilmez. (Hindiyye)
Niye
dişi deve verilmesi gerektiğini bilemeyiz. Deveye binilir, eti
yenir, yük taşır. Dişi devenin erkek deveden farkı var, süt
verir, yavru doğurur. Fakat dişi deve, erkek deve olmadan yavru doğuramaz.
Buna rağmen dinimiz erkek deveyi zekât olarak vermeyi caiz görmemektedir.
Bir
bakkal, dükkanında sattığı mallardan zekât verebilir,
konfeksiyon malından zekât
veremez. Bir konfeksiyoncu da, ceket pantolon gibi sattığı
mallardan zekât verebilir, pirinç, yağ gibi bakkalın sattığı
mallardan zekât veremez. Bir eczacı ancak, sattığı ilaçları
zekât olarak verebilir. Yahut altın olarak verir. Konfeksiyon veya
bakkal malzemeleri veremez. Halıcı veya mobilyacı ancak
ticaretini yaptığı, sattığı malları zekât olarak verebilir.
Halıcı
mobilya, mobilyacı halı veremez. Bazıları (Fakire ne versen alır,
yeter ki ver, fakir razı olur.) diyorlar. Evet fakir razı olur.
Fakat fakirin rızası önemli değildir, önemli olan Allahın rızasıdır.
Kumarda da, faizde de, zinada da tarafların rızası vardır. Ama
Allahın rızası yoktur. Önemli olan Allah ın emridir. Niye?, Niçin?
demeden kitaplarda ne yazıyorsa ona uymak gerekir. Aklını
kullanarak, niye altın veya ticareti yapılan maldan zekât
veriliyor da, başka maldan ve kâğıt paradan zekât verilmiyor?
demeye kimsenin hakkı yoktur.
Sual:
Zekatın altınla verilmesi şart mı? Altınla değil de kağıt parayla
verilse ibadette bir noksanlık olur mu?
CEVAP
Dinin
emrine uymak gerekir. Sadaka-ı fıtır; üzüm, arpa buğday hurma
ve undan verilir pirinçten fasulyeden ve diğer gıdalardan verilmez.
Ama sen buğday yerine pirinç versem niye olmaz diyemezsin din öyle
bildiriyor. Kıyamete kadar böyle. Devesi olan erkek deveyi zekat
olarak veremez dişi devenin de eti yenir erkeğin de ama din öyle
emrettiği için erkek deve verilmez. Ya altın olarak verilir
veya ticaretini yaptığı maldan verilir.
Sual:
Zekat görevimi Allahın emri ile yerine getirmek istiyorum. Ancak,
bir sorum olacak. 250 milyon civarında vereceğim. Bunu para olarak
verebilir miyim? Bu değeri temmuz ayına kadar vermeliyim. Peki bu
aya kadar bir seferde değil de aylara bölerek parça parça tek kişiye
verebilir miyim?
CEVAP
Hayır
altın olarak vermeniz gerekir. Yaklaşık iki buçuk altın
vermeniz gerekir. Mümkünse bir an önce vermelidir. Durumunuz müsait
değilse o zaman taksit taksit vermek de caizdir. Bir veya birkaç
kişiye verilebilir. Mesela iki buçuk altın 10 çeyrek eder. Beş
yarım eder. Her ay yarım altın verseniz beş ayda tamamlarsınız.
Birer çeyrek verirseniz on ayda tamamlarsınız. Durumunuza bağlı.
|
|
Zekat
veya sadaka istemek
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Zekat veya sadaka istemek uygun mudur?
CEVAP
Bir
günlük yiyeceği olanın, zekât veya sadaka istemesi haramdır.
Fakat istemeden verilen sadakayı, zekâtı alması caizdir. Muhtaç
olmayan fakirin, verilen zekât veya sadakayı almaması iyi olur.
Birisi zekât toplamak için vazife isteyince, Resulullah efendimiz,
(Seni, insanların yıkayıp
attıkları kirleri toplamaya memur etmek istemem) buyurdu. Zekât
olarak verilen bir deveyi isteyen bir zata, (Şişman
birinin, sıcakta terleyip vücudunu yıkadığı kirli su içilir
mi? Zekât böyle kir gibidir) buyurdu.
(Zekât, karıştığı malı
ifsad eder)
hadis-i şerifini İmam-ı
Ahmed hazretleri, (İhtiyacı olmadığı hâlde, zekât olarak
alınan mal, diğer malları helak eder) diye açıklamıştır. Zekâtı
muhtaçlara vermelidir!
|
|
Zekatı
verilmeyen mallar
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Zekat vermemenin cezası nedir?
CEVAP
Peygamber
efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, (Zekâtı
verilmeyen mallar, ejderha olup sahibinin boynuna sarılır)
buyurduktan sonra şu mealdeki ayet-i kerimeyi okudu:
(Hak teâlânın ihsan ettiği
malın zekâtını vermeyenler; iyi ettiklerini, zengin kalacaklarını
zannediyorlar. Hâlbuki kendilerine kötülük etmiş oluyorlar, o
mallar cehennemde azap aleti olacak, yılan şeklinde boyunlarına
sarılıp, baştan ayağa kadar onları sokacaktır.)
[3/180]
Yine
hadis-i şeriflerde buyruldu ki:
(Zekât
vermeyen toplumlar, kıtlıklara, bunalımlara maruz kalır.)
(Zekât
vermeyene Allahü teâlâ lânet eder.)
(Zekât
vermeyen, temiz malını kirletmiş olur.)
(Zekât
vermeyen, Kıyamette ateştedir.)
(Zekât
vermeyen toplum, rahmetten mahrum kalır.)
(Zekâtı
verilmeyen mallar, karada, denizde telef olur.)
(Zekâtını
veren o malın şerrinden korunmuş olur.)
(Zekât vermeyenin namazı
kabul olmaz.)
[Zekât vermemek büyük günah olduğu için, böyle günahkârın
kıldığı namaz sahih olup, borcu ödenirse de; namazdan hasıl
olacak büyük sevaba kavuşamaz. Her günah da böyledir.]
(Zenginlerin zekâtı,
fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ fakirlerin rızkını başka
yollardan verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.)
[Eli ayağı tutup da çalışabilenlerin zekât istemesi haramdır.
İstemediği hâlde, kendisine zekât verilirse, alması günah
olmaz. Zekât, çalışamayacak kadar hasta, sakat olanlara ve çalışıp
da güç geçinenlere verilir. Allahü teâlâ böyle fakirleri de
milletin içinde kırkta bir yaratmıştır.]
Bu
acı azaplardan kurtulmak için
Bu
acı azaplardan kurtulmak için malların zekâtını, tarla
mahsullerinin, sebzelerin, meyvelerin uşrunu vermek şarttır. Zekât
kırkta bir, uşur onda bir verilir. Kur’an-ı kerimde, (Malı,
parayı biriktirip zekâtını vermeyenlere çok acı azabı müjdele!
Zekâtı verilmeyen mallar, paralar, cehennem ateşinde kızdırılıp,
sahiplerinin alınlarına, böğürlerine, sırtlarına mühür
basar gibi basılacaktır.) buyurulmuştur. (Tevbe 34, 35) [Ayet-i
kerimelerin tercümelerini değil, tefsirlerdeki açıklamalarını
aldık.]
|
|
Kadının
zekatına kocası karışamaz
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Kendi paramı istediğim gibi harcayamam mı, çok bileziğim var,
kendi zekatımı veremem mi? Tarikat dine aykırı olur mu?
CEVAP
Kendi
paranızı meşru yerlere, dilediğiniz gibi harcayabilirsiniz.
Beyiniz karışamaz. Karışıyorsa, zulmediyor demektir. Onun parasını
onun istemediği yerlere harcamanız uygun değildir. Eğer izin almışsanız,
dilediğiniz yerlere verebilir, dilediğiniz gibi de harcarsınız.
İzinsiz harcamanız doğru olmaz.
Bileziklerinizin zekatını siz vereceksiniz. Kendi paranızdan
vermeniz gerekir. Beyinizin hediye ettiği para varsa ondan da
verebilirsiniz. Hediye olarak aldığınız para da sizindir. Zekat
vermeye beyiniz razı olmasa da, muhakkak vermeniz gerekir. Ondan
habersiz verirsiniz. Kocanın razı olması meşru işlerde olur.
Siz zekat verdiğiniz için sizden razı olmasa, bunun hiç kıymeti
olmaz.
Tarikat, dine aykırı olmaz. Her şeyin sahtesi çıktığı
gibi, günümüzde sahte tarikatlar çoktur. Bugün yapılacak iş,
eskiden yazılmış, İslâm âlimlerinin kitaplarını okumaktır.
Önce dinimizin emirlerini iyi öğrenmek gerekir. Bid’atleri ve
haramları dinin emri gibi işleriz de haberimiz olmaz. İslam
alimlerinin kitaplarını okumaya devam etmeniz kâfidir. Bir yere
gitmeniz gerekmez.
Sual:
Takındığım inci ve zümrütün zekatı olur mu?
CEVAP
Kadınların
altın ve gümüş hariç, başka zinet eşyaları, ne kadar çok
olursa olsun, zekat nisabına dahil edilmez. Fakat kurban nisabına
dahil edilir. Yani nisabın üstünde zinet eşyası olan kadın
zengindir, kurban kesmesi vaciptir.
Sual:
Şâfi'îde
bir kadının bin bileziği, bin Reşat altını olsa yine mi zekâta
tâbi değildir?
CEVAP
Şâfi'î
mezhebinde, (Kadının zîneti zekâta tâbi değildir) demek, (Âdet
olarak kullanılan zîneti zekâta tâbi değildir) demektir. Zînet
olarak, bin bilezik, bin altın lira takılmaz.
Diyelim
ki âdet olarak en fazla on bilezik ile on altın lira takılıyorsa,
bunlar zekâta tâbi olmaz. (Kadının zîneti 200 miskali geçerse,
fazlası zekâta tâbidir) diyen âlimler de vardır. Demek ki, kadının
normal zîneti zekâta tâbi değildir. Fakat âdet olandan fazlası
zekâta tâbidir. Hanbelî ve Mâlikî'de de kadının zîneti zekâta
tâbi değildir. Hanefî'de ise, altın kimde, nerede, ne maksatla
kullanılırsa kullanılsın, nisâbı bulursa zekâta tâbidir. (M.Erbe'a)
|
|
Bey
ve hanımın mal varlığı ayrıdır
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Kız kardeşime
zekat olur mu? Bey ve hanımın hesapları ayrı mıdır?
CEVAP
Zekât
ve fitrenizi zengin değilse kız kardeşinize veya çocuklarına
vermenizde mahzur yoktur. Dinimize göre, erkekle hanımının mal
varlığı ayrıdır. Birbirine eklenmez. Siz zengin, beyiniz fakir
olabilir, siz fakir beyiniz zengin olabilir.
Beyinize
ait değil, kendinize ait borcunuz varsa, mevcut paranızdan çıkarırsınız.
Altınlarınızı tartıp alacaklarınızla birlikte hesap
edersiniz. Hepsinin kırkta birini altın olarak, yeğenlerinize
verirsiniz.
Ev,
dükkân, araba gibi şeyler zekât nisabına katılmaz. Yani zekâtları
verilmez.
|
|
Kâfire
zekât vermek caiz değildir
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Gayrı müslime zekât ve sadaka vermek câiz midir?
CEVAP
Gayrı
müslime sadaka vermek câiz, zekât vermek câiz değildir. Kâfir,
her ibâdet gibi zekât vermekle de mükellef değildir. Peygamber
efendimiz, Mu'âz bin Cebel hazretlerini Yemen'e gönderirken, zekâtın,
uşrun, kimlerden alınıp kimlere verileceğini bildirirken, (Zenginlerinden al, fakirlerine ver) buyurmuştur. (Buhârî) Bu hadîs-i
şerîfi açıklıyan âlimler, zekâtın müslüman zenginlerden alınacağını
ve onların fakirlerine verileceğini bildirmişlerdir. Sadaka ise,
gayrı müslime de verilebilir. Hadîs-i şerîfte, (Her
din mensubuna sadaka verin) buyuruldu. (I.Ebî Şeybe) Şâfiîde
ise gayrı müslime, zekât gibi, sadaka da verilmez. İhtiyâç
olunca Hanefî mezhebi taklîd edilerek, Şâfiîler de gayrı müslime
sadaka verebilir.
|
|
Zekat
ve hile
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Bazı kimseler, hile ile zekâtı ortadan kaldırmak istiyorlar.
Aynen iskât ve devirde olduğu gibi, zengin, zekâtını götürüyor,
fakire veriyor. Fakir de "aldım kabûl ettim" diyor.
Sonra zengine veriyor. Bu âdet hâlini almıştır. Zenginler, zekât
verirken, fakirin bunu iâde edeceğini biliyor. Fakir de âdet olduğunu
bildiği için, geri vermek üzere kabûl ediyor. Zekât ile devri
birbirine karıştırıyorlar. Böyle hîle ile zekât vermek sahîh
midir?
CEVAP
Hiçbir
anlaşma ve hîle olmadan, bir zengin, fakire zekât verse, fakir
de, aldığı zekâtı zengine hediye etse, zekât verilmiş olur.
Herkes malını istediği kimseye hediye edebilir.
Hizmetçi
Berîre, kendisine zekât olarak verilen malı, Hazret-i Âişe vâlidemize
hediye etmişti. O da, zekât malı olduğu için, Resûlullah
efendimize vermek istemeyince, Peygamber efendimiz, (Bu,
Berîre için zekâttır. Onun bize verdiği hediye olur)
buyurdu. Fakir aldığı zekâtı, zengine hediye edebilir. Zenginin
bunu alması helâl olur. Çünkü fakir kendi mülkünden vermiştir.
(Eşi'at-ül lemeât)
Zekât
vermemek için hîle-i bâtıla yapmak zulüm olur. Hadîs-i şerîfte
buyuruldu ki:
(Zenginlerin zekâtı fakirlere
kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ onlara ayrıca nafaka verirdi. Aç
kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.)
[El-Askerî]
Sual:
Zekâtımı altın olarak bir fakire veriyorum. Verdiğim zekâtı
fakir bana hediye ediyor. Zekât kadar parayı yine hayır işlerinde
sarf ediyorum. Bu her sene böyle devam ediyor. Başka fakire
versem, verdiğim zekâtı bana hediye etmez, bu ise hediye ediyor
diye, hep aynı fakire zekât veriyorum. O da bana hediye ediyor. Böyle
verilen zekât sahih olur mu?
CEVAP
Fıkıh
kitaplarında, (Bir zengin bir fakire zekâtını verse, fakir de, o
zekâtı aynı zengine hediye etse, zekât verilmiş olur)
buyuruluyor. (R. Muhtar)
Ancak, bu âdet hâline getirilirse, işin içine
hile girmiş olur. Siz, bu fakir bana zekâtı hediye eder diye zekât
veriyorsunuz. Fakir de, (Zengin, zekâtının hediye edilmesini
bekliyor. Hediye etmezsem ayıp olur) düşüncesiyle geri veriyor. Dürr-ül-muhtar’da,
(Âdet hâline gelen hediyeler, şart edilen ücret gibidir)
buyuruluyor. Bu bakımdan böyle hileli işlerden uzak durmalıdır.
|
|
Fakirin
lehine diye saçmalamak
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Dinde yenilikçi bir yazar, fakirin lehine diyerek zenginlikteki nisâb
miktarını 96 gramdan 80’e indiriyor. Yaptığı dinde reform değil
midir?
CEVAP
Ölçü
birimleri, Şer’î birimler, Urfî birimler olmak üzere ikiye ayrılır.
Şer’î birimler, Peygamber efendimizin zamanında kullanılan
birimlerdir. Urfî birimler, şer’î birimlerden farklıdır. Urfî
birimler, hükûmetin kabûl ettiği birimlerdir. Altının nisâbı
20 miskaldir. Bir miskalin ağırlığı dört mezhebde farklıdır.
Hanefîde bir miskal, 20 kırât’tır. Bir kırât-ı şer’î
ise, kabuksuz, uçları kesilmiş, kuru 5 arpadır. Hassas terâzi
ile bu vâsıftaki 5 arpanın 0,24 gr olduğu tesbit edildi. Şu hâlde
bir şer’î miskal, yüz arpadır, ya’nî, 4,8 gr’dır. 20
miskal altın ise (20x4,8) = 96 gr’dır.
Urfî
kırâtın ağırlığı olan 0,20 ile çarpılırsa, bulunan 4 gr,
miskalin ağırlığı olmaz. Altının nisâb miktarını bu yanlış
miskale göre yapıp, 4x20 = 80 gr demek doğru olmaz. İbni Âbidîn
hazretleri, mal zekâtı kısmında, (Kırât-ı urfî
4 arpadır) buyuruyor. Yazar, (Önceleri İslâm âlimlerine
uyarak altının nisâbının 96 gr olduğunu açıklamıştım.
Fakat fakirin lehine olduğu için şimdi 80 gramı esas alıyorum)
diyor. Fakirin lehi her yerde, her zaman dinde ölçü olur mu?
Madem ölçü oluyorsa, ne diye 70 gr değil de, 80 gr alınıyor?
10 gr alınsa fakirin daha lehine değil midir? Hattâ bu ölçüyü
temelli kaldırsalar, fakirlerin lehine olmaz mı? Âlimlerin
bildirdiği ölçüye uymadan, fakirin lehine diye altının nisâb
miktarını değiştirmek dinde reform olur. Kendi görüşüne göre
dîni değiştirmeye kalkan reformculara itibâr etmemelidir!
Mutlaka muteber bir kitaptan kaynak istemelidir!
|
|
Dini
emirler çağa göre değişmez
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Her yıl, zekât için 20 miskal altından, fıtra için şu kadar
ölçek un veya buğdaydan söz edilir. Buna ne lüzûm vardır? Zekât
ve fıtra miktarlarının Türkiye’de TL’ye, Almanya’da
Mark’a göre hesaplanıp ilân edilmesi gerekmez mi? Bir de Şâfiîler,
deterjan varken, toprakla necâset temizliyorlar. Niçin zamanımıza
uymuyorlar?
CEVAP
Dîni
kuran biz değiliz ki, değiştirme yetkisi bizde olsun! Dînimize
ilâve ve çıkarma yetkisi kimsede yoktur. Dinde yapılacak değişikliklere
bid’at denir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Her bid’at dalâlettir.) [Müslim]
Dînimiz, zekât, fıtra ve kurban nisâbının ve eşyanın kıymetlerinin
altın ve gümüş ile tesbit edileceğini bildirmektedir. (Keşf-i
rümûz) Nisâb miktarları, resmî damgalı, altın veya gümüş
paralardan, kıymeti en az olan ile hesap edilir. Para olarak kullanılmayan
altın ve gümüş ile hesap edilmez. Kıyâmete kadar böyledir.
Meselâ bugün, Aziz, Hamit gibi altınlardan kıymeti en az olan
ile hesap edilir. 20 miskal altını veya bu değerde ticâret malı
olan kimse, dînen zengin sayılır. Bu malın üzerinden bir sene
geçmişse, zekâtını verir. (R. Muhtâr)
Koyun
zekâtı kırkta birdir. Kırk koyunu olan, birini zekât verir.
Bunu otuzda bir veya ellide bir yapmaya hiç kimsenin yetkisi
yoktur. Sadaka-i fıtr için de belli ölçekte buğday, un, arpa,
hurma ve kuru üzüm verilir. Yanî bunların bildirilen miktarı ölçü
olarak alınır. Muza göre veya cevize göre olmaz. Dînimiz neyi
bildirmişse, o ölçü alınır. Meselâ dînimiz, (Fıtra olarak,
3500 gr arpa veya değeri kadar altın veya gümüş verilir)
diyorsa, kıyâmete kadar bu böyle devam eder. Karadenizli fındığı,
Akdenizli portakalı ölçü alamaz.
Dîni
kim koydu ise, değiştirme yetkisi de ondadır. Çağa göre dînî
emirler değişmez.
Her
çağa göre yeni yorum getirilmez. Çağa göre tefsîr olmaz. Şâfiî
mezhebinde, köpek bir yere yaş olarak dokunursa, orasını bir
defa topraklı olmak üzere yedi defa su ile yıkamak gerekir. (Bugün
sabun ve deterjan var, toprakla yıkamaya lüzûm yok) denemez. Dînimizin
bildirdiği emirlere aynen uyulur. Uymak istemeyenlere sözümüz
yoktur.
|
|
Memura
zekat
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Memur; fıtra, zekât alabilir mi?
CEVAP
Dinen
zengin olmayan kimse, dolgun maaşlı memur da olsa, fıtra ve zekât
alabilir. İhtiyacı olan eşya ve borçlarından fazla olarak, zekât
nisabı kadar malı, parası bulunan müslümanın, fıtra vermesi
vacip olur. Fıtra, zekât alması, haram olur.
Fıtra nisabına katılacak malın, ticaret için olması şart
olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez. (Dürr-ül
muhtâr)
Halk arasındaki zenginlikle, dinin bildirdiği zenginlik
farklıdır. Nisap miktarı malı veya parası olmayan bir kimsenin
lüks arabası bulunsa da zengin sayılmaz. Tersine evi olmayan,
kirada oturan bir kimse, nisap miktarı paraya, altına veya ticaret
malına sahip ise dinen zengin sayılır, böyle bir kimsenin zekât
vermesi gerekir ve zekât alması caiz olmaz.
Nisaba malik olmayan herkes fakir sayılır, zekât alabilir.
Nisaba malikse fıtra vermesi vacip olur. Memur, 200 milyon lira maaş
alsa, fakat nisaba malik değilse, yani borçları çıkınca geriye
nisap miktarı parası, malı kalmıyorsa, fakir sayılır. Aksine
asgari maaş alan bir kimse, borçları çıktıktan sonra, nisaba
malik ise, zengin sayılır, fıtra vermesi gerekir. (R. Muhtâr)
[Nisap, 96 gr altın veya bu değerde para, ticaret malı demektir.
Bugün nisap 170 milyon lira civarındadır. Hayvanlarda nisap
miktarı değişiktir. Mesela koyunda 40, sığırda 30’dur.]
|
|
Dilenmekteki
ölçü
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Zekat
kimlere verilir? Dilenmekteki ölçü nedir?
CEVAP
Zekât,
çalışamayacak derecede hasta veya sakat olanlara veya çalışıp
da güç geçinen müslümanlara verilir. Allahü teâlâ böyle
fakirleri, milletin içinde kırkta bir olarak yaratmıştır.
Bunlara zekât veren zengin bir müslüman, hem ibâdetlerini
yaparak Allahü teâlânın rızasını kazanır, hem de sosyal yardım
yapmış olur. Hem de malını, servetini fakirlerin haklarından ve
tecavüzlerinden korumuş olur. Zenginler, servetin kırkta birini
muhtaçlara verecek olursa, müslüman ülkelerde fakirliğin
istismarı önlenmiş olur.
Zekât
ve sadakalar, aynı zamanda sosyal yardım olup, ekonomik
felaketleri önlemek için birer tedbirdir. Fakir, ihtiyacından
fazla ve nisabdan az zekât alabilir. Nafakasından fazla; fakat
nisap miktarından az malı olana fakir denir. Maaşı kaç lira
olursa, olsun, evini idarede güçlük çeken her memur, fakir sayıldığı
için zekât alabilir.
Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Çalışmayıp kendini sadaka
isteyecek hâle düşüren, 70 şeye muhtaç olur.) [Tirmizî]
(Muhtaç olmadan dilenen, ateş
koru yutan kimse gibidir.) [Beyhekî]
(Mal biriktirmek için dilenen,
ateş koru dilenmiş olur.) [Müslim]
(Kendisinin veya çoluk çocuğunun
katlanamayacakları bir ihtiyacı yok iken, dileneni Allahü teâlâ
ummadığı yer ve zamanda muhtaç eder.) [Beyhekî]
(Dilenci, dilenmekteki vebali
bilseydi, hemen dilenmekten vazgeçerdi.) [Taberânî]
(Gerçek yoksul, ihtiyacını
karşılayacak bir şeyi olmayan, hatırlanmadığı için sadaka
verilmeyen, kendisi de kalkıp kimseden bir şey istemeyen kişidir.)
[Buharî]
(Şu üç şey için yemin ederim: Sadaka vermekle asla mal eksilmez. Öyle
ise sadaka verin! Zulüm gördüğü şahsı, Allah rızası için
affeden, dünya ve ahirette aziz olur. Öyle ise affedin! İsteme
kapısını açana da, Allah fakirlik kapısını açar.) [İ.Ahmed]
(Dilenmeye mani olan zenginlik,
sabah-akşam yiyeceğe malik olmaktır.) (Rüzeyn)
Dilenmekteki
Ölçü
Bir
günlük yani sabah-akşam yiyeceği olanın dilenmesi caiz değildir.
Dilencinin önünde bir günlük yiyecek parası varsa, ona bir şey
vermek caiz olmaz. Fakat önünde para yoksa veya çok az varsa,
onun bir günlük yiyeceği olduğu bilinmediğinden sadaka vermek
caiz olur.
Her
gün az da olsa sadaka vermelidir. Bir ay bekleyip de daha çok
vereyim diyerek sadakasız gün geçirmemelidir.
Bilal-i
Habeşi hazretleri, misafirlerine ikram etmesi için Resulullah
efendimize vermek üzere en iyi hurmalardan bir yığın hurma ayırmıştı.
Bir gün Peygamber efendimiz, Hz. Bilalın evine gelip bu hurmaları
görünce, bunların ne olduğunu sordu. Hz.Bilal de, (Bunları
misafirlerinize ikram edesiniz diye size vermek üzere sakladım)
dedi. Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Bunların Cehennemde duman olmasından korkmuyor musun? Ya Bilal bunları
infak et, azalır diye korkma!) [Bezzar]
Hediye için bile uzun müddet saklamak
uygun görülmemiştir.
|
|
Zekatı
zorla almak
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
İslâmiyette, devletin, ticaret malı zekâtını da zorla
zenginlerden alacağını söyleyen Suriyeli yazarlar vardır.
Devlet, zekâtı zorla alabilir mi?
CEVAP
Hükümet,
şu 5 malı alamaz: Emval-i batına, fıtra, kurban, adak ve
kefarettir.
(Kuduri Şerhi)
Zekât
mallarından altın, gümüş ve ticaret eşyasına (Emval-i batına)
denir. Zengin kimse, bizzat kendisi verir. Zekât hayvanları ile
topraktan elde edilen mallara (Emval-i zahire) denir. Zekât
memurları tarafından toplanan Emval-i zahire zekâtını, hükümet,
zekât alması caiz olan yedi sınıftan her birine sarf eder. (R.
Muhtar)
|
|
Kameri
aylara göre zekat
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Miladi
aylara göre zekat verilmez mi? Bey zekat vermezse hanımı mesul
olur mu?
CEVAP
Kendinize
ait 96 gram altın değerinde paranız var ise, zekât vermeniz
gerekir. Miladî aylara göre değil, kamerî aylara göre zekât
verilir.
Baba zekât vermezse, hanımı ve çocukları bundan mesul
olmaz. Zekât vermemenin birçok zararı vardır. Bir hadis-i şerifte,
(Zekât vermiyen toplum, kıtlıklara,
bunalımlara maruz kalır) buyuruldu. (Taberânî)
Sual:
Benim zekat verme günüm 10 Ağustos. Bu sene zekat verecek kadar
mala borcumdan
dolayı malik değilim. Ancak 15 Ağustos tarihinden sonra eşim maaşından
bana altın takı alacak. Alacağı hediye ile birlikte zekata malik
olursam zekat vermem gerekir mi?
CEVAP
Efendim,
zekat verme günü 10 ağustos olmaz. Hicri yani kameri aylara göre
olur. 10 recep, 7 şaban gibi. 10 ağustos hangi aya tekabül
ediyorsa onu tespit etmeniz gerekir. Geçen senin 10 ağustosu 28
rebiülevvele geliyor. Bu sene 28 rebiuülevvel ise 30 temmuza
geliyor. 30 temmuzda dinen zengin sayılmazsanız, yani 96 gram altınınız
yoksa, fakir olmuş sayılırsınız. Bundan sonra zengin olmanızın
önemi yoktur. Yani yeni bir tarih tespit etmeniz gerekir. Diyelim
ki 20 ağustosta zengin olduğunuz, bunu kameri aya göre tespit
edersiniz. Bir daha ki sene o ayın o günü gelince eğer
zenginseniz zekat verirsiniz, yine zengin olmazsanız, yeni bir
zenginlik tarihini beklersiniz.
|
|
Zekatı
önceden vermek
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Her yıl şevval ayının üçünde zekât veriyorum. Bu yıl, zekât
günü dolmadan Ramazan-ı şerifte versem mahzuru var mıdır? Bir
hoca, (Günü gelmeden zekât verilirse, nafile olur) dedi. Böyle
bir şey var mıdır?
CEVAP
Hiç
mahzuru yoktur, çok iyi olur. Şevval ayının üçü gelince, malınızı
hesap ederseniz, eksik ise verdiğiniz zekâtı tamamlarsınız.
Fazla ise zararı olmaz. Hatta birkaç yılın zekâtını önceden
vermek de caizdir. (Tahtâvî)
Bir kimse, zekâtını yanlış hesap edip, bir altın zekat
vermesi gerekirken iki altın hesap etse, fakire verdikten sonra
tekrar hesap etse, bir altın vereceğini anlasa, ikinci yıl vereceği
zekâta bu bir altını mahsup eder. (Nimet-i
İslâm)
Görüldüğü gibi, hocanın söylediği kitaplara uygun değildir.
|
|
| |