|
Linkler
|
|
Oruç
|
|
|
|
Ramazan
ayının fazileti
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Ramazan ayının fazileti hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
İmâm-ı
Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
Mübârek
Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nâfile namaz,
zikir, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevap, başka
aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka
aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftâr
verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun
sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı
hiç azalmaz.
Bu
ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibâdet
etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, cehennemden âzâd
olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resûlullah, esirleri âzâd eder,
her istenilen şeyi verirdi.
Bu
ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri
yapmak nasip olur.
Bu
aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah
işlemekle geçer.
Bu
ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibâdet etmelidir. Allahü
teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, âhireti
kazanmak için fırsat bilmelidir.
Kur’an-ı
kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır. Ramazan-ı şerifte,
iftârı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resûlullah bu
iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.
İftarda
acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye
ve dolayısı ile herşeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet
etmek de zaten bu demektir.
Hurma
ile iftar etmek
Hurma
ile iftar etmek sünnettir. İftar
edince, (Zehebez-zama’
vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü
teâlâ) duâsını okumak, teravih kılmak ve hatim
okumak önemli sünnettir.
Bu
ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce müslüman
affolur, âzâd olur.
Bu
ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar,
zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ,
bu mübârek ayda Onun şânına yakışacak, kulluk yapmayı ve
Rabbimizin râzı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize
nasip eylesin!
Açıktan
oruç yiyen
Açıktan
oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da,
oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu
kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.
Ramazanda
oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ramazan ayında oruç tutmayı farz
bilip, sevabını da Allahtan bekliyerek oruç tutanın günahları
affolur.)
(Ramazan orucunu tutup ölen mümin,
cennete girer.)
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda,
günahları bağışlar, duâları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin!
Ancak cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.)
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir.
Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları
affolur.)
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını
geniş tutunuz! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan
harcama gibi sevaptır.)
(Oruç tutanın susması tesbih, uykusu
ibadet, duâsı müstecap ve amelinin sevabı da çoktur.)
(Bilhassa oruçlu iken çirkin konuşmayınız!
Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyiniz!)
|
|
Ramazan
denmesinin sebebi
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Ramazan ayı, niçin bazan 29, bazan 30 gün oluyor? Ramazanda oruç
tutmanın diğer aylarda oruç tutmaya göre olan fazileti nedir?
CEVAP
Ramazan-ı
şerif kamerî aylardandır. Kamerî aylar 29 veya 30 gün olur.
Kur’an-ı kerimde, Ramazan ayında oruç tutmanın farz olduğu
bildirilmektedir. ( Bekara 183-185) Ramazan ayı otuz çekerse 30, yirmi dokuz
çekerse 29 gün oruç tutmak farzdır. Bütün farz
ibadetler Allah'ın emridir.
Ramazanda
oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Ramazan
ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz
kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, cehennem kapıları
kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin
aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesâî]
(Ramazan
ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahtan bekliyerek
oruç tutanın günahları affolur.) [Buhârî]
(Ramazan
orucunu tutup ölen kimse, cennete girer.) [Deylemî]
(Ramazan
ayı gelince, “Ey hayır ehli, hayra koş! Şer ehli, sen de kötülüklerden
el çek” denir.) [Nesâî]
(Ramazan
bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duâları
kabul eder. Melekler bu aya değer verenlerle iftihar eder. Bu ayın
hakkını gözetin! Ancak cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten
mahrum kalır.) [Taberânî]
(Ramazan
ayı gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar
etmelerini emreder.) [Deylemî]
(Farz
namaz, sonraki namaza kadar; cuma, sonraki cumaya kadar; Ramazan ayı,
sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberânî]
(Peşpeşe
üç gün oruç tutabilen kimselerin, Ramazan orucunu tutmaları
gerekir.) [Ebu Nuaym]
(Ramazan
orucu farz, teravih sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de
ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesâî]
(Bu
aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.)
[İ.Mansur]
(Ramazan
ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz! Bu ayda yapılan
harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni
Ebiddünya]
(Ramazan
ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, cehennemden
kurtuluştur.) [İbni Ebiddünya]
(İslâm,
kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan
orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]
(Cennetteki
güzel köşkler, sözü hoş, selamı çok, yemek yediren, oruca
devam eden ve gece namazı kılan kimselere verilir.) [İbni
Nasr]
(Oruç
tutanın susması tesbih, uykusu ibadet, duâsı müstecap ve
amelinin sevabı da kat be kattır.) [Deylemî]
(Bilhassa
oruçlu iken çirkin konuşmayınız! Birisi size sataşırsa,
“Ben oruçluyum” deyiniz!) [Buhârî]
(Allahü
teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç
kimsenin hayaline bile gelmiyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular
oturur.) [Taberânî]
(Gerçek
oruç, yiyip içmeyi değil, boş ve hayasızca sözü terketmektir.)
[Hâkim]
(Allah
yolunda bir gün oruç tutan kimsenin yüzünü, Allah yetmiş yıl
ateşten uzaklaştırır.) [Müslim]
Mübârek
vakitlerde, günâhlardan titizlikle uzak durmalı, tâatları, ibâdetleri
ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zîrâ Allahü teâlâ,
sevdiği kulunu, fazîletli vakitlerde fazîletli amellerle meşgul
eder. Buğzettiği kulunu ise; fazîletli vakitlerde kötü işlerle
meşgul eder. Onun bu hareketi azâbının daha şiddetli olmasına
ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü
o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrûm kalmış ve onun hürmet
ve şerefini çiğnemiş olur. (Mev'iza-i hasene)
Hz.Peygamberin rüyası
(Rüyamda acayip şeyler gördüm. Ümmetimden
birini azap melekleri yakalamıştı. Aldığı abdest gelip, onu içinde
bulunduğu zor durumdan kurtardı. Birini de gördüm, kabri onu sıkıyordu.
Kıldığı namazı gelip, onu kabir azabından kurtardı. Birine de
şeytanlar musallat olmuştu. Ettiği zikirler gelip, şeytandan onu
kurtardı. Birinin de susuzluktan dili çıkmıştı. Tuttuğu
Ramazan orucu gelip, susuzluğunu giderdi. Birini de zulmet sarmıştı.
Haccı ve umresi gelip karanlıktan çıkardı. Birine de ölüm
meleği ruhunu almak için gelmişti. Ana-babasına yaptığı
iyilikler gelip, ölümüne engel oldu. Birini de müslümanlarla
konuşturmuyorlardı. Sıla-i rahim gelip, ona şefaat etti. Onlarla
konuştu ve beraber oldu. Peygamberinin yanına gitmek istiyen
birine engel oluyorlardı. Cünüplükten korkarak gusletmesi, onu
alıp getirdi ve yanıma oturttu. Ateşten korunmak isteyen
birisine, sadakası gelip ateşe perde oldu. Birini de zebanîler alıp
cehenneme götürmeye gelmişlerdi. Yaptığı emr-i maruf ve nehy-i
münker gelip kurtardı. Biri de cehennem ateşine atılmıştı.
(Allah korkusundan döktüğü ) gözyaşları gelip oradan kurtardı.
Birine de amel defteri solundan verilirken, Allah korkusu gelip,
defterini sağa aldı. Terazide sevapları hafif gelen birine,
kendinden önce ölen çocukları gelip, sevabını ağırlaştırdı.
Cehennemin kenarında, korkusundan hurma sazı gibi titriyen birine,
Allaha olan hüsn-i zannı gelince, titremesi durdu. Sırat küprüsünde
düşe kalka giden biri, cennetin önüne geldi. Fakat kapılar
kapalıydı. Kelime-i şehadeti gelip, onu cennete koydu.) [Hâkim]
|
|
İbadetlerin
kapısı Oruçtur
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Oruç tutup aç kalan sağlıklı mı olur?
CEVAP
Oruç,
yalnız aç ve susuz kalmak değildir. Bir hayvanı veya inanmıyan
bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç
tutturulmuş olmaz. Orucun, sabır, şükür, nefs terbiyesi gibi diğer
ibadetlerle irtibatı vardır. Onun için Peygamber efendimiz
sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki: (Her
şeyin bir kapısı vardır. İbadetlerin kapısı ise oruçtur.)
[İbni Mübarek]
Sinir
sistemimizin vücuttaki yeri çok mühimdir. Dil sinirleri felç
olan konuşamaz. Bacaktaki sinirleri felç olan yürüyemez.
Sinirlerin bozulması nisbetinde, hayatımız, az veya çok tehlike
içindedir. Sinirleri bozuk kimse, huzursuz olur, sabredemez.
Kavgaların, cinayetlerin çoğu sinirli olmaktan, sabırsızlıktan
ileri gelmektedir. Hadis-i şerifte, (Oruç
sabrın, sabır da imanın yarısıdır) buyuruldu. (Ebu Nuaym)
Böylece orucun
imandan olduğu anlaşılmaktadır. İmanlı olan da, imanının
kuvvetine göre suç ve günah işlemez. Sinirine hâkim olur. Oruç
tutarak aç kalanın arzuları kırıldığı için, sabretmesi
kolay olur.
|
|
Oruç
sıhhat getirir
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Orucun vücuda zarar verdiği söyleniyor. Dinimiz zararlı şeyi
emreder mi?
CEVAP
Allahü
teâlâ, insanlara zararlı olan bir şeyi emretmez. Tıp uzmanları
diyor ki:
Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları kana daha
kolaylıkla karışmaktadır. Bu hormonlar, tesirlerini kanserli hücreler
üzerinde de göstermektedir. Böylece bu hormonlar, kansere karşı
bir çeşit kalkan rolünü oynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını
önlemektedir.
Oruç tutan bünye, adeta bakıma girer, iç organları saran
yağlar erir, vücudun zindeliği artar, direnme gücü kazanır,
mide, böbrek, şeker, kalb ve karaciğer hastalıklarına karşı
mukavemet kazanır.
Çeşitli
vazifeleri bulunan karaciğer, sindirimle de vazifelidir. Oruç müddetince,
3-5 saat istirahat eder, gıda depolama işine bir müddet ara vermiş
olur. Bu arada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hazırlar.
Midedeki kaslar ve salgı ifraz eden hücreler, oruç müddetince
birkaç saat dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek
kalb rahatlar. Bilhassa yüksek tansiyonlular için oruç, bir ilaç
gibi faydalıdır.
Gıda artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır.
Yakılmayan yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen
rahatsızlığa sebep olur. Akşama doğru vücutta gıda hemen hiç
kalmaz. Yani bütün gıdalar yakılmış olur. Bu bakımdan
bilhassa “damar sertliği” olanların başka aylarda da oruç
tutmaları tavsiye edilir. Oruç müddetince vücudun diğer
organlarında da dinlenme olur. Az yemek ve oruç tutmak, vücudun sıhhati
için çok önemlidir. Zekât, malın kiridir. Zekât veren, malını
kirden koruduğu gibi, oruç tutan da vücudun zekâtını ödemiş,
hastalıklardan onu korumuş olur. Peygamber efendimiz,
(Her şeyin bir zekâtı vardır. Vücudun zekâtı ise oruçtur)
buyurmuştur. Oruç tutmakta sabır da vardır. Hadis-i şerifte, (Temizlik
imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır) buyuruldu. (Müslim)
Oruç sıhhat
getirir. Hadis-i şerifte, (Oruç
tutan sıhhatli olur) buyuruldu. (Taberânî)
Hastalıkların ekserisi çok yemekten ileri gelir. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki: (Çok yiyip içmek
hastalıkların başıdır.) [Dâre Kutnî]
Çok yiyende acıma
hissi azalır. Arzuları artar, harama dalar. Gayrı meşrû arzuları
harekete geçiren yolları tıkamak gerekir. Açlık şeytanın
yolunu tıkar. Hadis-i şerifte,
(Şeytan, damardaki kan gibi, vücutta dolaşır, açlık ile yolunu
daraltın) buyuruldu. (İhyâ)
Ramazanda oruçlu
iken ölmek çok iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Oruçlu iken ölene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.)
[Deylemî]
Oruç tutana
verilecek sevabın muayyen bir ölçüsü yoktur. Oruçlunun
durumuna göre, çok sevap verilecektir. Mesela akıllı ise daha çok
sevap alır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Oruç tutan, namaz kılan
kimse, mükâfatını kıyamette aklı kadar alır.) [Hatîb]
Bekâr için de oruç faydalıdır. Hadis-i şerifte (Oruç şehveti keser) buyuruldu. (İ. Ahmed)
Başkaları oruç yerken oruç tutmak daha sevaptır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Oruçlunun yanında oruçsuzlar yiyip içerse, melekler, oruçluya duâ
eder.) [Tirmizî]
|
|
Aç
durmanın faydaları
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Oruç tutarak aç durmanın faydaları nelerdir?
CEVAP
Oruç
tutmak başka, aç durmak başkadır.
Aç durmanın faydaları:
1-
Aç duranın basireti açılır. Anlayış kabiliyeti artar. Hadis-i
şerifte, (Aç duranın
idraki artar, zekâsı açılır) ve (Tefekkür,
ibadetin yarısı, az yemek ise tamamıdır) buyurulmuştur. (İ.
Gazalî) Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçer.
Çok yiyenin zekâsı ve zihni dumura uğrar. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Çok
yiyip içeni Allah sevmez.) [İ.Gazalî]
2- Açlık,
kalbde incelik doğurur. Hadis-i şerifte, (Az yiyenin içi nurla
dolar) ve (Allahü teâlâ,
az yiyip içen ve bedeni hafif olan mümini sever) buyuruldu. (Deylemî)
3- Açlıkta
arzular kırılır, nefs uysallaşır. Çok yemek, gafleti doğurur.
Azgın bir atı zaptetmek zor olduğu gibi, çok yedirmekle nefsi
zaptetmek de zordur. Açlıkla terbiyesi kolaylaşır. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Az
yemekle kalbinizi ihyâ edin!) [İ.Gazalî]
4- Tok olan şefkatsiz
ve merhametsiz olur. Tok, açın hâlinden anlamaz. Çok yiyen sert
ve katı kalbli olur. Hadis-i şerifte, (Çok
yemekle kalbinizi öldürmeyin!) ve (Allahü
teâlâ doyduktan sonra yiyip, midesini bozana buğzeder)
buyuruldu. (İ. Gazalî)
5- Sinirlerine hâkim
olan huzurlu olur. Açlık, günah işleme arzusunu kırar, kötülük
etmeye mâni olur. Hadis-i
şerifte buyuruldu ki:
(Aç
ve susuz durarak nefsle cihad, Allah yolunda cihad gibidir.) [İ.
Gazalî]
6- Çok yiyen çok
su içer. Çok su içen çok uyur. Ömrü uyku ile geçer. Çok uyku
da dünya ve ahiret kazancına mâni olur. Açlık, sinirleri uyanık,
zinde tutar. Tokluk ahmaklığa yol açar, okuduğunu anlaması ve
hatırında tutması zor olur. İki günde üç öğün yemek
normaldir. Yani, bir gün sabah-akşam, öbür gün öğle vakti
yemelidir. (Teshil-ül-menafi)
7- Çok yiyip göbek
bağlamak zararlıdır. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve
sellem göbekli birine, (Bu
fazlalık başka yerde olsaydı, daha iyi olurdu) buyurdu (Hâkim)
Yiyip içme
ilmini öğrenmek, ibadet ilminden önce gelir. Beden sağlam
olursa, dünyada rahata kavuştuğumuz gibi, sağlam vücutla daha
çok hizmet etme imkânı olacağı için, ahireti
kazanmaya da sebep olur. İki cihan saadeti için midemizi düşünmek
gerekir. Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalıdır! İlim ve amel,
az yemekte, kalb temizliği az uyumakta, hikmet az konuşmaktadır.
Az yemek ustalık,
çok yemek hastalıktır. Evliya az uyur, az yer, az içer, sıratı
kuş gibi geçer. Çok yiyen çok uyur, herkesten tembel olur. Çok
yemek heder, çok uyumak kederdir. Çok yemek zihni çalıştırmaz,
çok uyumak menzile ulaştırmaz. Az yiyenin kalb gözü körleşmez,
açlıkla hastalık birleşmez.
Az yemek, meyvalı
bir ağaçtır, hasta kalblere ilaçtır. Az yemek, nefsanî arzuları
öldürür, kalbe ferahlık verir, ahirette güldürür. Az yemek
tembellikten uzaklaştırır, bilgi kazanmayı kolaylaştırır. Az
yiyenin kalbinde hikmet kapıları açılır, ağzından inci mercan
saçılır. Çok yemek akıl için kıtlıktır, zekâ için sakatlıktır.
Oburluk insana düşman olur, çok yiyenler pişman olur.
Az yemek, insan için
nezâfettir, zihni açan firâsettir. Çok yemek, çok uyumak, çok
konuşmak, kalbe sıkıntı verir, mide şişer, kalb ölür, acıkınca
tekrar dirilir. Çok yiyen çok uyur, çok uyuyan çok konuşur, çok
konuşan nimetten mahrum olur. Çok yemek mideyi bozar, midesi
bozulanın dertleri azar. Bilen bilir, deli bile acıkınca aklı başına
gelir. Az yemek nefse zindan, kalbe gülistandır. Çok yiyen
unutkan olur, yüzü gülmez somurtkan olur.
Kim ki hep yemek
fikrini güder, aklını nefse esir eder. Mideye olmak esir, aklı
ve şuuru giderir. Kim az yemekle yarışır, evliyaya karışır.
Çok yiyen obur olur, kalb evi kabir olur. Seni taşıyacak kadar
yemek ye, sen onu taşıyacak miktar yeme! Şunu iyi bilesin, yemeği
sen yiyesin, yemek seni yemesin! Eğer sen onu yersen, hepsi derman
olur, yemek seni yerse hepsi dert ve duman olur. Ben insanım
demeli, yemek için yaşamamalı, yaşamak için yemeli. Oruçtur vücudun
zekâtı, çok yiyenin bozulur sıhhati, azalır şefkatı, tükenir
takati. Az yemek bedenin istirahatı, az uyumak ruhun rahatı.
Çok yiyerek
kalbini öldürme, şeytanı kendine güldürme! Çok yemek,
organları çok çalıştırıp yıpratır, tedavi için doktor aratır.
Çok yiyen hakikatı göremez, haramlardan çekinemez. Haram yiyenin
işleri harama yönelir, her belâ haramdan gelir. Helalden bile
fazla yiyenin yersiz olur sözleri, hem de ibretsiz bakar gözleri.
Deme çok yemek çok yakıt olur, çok yiyenin anlayışı kıt
olur.
Çok yiyenin az
olur ibadeti, kaçırır ebedî saadeti. Çok yiyenin gözü doymaz,
ibadetten zevk duymaz. Çok yemek tohumudur her derdin, az yemek
ilacıdır her ferdin.
Az ye, az uyu, az
söyle, nimete kavuşulur böyle. Çok yiyenin diridir nefsi, gönlü
uyur çıkamaz sesi. Gönlü uyandırmak için bu sözü tutmalı,
az yiyerek nefsi uyutmalı. Çok yiyen kötü fikirler güder, her
an günaha meyleder. Gaflet istersen durma mideyi doyur, çünkü
tok yatan çok uyur. Çok yemeyi unutmalı, sık sık oruç tutmalıdır.
|
|
Orucu
açıkta yemenin zararı
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
“Allahın bildiği kuldan saklanmaz” diyerek açıktan oruç
yiyenler oluyor. Günah değil midir?
CEVAP
Günahı,
açık da, gizli de işlemek caiz olmaz. Fakat nefsine, şeytana
uyarak günah işleyen, günahını gizlemelidir! Günahı gizlemek
birkaç yönden faydalıdır:
1-
Eğer günâhlarımız açığa çıkmamışsa sevinmelidir! Cenâb-ı
Hak, (Günâhı gizleyin)
buyuruyor. Peygamber efendimiz de sallallahü aleyhi ve sellem
buyurdu ki:
(İnsan günâhını dünyada
gizlerse, Allahü teâlâ da, Kıyâmette, bu günâhı kullarından
saklar.) [Müslim]
2- Allahü teâlâ açıktan, çekinmeden günâh işleyenlere daha
çok buğzeder. Fakat üzülerek günâhını gizliyenleri, gizlediği
için affedebilir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Bir
günâha düşen, günâhını gizlesin! Allahü teâlânın örtüsünü
onun üzerinde bulundursun!) [Müslim]
3-
Günâh işlerken halktan olsun utanmalıdır! Başkasını kendi
hakkında konuşturmamak, gıybetini ettirmemek için günâhı
gizlemelidir! Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(Hayâ
tamamıyla hayırdır.) [Buhârî]
(Hayâ
îmândandır.) [Buhârî]
(Hayâsızın
dîni olmaz ve hayâsız kişi Cennete giremez.) [Deylemî]
4-
Kötü örnek olmamak, başkalarının da günâh işlemesine
cesâret vermemek için günâhı gizlemelidir! Böyle sebeplerden
dolayı günâhı gizlemeli, gizli de olsa günâh işlemekten sakınmalıdır!
Çünkü günâhlar öldürücü zehirdir. Îmânı olan günâh işlemekten
çok korkar. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Mü'min,
günâhını dağ gibi görür, üzerine düşeceğinden korkar. Münâfık
ise, günâhını, burnuna konmuş, hemen uçacak bir sinek gibi görür.)
[Buhârî]
|
|
Günahkarın
orucu
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Bazıları, (Namaz kılmayan veya açık gezen veya başka günah işleyen
bir kimse, boşuna oruç tutmamalıdır) diyor. Günahkâr olan hiçbir
ibadet yapamaz mı? Namaz kılan günah işlemez mi?
CEVAP
Bazı
kimseler, “Ya, dinimizin bütün emirlerini yapıp, bütün
yasaklarından kaçınmak veya hiçbirini yapmamak lazım olduğunu”
söyliyerek, “Ya hep, ya hiç” diyorlar. Bu, çok yanlıştır.
İnsanın, birkaç günah işliyorum diye, diğer günahları da
yapması lazım olmaz. Hem oruç tutup, hem de günah işliyen
kimse, oruç tutmakla hâsıl olan büyük sevaba kavuşamaz. Fakat
ahirette niçin oruç tutmadın diye hesaba çekilmez. Oruç borcunu
ödemiş olur. Hatta orucun bereketiyle diğer günahlardan da kaçma
imkânı olur.
İmam-ı
Rabbanî hazretleri buyuruyor ki:
(Bütün günahlara
tevbe edip, hepsinden kaçmak büyük nimettir. Bu yapılamazsa, bazı
günahlara tevbe etmek de nimettir. Bunların bereketiyle, belki bütün
günahlara tevbe etmek nasip olur. “Bir şeyin bütünü ele geçmezse,
hepsini de kaçırmamalı” buyuruldu.) [C.2, m.66]
Namazın
dînimizdeki yeri, oruca göre daha mühim ise de, bir kimseye namaz
kılmadığı için, (oruç da tutma) denmez. Aksine, (Namaz kılamıyorsan,
orucu bâri terketme) denir. Namaz kılmamakla büyük bir günâha
giren kimse, oruç tutmazsa günâh miktarı daha da çok artar.
Birkaç günâha
müptelâ olan kimse, birinden vazgeçmek isterse, ona, (Diğerlerini
bırakmadığına göre bu günâha da devam et) denmez. Günâh
miktarı ne kadar azaltılırsa o kadar iyi olur. Allahtan korkup
bir günâhtan vazgeçmek îmân alâmetidir. Hadîs-i şerîfte
buyuruluyor ki: (Ömründe bir defa Allahı anan veya O'ndan korkan müslüman,
Cehennemden çıkar.) [Tirmizî]
Günâh işliyen,
oruç tutuyor veya zekât veriyorsa, (Aman bunları bâri bırakma)
demelidir! Bu ibâdetleri de yapmazsa, dinden tamamen uzaklaşabilir.
Korkutmaktan çok, müjdeleyici olmak lâzımdır. Hadîs-i şerîfte
buyuruluyor ki: (Rahmet-i İlâhîden
ümit kestirip dinden nefret ettirenlere, la'net olsun! Kolaylaştırınız,
güçleştirmeyiniz!) [Şir'a]
Bir genç,
Peygamber efendimize, (Şu üç günâhı bırakamıyorum) dedi. O
üç günâh, yalan, zinâ ve içki idi. Resûlullah efendimiz, (Bu
üç günâhtan yalanı benim için bırak) buyurdu. O genç, kabûl
edip gitti. Daha sonra, diğer iki günâhı işlemek isteyince, (Bu
günâhları işleyip Resûlullahın karşısına çıkınca,
"Ben işlemedim" desem yalan söylemiş olurum. Eğer işlediğimi
söylersem, beni cezâlandırır) diye düşündü. Diğer iki günâhtan
da vazgeçip sâlih kimselerden oldu. (Şir'a)
Kelime-i
şehâdeti dil ile söyleyip kalb ile de tasdik eden müslümandır.
Günâh işliyen, müslümanlıktan çıkmaz. Hadîs-i şerîfte
buyuruldu ki: (Cebrâil
aleyhisselâm, "Ümmetine müjde ver ki, şirk üzere ölmiyen
Cennete girer" dedi. Ben, "Zinâ ve hırsızlık eden de
mi Cennete girer" diye üç defa sordum. "Evet, zinâ ve hırsızlık
eden de Cennete girer" dedi. Daha sonra, "İçki içse de
yine Cennete girer" dedi.) [Buhârî][Bu günâhların cezâları
çekildikten sonra ancak o zaman Cennete girilir.]
Bu müjdeler,
insanı günâh işlemeye sevk etmemelidir! Her günâh, kalbi
karartır, insanı küfre sürükler ve ebedî Cehennemde kalmaya
sebep olabilir. Allahın gazâbı günâhlar içinde saklıdır.
Onun için her günâhtan kaçınmalıdır. Belâm-ı Bâûrâ, çok
ibâdet eden büyük bir âlim iken, bir günâh yüzünden kâfir
oldu. Günâh işleyen hemen tevbe etmelidir! (K.Saâdet)
|
|
Oruç
tutmamayı mubah kılan özürler
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Oruç tutmamayı mubah kılan özürler nelerdir?
CEVAP
Ramazan-ı
şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük
günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz,
Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun
yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü
sevaba kavuşamaz.)
buyuruldu. Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.
Oruç
tutmamayı mubah kılan özürler şunlardır:
1-
Hastalık:
Hasta olan veya oruç tutunca hastalığı artan kimse,
oruç tutmaz
veya tutuyorsa bozabilir. Hastaya bakan da, hasta hükmündedir.
Hastaya bakmak için sıkıntıya girerse, oruç tutmayabilir.
2- Sefer:
104 km uzağa giden kimse, 15 günden az kaldığı yerde seferi
olur.
Yolculukta sıkıntı olur, iş aksar veya kazaya sebep olacak bir
durum olursa, orucu kazaya bırakmak caiz olur. Hadis-i şerifte, (Seferde, sıkıntı içinde oruç tutmak iyilik sayılmaz)
buyuruldu.
3- Gebe ve emzikli olmak:
Kendine veya çocuğuna bir zarar gelecekse, gebe ve
çocuk emziren kadın oruç tutmaz. Hadis-i şerifte, (Allahü teala, gebe ve emziklinin orucunu tehir etti.) buyuruluyor.
Çocuğu emziren kadın, ister kendi çocuğunu emzirsin, isterse başkasının
çocuğunu emzirsin hüküm aynıdır.
4- Açlık ve susuzluk:
Kendisine şiddetli açlık ve susuzluk meydana gelen kimse, ölüm
tehlikesi varsa veya aklı gidecekse yahut hastalanıp bir zarara uğrayacaksa,
orucunu bozabilir.
5- İhtiyarlık:
Çok yaşlı kimse, oruç tutamayacak halde ise, oruç tutmaz, iyileşme
ihtimali de yoksa, tutamadığı günler için fidye verir. 30 günün
fidyesi 53 kg. undur.
6- İkrah:
Birisi oruç tutana, (Orucunu bozmazsan seni öldürürüm veya bir
uzvunu
keserim) diye tehdit etmişse, dediğini yapmaya gücü yetiyorsa,
ve blöf yapmıyorsa, oruçlunun orucunu bozması mubah olur.
|
|
Orucun
sevabı
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Orucun sevabı diğer ibadetlere göre nasıldır?
CEVAP
Orucun
sevabı diğer ibâdetlere göre daha fazladır. Hadis-i kudside, (Her
iyiliğe, on mislinden 700 misline kadar sevap verilir. Fakat oruç
bana mahsustur, onun mükâfatını ben veririm.) buyuruldu. Her
iyiliğin sevabını Allahü teâlâ verdiği hâlde, orucun sevabı
için, (Ben veririm)
buyurmasının hikmeti vardır. Yeryüzünün tamamı Allahü teâlânın
mülkü olduğu hâlde, Kâbeye (Beytullah) yani (Allahın evi)
denmesi ona şeref vermek içindir. (Oruç
bana mahsustur) demekle de ona özel bir şeref vermiştir. Oruç
tutana verilecek sevabın muayyen bir ölçüsü yoktur. Oruçlunun
durumuna göre, çok sevap verilecektir.
|
|
Orucun
farzları
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Orucun farzları nelerdir? Sahuru geç, iftarı acele etmekten
maksat nedir?
CEVAP
Orucun
farzı üçtür.
Bunlar;
1- Niyet etmek.
2- Niyeti, ilk ve son vakitleri arasında yapmak.
3-
İmsaktan güneşin batmasına kadar olan zaman içinde, orucu
bozan her şeyden sakınmaktır.
Ramazanda
ve nafile oruçlara niyetin ilk vakti, güneş batıncadır. Son
vakti ise, ertesi günü öğleye bir saat kalıncaya kadardır.
Kaza ve kefaret oruçlarında ise, akşamdan imsak vaktine kadardır.
Ramazanda oruca niyet ederken, akşamdan imsak vaktine kadar, “Yarın
oruç tutmaya”, imsaktan sonra ise “Bugün oruç tutmaya”
denir. Yanılıp yanlış söylense de, oruç tutulacak gün bilindiği
için mahzuru olmaz. Ramazanda bir aylık oruca toptan niyet
edilmez, her gün ayrı niyet etmek gerekir.
Gece
yatarken yemeği yiyip veya yemek yemeden niyet edilse, sonra gece
uyanınca, sahura kalkınca yemek yemekte mahzur yoktur. Niyetin ilk
vakti, güneşin batmasıyla başlar. Akşam yemeği yerken niyet
etmek iyi olur. Niyetten sonra da, imsak vaktine kadar yiyip içmekte
mahzur yoktur.
|
|
Sahura
kalkmak
|
[Yukarı]
|
|
Sual: Sahura kalkmadan oruç tutmakta mahzur var mıdır?
CEVAP
Sahura
kalkmamak günah değildir. Ancak sahura kalkmak çok sevabdır. Bir
yudum su içmek için de olsa, sahura kalkmalıdır!
Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Sahura kalkın, sahurda bereket vardır.) [Buharî]
(Sahurda yemek yiyerek, oruç tutmanıza yardımcı olun!) [Beyhekî]
(Sahur yemeğine kalkmak, Allahın size bağışladığı berekettir,
bunu kaçırmayın!) [Nesâî]
(Yedikleri helal olmak şartı ile hesaba çekilmeyecek üç kişi; oruçlu,
sahur yemeği yiyen ve Allah yolunda nöbet tutandır.) [Nesâî]
(Bir yudum su içmek için de olsa, sahura kalkın!) [İbni Hibban]
(Elbette
sahur yemeği mübarektir.) [İ.Hibban]
(Bir lokma olsa da sahur yemeği yiyin! Çünkü onda bereket vardır.) [Deylemî]
(Müminin sahurunun hurma ile olması ne güzeldir.) [Ebu Dâvud]
(Sahurda hurma yemek ne güzeldir. Allahü teâlâ, sahura kalkanlara
rahmet eder.) [Taberânî]
(Sahurun tamamı berekettir. Bir yudum su için de olsa sahura kalkın!
Allahü teâlâ ve melekleri, sahura kalkanlara salât ve selam
ederler.) [İ.Ahmed]
[Yani
Allahü teâlâ, sahura kalkanları magfiret eder, melekler de onlar
için duâ eder.]
|
|
İftar
vermenin fazileti
|
[Yukarı]
|
|
Sual: İftar vermenin fazileti nedir? İftâr veremeyen fakir, iftâr verme sevâbına kavuşmak için ne
yapmalıdır?
CEVAP
Yolda
giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de, iftar
verme sevabına kavuşulur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ramazanda bir misafire oruç açtırana, Sırat köprüsünü geçmek
kolaylaşır.) [V.Necat]
Peygamber
efendimiz, (Bir kimse, bu
ayda bir oruçluya iftar verirse günahları affolur. O oruçlunun
sevabı kadar ona sevab verilir) buyurunca, Eshab-ı kiramdan
bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını
söylediler. Onlara cevaben buyurdu ki: (Bir
hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz
süt ikram edene de bu sevab verilir.) [Beyhekî]
Peygamber
efendimiz, (Ramazan ayında
bir oruçluyu su ile iftar ettiren, anasından doğduğu günkü
gibi günahsız olur) buyurunca, Eshab-ı kiram,
"Su az ve kıymetli iken mi?" diye suâl etti. Onlara
cevaben buyurdu ki: (İsterse
nehir kenarında versin, aynıdır.) [V.Necat]
Yemek
yedirmeyi nimet bilmelidir!
Yemek
yedirmek çok sevabdır. Hele oruçluya yedirmek daha çok sevabdır.
Oruç tutanın sevabı kadar sevab alır, oruçlunun sevabından
eksilme olmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir oruçluya iftar veren, aynı ecre kavuşur.) [Beyhekî]
(Allah indinde amellerin en kıymetlisi, bir müminin sıkıntısını
gidererek, borcunu ödeyerek veya karnını doyurarak onu
sevindirmektir.) [İsfehani]
(Amellerin en faziletlisi, bir müminin aybını örtmek, karnını
doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu
sevindirmektir.) [Taberânî]
(Allah, yemek yediren cömertle meleklerine övünür.) [İ.Gazali]
(Misafir, sofrada bulunduğu müddetçe, melekler, ev sahibine duâ
eder.) [Taberânî]
(Kıyamette Allahü teâlâ, kimine, "Bana niçin yemek
vermedin?" diye sorar. O da, "Sen âlemlerin Rabbisin.
Sana nasıl yemek verebilirdim" der. Allahü teâlâ da,
"Aç olan bir arkadaşına yemek vermedin. Eğer verseydin,
bana yemek vermiş gibi sevab alırdın" buyurur.) [Müslim]
(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan,
yemek yediren ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir.) [Tirmizî]
(Arkadaşına, sevdiği yemeği verenin günahları affolur.) [Bezzar]
Dost
ve arkadaşlara yemek yedirmek, sadaka vermekten efdaldir. Hz.Ali
buyurdu ki:
(Dostlara
yedirdiğim bir ekmek, fakirlere verdiğim beş ekmekten daha kıymetlidir.
Dostlarla yenilen yemek, köle azad etmekten daha makbuldur.)
(O
beni yemeğe çağırmıyor. Onu niye çağırayım) dememelidir!
Yemeğe çağırırken de, yemeğe giderken de yalnız Allah rızasını
düşünmelidir!
|
|
İftar
ne kadar geciktirilir
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Bir iş sebebiyle iftarı ne kadar geciktirmek caiz olur?
CEVAP
Akşam
vaktinin girdiği kesin olarak biliniyorsa, önce hurma, su gibi birşey
ile oruç açılır, sonra namaz kılınır.
Yemeği tezce yiyip, sonra namaz kılmak da caizdir. Ancak
iftar sofrasında çeşitli yemekler olduğu için, akşam namazı
gecikebilir. Namaz kerâhet vaktine girebilir. Bu bakımdan, önce
namazı kılmak ve sonra yavaş yavaş yemeği yimek daha uygun
olur.
Vaktin girdiği
kesin belli değilse, önce namazı kılmak iyi olur. Çünkü daha
sonra vaktin girmediği anlaşılırsa, namazı iâde etmek mümkündür.
Fakat vakit girmeden oruç açılırsa, oruç bozulmuş olur.
Telafisi de mümkün olmaz. Hadis-i şerifte, (İftarı
acele edin) buyurulmuştur. (Hâkim) Acelenin son vaktinin, (Nûrül-izâh)
ve diğer kitaplarda, yıldızlar görününceye kadar olduğu
bildiriliyor. Bu da yaklaşık olarak, akşam vakti girdikten yarım
saat sonradır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Yıldızlar
görünmeden iftar eden, sünnetimle amel etmiş olur.) [İbni
Hibbân]
|
|
İftar
duası
|
[Yukarı]
|
|
Sual: İftâr
duâsı nasıldır?
CEVAP
İftâr
duâsı, terâvîh kılmak gibi mühim sünnettir. Birkaç iftâr duâsı
vardır. Meşhur olanı şöyle:
(Zehebezzama' vebtelletil urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü teâlâ.) [Müjdeci
Mektûblar]
Bir başka iftâr
duâsı da şöyle:
(Bismillah velhamdülillah, allahümme leke sumtü ve alâ rızkıke
eftartü ve aleyke tevekkeltü, sübhâneke vebi hamdike tekabbel
minnî, inneke entessemî'ul alîm.)
Sual:
Ramazanda iftar açmada ve akşam namazını kılmada en uygunu
nedir?
CEVAP
Güneşin
battığı iyi anlaşılınca, önce E'ûzü ve Besmele okuyup, (Allahümme yâ vâsi'al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye
ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb) denir.
Bir iki lokma iftarlık yiyip, (zehebezzama'
vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ) denir ve
yemeğe başlanır. Hurma veya su, zeytin yahut tuz ile iftar
edilir. Yani, oruç bozulur. Sonra camide veya evde, cemaat ile akşam
namazı kılınır. Bundan sonra akşam yemeği yenir. Sofrada
yemekleri yemek, bilhassa Ramazanda uzun süreceğinden, akşam
namazının erken kılınması ve yemeğin, acele etmeyerek, rahat
yenmesi için, az bir şeyle iftar edip, yemeği duadan ve namazdan
sonra yemelidir. Böylece oruç erken bozulmuş, namaz da erken kılınmış
olur.
İftar
duasının manası, (Açlık zamanı bitti. Damarlarımızın suya
kavuşması vakti geldi. İnşâallah sevap hasıl oldu) demektir.
(Tam İlmihal)
Büyüklerin
Ramazan ayında devamlı okudukları dua: Ya Rabbi, Ramazan-ı şerifin
şefaatine nail eyle! Ramazan-ı şerifte afv ve mağfiret eylediğin
ve cehennemden azad eylediğin kulların meyânına bizleri de idhal
eyle! Amin!
|
|
Davete
gitmek
|
[Yukarı]
|
|
Sual: Her davete gidilir mi?
CEVAP
Yemekte
günah işleniyorsa gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de
zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları
ziyaret etmek de tevazu alametidir.
Düğün
yemeğine davet olunanın gitmesi sünnet, başka ziyafetlere gitmek
müstehaptır. Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip,
diğer davetlere gitmek sünnettir) demişlerdir. Müslümanın müslüman
üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani davetini
kabul edip gitmektir. Hadis-i şerifte, (Davete
icabet ediniz) buyuruldu. (Müslim)
Külfete
girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir!
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır.) [Dare
Kutni]
Samimi
olarak davet edilen yere gitmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu
ki:
(Davete icabet etmeyen, Allaha ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buharî]
(Müslüman kardeşine ikram eden, Allaha ikram etmiş olur.) [İsfehani]
(İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü
kapısı yakın olanın hakkı daha önce gelir.) [Buharî]
|
|
Bayramda
neler yapmalı
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Bayramda neleri yapmak iyidir?
CEVAP
Bayramda
erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek,
yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, fıtr, yani
Ramazan bayramında, bayram namazından önce tatlı yemek, hurma
yemek, hurmayı 1, 3, 5 gibi tek adet yemek, teke riayet etmek sünnettir.
Hadis-i şerifte (Allahü teâlâ tektir, teke riâyet edeni sever.) buyuruldu.
Bayram
günü yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle
selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyete doğru
olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak,
akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek
sünnettir.
Ramazan
gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük
sevap ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için
camilerde toplanınca, Allahü teâlâ, meleklere, “İşini yapıp
ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de, “Ücretini
almaktır” derler. Allahü teâlâ da, “Siz şahit olun ki,
Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak kullarıma
kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden
isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm”
buyurur.)
Peygamber
efendimiz, (Ramazanın son günü
Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder) buyurunca, Eshab-ı
kiram, (Ya Resulallah, o gün Kadir Gecesi mi?) diye suâl etti.
Peygamber efendimiz, (Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir.)
buyurdu.
Bu
mükâfatları bilen bir Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez
ki? Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hz. Ebu Bekir, kızı
Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını
gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı.
Hz. Ebu Bekir, Resulullahın evinde böyle şey yapılmasının
uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi.
Peygamber efendimiz, Hz. Ebu Bekir’e, (Onlara mâni olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır.
Bayram, sevinç günleridir) buyurdu. Hz. Ali buyurdu ki: (Bugün,
orucu kabul edilmiş, çalışmasının mükâfatını görmüş ve
günahları affedilmiş olanların bayramıdır.)
Hadis-i
şerifte, (Allahü teâlâ,
Ramazanda dört sınıf insan hariç, herkesin günahlarını
affeder. Bunlar, içki içmeye devam eden, ana-babasına âsi olan,
sıla-i rahmi terk eden, mümin olmaktan ümidini kesendir)
buyuruldu. Eğer bunlar tövbe ederse, Allahü teâlâ günahlarını
affeder. Ramazandaki sevaplar bilinseydi, her günün Ramazan olması
istenirdi. Hadis-i şerifte, (Ramazandaki
özel sevaplar bilinmiş olsaydı, bütün yılın Ramazan olması
istenirdi.) buyuruldu.
Ne
mutlu günahlardan sakınarak oruç tutanlara. Bunlar, asıl bayramı
ahirette yapacaklardır.
Dargın
olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü
teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına
bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan yani mümin, herkesle iyi geçinir.
Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek
eziyetlere de katlanır.
Kimseye
darılmamalı, dargınlık olduysa,
3 günden fazla sürmemeli, bayrama kadar süren bir dargınlık
olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(Din kardeşiyle
3 günden çok küs durmak caiz değildir. Üç gün sonra, onunla
karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır. O kimse
selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını
almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden
kurtulmuş olur.)
(Ameller pazartesi ve perşembe günü Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ
da, şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten birbirine
kin tutan istifade edemez. Cenab-ı Hak, “Onlar barışıncaya
kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.)
|
|
Bayram
ziyaretleri
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Bayram ziyaretlerinde neye dikkat edelim, önce kimleri ziyaret
edelim?
CEVAP
Fâsık
olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı ziyaret lazım değildir.
Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Ziyaret, yalnız Allah rızası
için olmalıdır.
Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir kimse, köydeki arkadaşını
ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama
der ki:
- Böyle nereye gidiyorsun?
- Bu köyde bir arkadaşım var. Onu
ziyarete gidiyorum.
- Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı
dokundu da onun için mi gidiyorsun?
- Hayır, sırf Allah rızası için
ziyaretine gidiyorum.
- Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiç bir karşılık
beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın
sevgisine mazhar oldun.) [Hakim]
(Bir din kardeşini ziyaret edene bir melek, "Ne mutlu sana,
Cennete girmiş oldun" der. Hak teâlâ da buyurur ki: (Benim için
ziyaret eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükâfatlar vereceğim")
[Bezzar]
(Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için ziyaret etsin de,
bir melek, "Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun"
demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki: "Kulum beni ziyarete
geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.) [Ebu Yala]
(Din
kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberânî]
(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için
ziyaret eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.)
[Taberânî]
(Bir mümini ziyaret için evinden çıkana, 70 bin melek, "Ey
Rabbimiz; senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet
et" diye duâ eder.) [E.Nuaym]
(Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, 70 bin melek
"Ey Rabbimiz, senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı
ol" diye duâ ederler.) [Taberânî]
(Din kardeşini, sırf Allah rızası için ziyaret eden cennettedir.) [Taberânî]
(Din kardeşini ziyaret edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğ.
İlm]
(Ziyaretçinize ikram edin!) [Haraiti]
(Mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha eden, ellerini ayırmadan her
ikisinden Hak teâlâ razı olur. Ağaçtan yaprak dökülür gibi,
günahları dökülür.) [Ey Oğ.İlm]
(Ziyareti aralıklı yap ki muhabbeti artırasın!) [Bezzar]
Hikmet
ehli diyor ki: (Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da
gitme senden bıkarlar.)
(Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan insanlara
Peygamberler ve Şehitler gıpta ederler. Bunlar, Allah için
birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini ziyaret
edenlerdir.) [Nesâî]
(Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini ziyaret eden, benim için
birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım
eden, sevgime mazhar olur.) [Hakim]
(Allah için sevdiği arkadaşının ziyaretine gidene, ardından bir
melek, "Ne güzel iş yapıyorsun, Cenneti hak ettin"
der.) [Tirmizî]
Allah
rızası için müslümanı ziyaret etmek çok sevabtır. Âlimi,
fakiri ve salih akrabayı ziyaret daha çok sevabtır. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(Zengini ziyaret eden saim ve kaim sevabı, fakiri ziyaret eden ise, fi
sebilillah cihad sevabı alır, her adımı Allah yolunda atılan adıma
denk olur.) [Deylemî]
[Saim;
oruçlu, Kaim; gece ibâdet
eden. Fi sebilillah;
Allah yolunda, Allah rızası için]
(Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevab alır.) [Taberânî]
(Sıla-i rahm, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ziyaret ve
iyilik etmektir.) [Tirmizî]
(Rızkının bol, ömrünün uzun olmasını isteyen, sıla-i rahm
etsin!) [Buharî]
(Sıla-i rahm, malı çoğaltır, ailede sevgiyi artırır ve ömrü
uzatır.) [Taberânî]
Salih
akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk
günü geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü
almalı, dargın ise barışmalıdır.
Ev
sahibi imam olur. Yahut onun tayin ettiği zat imam olur. Bir kimse,
layık olsa da, teklif edilmeden ziyarete gittiği yerde imamlığa
geçmemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir kavmi ziyarete giden, onlara imamlık yapmasın!) [Tirmizî]
Ramazan-ı
şerif ayının son günü ile bayramın birinci günü arası
bayram gecesidir. Bu geceyi ihya eden büyük saadete kavuşur.
Hadis-i şerifte, (Ramazan ve Kurban bayramının gecelerini ihya edenin kalbi,
kalblerin öldüğü gün ölmez.) buyuruldu. Yine hadis-i şerifte,
rahmet kapılarının dört gece açıldığı, bu gecelerde yapılan
duâların reddedilmediği, Ramazan bayramı gecesinin bunlardan
biri olduğu bildirilmiştir.
|
|
Oruç
çeşitleri
|
[Yukarı]
|
|
Sual: Ramazandan sonra her ay oruç tutmak isteyen hangi günler
tutmalıdır?
CEVAP
Her
ay hiç değilse 3 gün oruç tutmak çok iyidir. Hadîs-i şerîflerde
buyuruldu ki:
(Her [kamerî] ayda 3 gün
oruç tutmak, bütün yılı oruçla geçirmek gibi sevâbdır.)
Buhârî]
(İbrâhim aleyhisselâm, her ayda 3 gün oruç tuttu. Allahü teâlâ
da ona ömür boyu oruç tutmuş gibi sevâb verdi ve ömür boyu
sanki yiyip içmiş gibi kuvvet, zindelik verdi.) [Beyhekî]
Hz.Ebû Hüreyre de, (Resûlullah her ay 3 gün oruç tutmamı söyledi)
dedi. (Buhârî)
(Her ay 3 gün oruç tutan, yılın tamamında oruç tutmuş gibi olur.)
[Müslim]
(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbindeki kin yok olur.) [Bezzâr]
(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbinin pası temizlenir.) [Nesâî]
"Eyyâm-ı
biyd" denilen kamerî ayların 13, 14 ve 15. günleri de tutmak
iyi olur. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(Ayda 3 gün oruç tutan, ayın 13, 14 ve 15. günlerinde tutsun!) [Nesâî](Her
ay, eyyâm-ı biyd'de oruç tutan, yılın tamamında oruç tutmuş
gibi olur.) [Nesâî]
|
|
Şevval
ayında oruç
|
[Yukarı]
|
|
Sual: Şevvâl
ayında tutulan orucun fazîleti nedir?
CEVAP
Her
zaman oruç tutmak sevâbdır. Hadîs-i şerîfte,
(Oruç, Cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır) buyuruldu.
Bu ayda tutulan orucun da çok sevâbı vardır. Hadîs-i şerîflerde
buyuruldu ki:
(Ramazanda orucunu tutup, ardından Şevvâl ayında da 6 gün oruç
tutan, anasından doğduğu günkü gibi günâhsız olur.) [Taberânî]
(Ramazan orucu ile şevvâl ayında da 6 gün oruç tutan, bir yıl oruç
tutmuş sayılır. Kur'ân-ı kerîmde "Bir iyilik yapana on
katı verilir" buyuruldu.) [I.Mâce]
(Ramazan ayı orucu on aya, Ramazandan sonra tutulan altı gün oruç da
iki aya mukabil olur ki, böylece bir sene oruç tutma sevâbına
kavuşulur.) [Ibni Huzeyme]
Bazı
âlimler, bu 6 gün orucun vakit geçirmeden, bayramdan sonra hemen
tutulmasının iyi olacağını bildirmişlerdir. Hadîs-i şerîfte
de buyuruldu ki:
(Ramazan bayramından sonra peş peşe altı gün oruç tutan, senenin
tamamında oruç tutmuş gibi olur.) [Taberânî]
Bazı
âlimler de, Şevvâl ayının her on gününde iki gün oruç
tutmanın daha uygun olacağını bildirmiştir. Demek ki bu oruçları
peş peşe tutmak câiz olduğu gibi, aralıklı tutmak da câizdir.
Sual: Şevvâl
ayında tutulacak oruçları hangi günler tutmak daha iyidir?
CEVAP
Şevvâl
ayında tutulan nâfile veya kazâ oruçlarını pazartesi ve perşembe
günleri tutmak daha iyidir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(Ameller, Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz olunur.
Ben de amelimin oruçlu iken arz olunmasını isterim.) [Tirmizî]
(Pazartesi
ve perşembe, müslümanların günâhlarının affedildiği gün
olduğu için oruç tutuyorum.) [Müslim]
(Cennetin
kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır.) [Müslim]
Sual:
Hadis-i şerifte (Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından
doğduğu günkü gibi günahsız olur.) buyuruluyor. Yani bir
anlamda kabul olunmuş, hakiki tövbe-i nasuh gibi oluyor mu?
CEVAP
Hayır
tövbe gibi olmaz. Tövbe pişman olup günahları terk etmektir. Yani
artık bir daha günah işlememek demektir. Şevvalde 6 gün oruç
tutanın böyle bir niyeti yok. O yine günahlarına devam edecek,
sadece oruç tutmakla sevap işliyor, sevabı kadar günahı
affoluyor. Sonra bu günahlar büyük günahlar için değil, küçük
günahlar içindir. Büyük günahları, insan ve hayvan hakları
kendisine veya varislerine ödenmedikçe günahları affedilmez.
Nafile ibâdetin sevabına kavuşabilmek için imanda ve farzlarda
kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp günahlara tövbe etmek ve o işi
ibâdet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. Abdest alanın da bütün
günahları affolur. Hadisi şerifte buyuruldu ki:
(Abdest
alan bütün günahlardan temizlenmiş olur.) [Müslim]
Bu
da aynen Şevvaldeki oruç gibidir. Küçük günahlardan temizlenmiş
olur.
Sual:
Şevval ayında tutulan 6 gün oruca niyetliyim. Aynı anda hem
kazaya kalmış oruç borcuna hem de adak oruca diye niyet edebilir
miyim?
CEVAP
Kaza
ve Şevval ayı orucuna niyet edilir, adağa niyet edilmez. [Her
nafile orucu tutarken kazaya da niyet etmenin sakıncası yoktur,
hatta çok iyi olur.]
Sual: Bir arkadaşım Şevval ayında tutulan
6 gün oruç ile
ilgili (Söz konusu 6 gün oruç için ramazan bayramının 2.günü
tutma şartı var) dedi. Tutulan 6 gün şevval ayı içerisinde
hangi gün olursa olsun tutulmaz mı, böyle bir şey var mı?
CEVAP
Her
zaman tutulabilir, öyle bir şart yok. 30 gün içinde altı gün
oruç tutulur .
|
|
Zilhicce
ayında oruç
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Zilhicce ayında, hangi günlerde oruç tutmalıdır?
CEVAP
Kurban
bayramının bulunduğu aya Zilhicce denir. Zilhicce ayının ilk on
gününde yapılan ibadetlerin kıymeti çoktur. Bu husustaki
hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(Zilhiccenin
ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya, bir gecesini
ihya etmek de Kadir gecesini ihya etmeye bedeldir.) [İbni Mace]
(Zilhiccenin
ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevap verilir.) [Beyhekî]
(Zilhiccenin
ilk dokuz gününde oruç tutan, her günü için, helal malından yüz
köle azat etmiş veya Allah yolundaki mücahidlere yüz at vermiş
veya Kâbe’ye kurban için yüz deve göndermiş gibi sevaba kavuşur.)
[R. Nasihin]
(Bu
on günün hayrından mahrum olan kimseye yazıklar olsun! Bilhassa
dokuzuncu [Arefe] günü oruçla geçirmelidir! Onda o kadar çok hayır vardır ki,
saymakla bitmez.) [T. Gafilin]
(Zilhiccenin
ilk dokuz günü oruç tutana, her günü için bir yıllık oruç
sevabı verilir.) [Ebul Berekat]
(Zilhiccenin
ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise, on bin güne eşittir.)
[Beyhekî]
(Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi
yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!)
[Taberânî]
[Tesbih: Sübhanallah,
Tahmid: Elhamdülillah,
Tehlil: Lâ ilâhe illallah,
Tekbir:
Allahü ekber, demektir.]
İlk
on günün kıymeti
Peygamber efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde
yapılan amellerin, diğer aylarda yapılan amellerden daha kıymetli
olduğunu bildirince, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, Allah
yolundaki cihâddan da mı daha kıymetlidir) dediler. Peygamber
efendimiz, cevabında buyurdu ki:
(Evet cihâddan da kıymetlidir. Ancak canını, malını
esirgemeden harbe gidip şehit olan kimsenin cihâdı daha kıymetlidir.)
[Buharî]
Ebüdderda
hazretleri buyurdu ki:
(Zilhiccenin
ilk 9 günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli ve çok duâ ve
istigfar etmelidir! Çünkü Muhammed aleyhisselam, (Bu on günün
hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun) buyurdu.
Zilhiccenin ilk 9
günü oruç tutanın, ömrü bereketli olur, malı çoğalır, çoluk
çocuğu belâlardan muhafaza olur, günahları affolur,
iyiliklerine kat kat sevap verilir, ölürken kolay can verir, kabri
aydınlanır, Mizan’da sevabı ağır gelir ve cennette yüksek
derecelere kavuşur.) [Şira]
Nafile
oruç tutarken uygun bir davete gidilince, orucu bozmak günah değildir.
Bir mümin arkadaşı sevindirmek ve onu üzmemek için davetine
gidilir. Davete gidip de orucunu bozmayan bir kimseye Peygamber
efendimiz, (Arkadaşın senin
için bu kadar külfete girdiği hâlde, sen hâlâ “Oruçluyum”
diyorsun. Şimdi ye, sonra yerine bir gün tutarsın.) buyurdu.
Yine buyurdu ki: (Davete
giden, Ramazan, kaza ve adak orucu değilse, [nafile] orucunu
bozsun!) (Din
kardeşinin hatırı için nafile orucu bozana, bin günlük oruç
sevabı yazılır. Bu orucu kaza edince de iki bin günlük sevap
yazılır.)
Öğleden
sonra, bir zaruret olmadıkça, nafile orucu bozmamalıdır! Hadis-i
şerifte, (Nafile oruç tutan
kimse, öğleye kadar muhayyerdir.) buyuruldu.
Sual: Arefe günü oruç tutmanın önemi nedir?
CEVAP
Hadisi
şeriflerde buyuruluyor ki:
(Arefe
günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.)
(Aşûre
günü orucu bir yıllık, Arefe günü orucu da, iki yıllık
[nafile] oruca bedeldir.)
(Arefede
tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban
kesmeye ve Allah yolunda cihâd için verilen iki bin ata bedeldir.)
(Arefe
günü [Besmele ile] bin İhlâs okuyanın günahları affedilir ve
duâsı kabul olur.)
|
|
Oruçla
ilgili meseleler
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Ramazanda, "Yarın dişim ağrımazsa oruç tutarım, ağrırsa
tutmam" diye akşamdan niyet edilse, böyle şüpheli niyet ile
oruç tutmak sahîh olur mu?
CEVAP
Sahîh
olmaz. (R. Muhtâr)
Sual:
Bozulursa kefaret olmasın diye, Ramazan orucuna imsaktan sonra
niyet etmek caiz mi?
CEVAP
Caizdir,
fakat böyle bir şeye lüzum yoktur. (Dürer)
Sual:
Gece yatarken yemeği yiyip veya yemek yemeden niyet etsek, sonra
gece uyanınca, sahura kalkınca yemek yememizde mahzur var mıdır?
CEVAP
Mahzur
yoktur. Niyetin ilk vakti, güneşin batmasıyla başlar. Akşam
yemeği yerken niyet etmek iyi olur. Niyetten sonra da, imsak
vaktine kadar yiyip içmekte mahzur yoktur. (M. Zühdiyye)
Sual:
Şabanın son günü, Ramazan ise farz olur, değilse nafile olur
diyerek oruç tutmak uygun mudur?
CEVAP
Bu
niyetle tutmak mekruh olur. Böyle niyet etmeden, şabanın son günü
nafile oruç tutmak mekruh olmaz. (Hidâye) Bir hadis-i şerifte de
buyuruluyor ki:
(Ramazanı
bir-iki gün önce oruç tutmakla karşılamayınız! Devamlı oruç
tutan, bu orucu tutabilir.) [Müslim]
Ramazan orucunu
karşılamak gerektiğini sanıp veya Ramazan diye şabanın son günü
oruç tutmak mekruhtur. Hıristiyanlara benzememek için, şabanın
son günü oruç tutmanın mekruh olduğunu bildiren âlimler de
vardır. (Bahr, Dürer, Tahtâvî)
Sual:
Takvimlerde yazılı olan imsak ne demektir? Bu vakitte sabah namazı
kılınır mı?
CEVAP
İmsak,
gecenin bitimi, yiyip içmenin yasak olan vaktin başlaması
demektir.
Türkiye Gazetesi Takvimi’nde yazılı olan imsak vaktinde, yiyip
içmeyi kesmelidir! Bundan 20 dakika kadar sonra sabah namazı kılınabilir!
Yanlış
takvimlere göre hareket edip de, yiyip içmeye ezan okununcaya
kadar devam eden kimsenin, suçu yanlış takvime bulması, kendini
mesuliyetten kurtaramaz!
Sual:
1-
Kutuplarda oruç
tutulursa, nasıl tutulur? Namaz nasıl kılınır?
CEVAP
Hanefide,
bazı âlimlere göre vakti girmeyen namazları da kılmak farzdır.
İhtiyata riayet etmek çok iyi olur. Bu bakımdan vakti girmeyen
namazlar, (Vaktine yetişip de kılamadığım yatsı veya sabah
namazının farzını kılmaya) diye niyet edilerek kılınmalıdır.
Bu namazları, vakitlerinin başladığı en son günün
vakitlerinde kılmak iyi olur.[Demek ki saatlere bölerek kılmak en
uygun olanıdır.]
Seferi
olanın, dört mezhebde de oruç tutması farz değildir. Kutuplara
ve Aya giden müslüman, seferi ise oruç tutmaz. Geriye dönünce
kaza eder. Ramazan ayı gelince, oruç tutmak farz olur. Bu bakımdan
gündüzleri çok uzun olan yerlerde ikamet eden bir müslüman,
oruca saat ile başlar, saat ile bozar. Vakitleri normal teşekkül
eden en yakın bölgelere kıyas edilir.
O
hâlde gündüzleri çok uzun olan yerde yaşıyan müslümanlar, gündüzü
böyle uzun olmıyan bir şehirdeki müslümanların zamanına
uyarak oruçlarını tutarlar. (Dürer)
[Demek
ki orucu da saatle tutar. Mesela altı ay gece ve altı ay gündüz
olan kutuplarda, istanbulun saatlerine uyarak tutar.]
2-
Fakat burada bir zorluk daha var. Kutuplara yaklaştıkça günler
veya geceler uzamaya başlar. Vaktin normal olarak nerede girdiğine
karar vermek ve oranın vakitlerine bölerek yapmak da zor iş gibi.
Nasıl yapılacak? İsveç, Finlandiya gibi ülkelere gittimi gündüz
ve gecenin dengesi çok bozulur değil mi?
CEVAP
Hiç
zorluk yok. Diyelim dediğiniz ülkelerde gündüz 20 saat, gece dört
saat, nasıl namaz kılarız, nasıl oruç tutarız?
Saatle
dendi ya, İstanbul esas alınır. Ankara esas alınır, bilinen bir
şehir esas alınır. İstanbulda gündüz 13 saat ise, 13 saat oruç
tutulur.
Sual: Ben
kandilde nezleydim, ağzım kuruyordu tek cumartesi tuttum, Pazar
tutmadım. Aynı zamanda cumada tek tutulmaz. Ya Perşembe Cuma ya
da cumartesi Pazar tutulur değil mi?
CEVAP
Evet
ama yalnız cuma ihtiyaç olunca tutulabilir. Çünkü bazı alimler
cuma günü
oruç tutmak sünnet demişlerdir.
Sual:
Annem
rahatsızlığı sebebiyle son 2 yıla ait Ramazanı Şerif orucunu
tutamadı. Halen oruç tutamayacak durumda. Yaşı ilerlemiş olduğundan
tekrar sıhhatine kavuşması şu an zor gözüküyor. Dinen
zengindir.Ne yapması gerekir?
CEVAP
Oruç
fidyesi verir, fakat iyi olduğu zaman, yine oruç tutması gerekir.
O zaman siz yine fidye verin, iyi olursa yine orucunu tutar. Bir aylık
oruç için 53 kg un vermesi gerekir, bir veya birkaç fakire verir.
Sual:
Babam oruç tutarken, takvime göre değil, Kur’ana göre hareket
ediyor. Siyah iplikle beyaz iplik birbirinden ayrılıncaya kadar
yiyip içiyor. Ortalık ağardığı için şüpheleniyorum. Doğrusu
nedir?
CEVAP
Bekara
suresindeki, (Beyaz iplik
siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyip için) mealindeki
187. ayetindeki iplikler, gündüzün beyazlığı ile gecenin
siyahlığıdır. Ayet-i kerimenin anlamı, (Gündüzün aydınlığı
ile gecenin karanlığı, iplik gibi birbirinden ayrılıncaya kadar
yiyip için) demektir. Bu ayeti kerimeyi duyan bir zat, (Ya
Resulullah, ben gündüzün geceden ayrıldığını öğrenmek için
yastığımın altına bir beyaz iplik ile bir siyah iplik koydum.
Fakat gecenin bitişini yine de tespit edemedim.) dedi. Bunun üzerine,
Peygamber efendimiz, (O
iplikler, gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığıdır.) buyurdu.
Eğer Peygamber efendimiz açıklamasa idi, beyaz ipliğin aydınlık,
siyah ipliğin karanlık olduğunu nereden bilecektik? Kur’an-ı
kerimden anladığımıza uyarak, gencin babası gibi, bilhassa
bulutlu havalarda, daha ortalık karanlık diye, güneş doğana
kadar yiyip içerdik.
Sual: Kazâ
orucum yoktur. Fakat bazı oruçlarım bozulmuş, kabûl olmamış
diye, oruç tutarken kazâya niyet edilse, mahzûru olur mu? Kazâ
orucum yoksa, bunlar nâfile olur mu?
CEVAP
Kazâsı
olmayanın da kazâ namazı kılmasında, kazâ orucu tutmasında
mahzûr yoktur. Kazâsı yoksa nâfile olur.
Sual: Oruca
hesapla başlanılan yerlerde, yanlışlık olma ihtimâli olacağı
için, bayramdan sonra kazâ orucu tutmak gerekir mi?
CEVAP
İki
gün kazâ orucu tutmak gerekir. Çünkü büyük islâm âlimi
seyyid Abdülhakîm Efendi hazretleri, (Böyle yerlerde bulunan müslümanların
bayramdan sonra, dilediği zaman, kazâ niyeti ile, iki gün daha
oruç tutmaları lâzımdır) buyurdu.
Sual:
Devamlı şehirler arasında şoförlük yapanın, oruç tutmaması
günâh olur mu?
CEVAP
İşi
aksatacak zorluk yoksa, Ramazan-ı şerîfte oruç tutmak çok sevâbdır.
Özürsüz oruç tutmamak büyük günâhtır. Hadîs-i şerîfte
buyuruldu ki:
(Şer'i
ma'zeretsiz, Ramazanda bir gün oruç tutmıyan, bunun yerine bütün
yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevâba kavuşamaz.)
[Tirmizî]
Şu hâlde bir özür
olmadan oruç yememelidir! Dînî bir özrü olanın orucunu kazâya
bırakması câiz olur. Yolculukta sıkıntı olur, iş aksar veya
kazâya sebep olacak bir durum olursa, orucu kazâya bırakmak câiz
olur. Hadîs-i şerîfte, (Yolculukta
[sıkıntı içinde] oruç
tutmak takvâdan sayılmaz) buyuruldu. (Buhârî) [Yolculuk,
sefer demek, 104 km'den uzak yere gitmek üzere yola çıkmaktır.
Bunlardan daha kısa yola giden seferî olmaz. Burada takvâ daha çok
sevâb kazanmak manâsındadır.]
Sual:
Seferde oruç tutmak gerekmediği hâlde, Ramazan orucunu tutan
nafile sevabı mı alır?
CEVAP
Seferî
olan, Ramazan orucunu tutarsa, farz sevabı alır. (Hindiyye)
Sual:
İtikaf nedir?
CEVAP
İtikaf,
camiye girip ibâdetle meşgul olmak demektir. Ramazan-ı şerifte
itikaf, sünnet-i müekkededir. Ancak itikaf, sünnet-i kifaye olduğu
için bir mahallede birkaç kişi itikafa girerse, diğerlerinden bu
sünnet sakıt olur. Bu bakımdan imkânı olanlar itikafa
girmelidir! İtikaf eden kimse camide yiyip içer, yatar. Abdest için
dışarı çıkabilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İtikafta
olan, günahlardan uzaklaşır, her iyiliği işlemiş gibi sevaba
kavuşur.)
(Bir
devenin 2 sağımı kadar itikaf eden, bir köle azat etmiş gibi
sevap kazanır.)
(Ramazanda
on gün itikaf eden, 2 defa hac yapmış gibi sevap kazanır.)
Sual:
Oruçla ilgili diğer hak mezheplerimizin hükümleri hakkında da
bilgi verir misiniz?
CEVAP
Ramazan
orucuna niyetin son vakti, Hanefî’de
öğleye bir saat kalıncaya kadar, diğer üç mezhepte imsak
vaktine kadardır. Üç mezhepte, Ramazan orucu için her gece niyet
gerekir, Mâlikî’de ramazanın ilk gecesi bir ay oruca niyet sahihtir.
Şâfiî’de,
kulak tabii menfez [delik] dir. Kulağa konan sıvı katı her şey,
mideye girmiş gibi orucu bozar. Diğer üç mezhepte sadece ilaç
konursa bozar. Şâfiî’de
idrar yolu da tabii menfezdir. Buraya pamuk konsa bile orucu bozar.
Diğer mezheplerde bozmaz. İğne vurulmak, dört mezhepte de orucu
bozar.
Dişler
arasındaki yemek kırıntısını yutmak Hanefî’de
orucu bozmaz, diğer üç mezhepte bozar. Lavman Mâlikî’de orucu bozmaz, diğer üç mezhepte bozar. Unutarak
yiyip içmek, üç mezhepte orucu bozmaz, Maliki’de bozar.
Ramazanda oruçlu iken yiyip içene Hanefî
ve Mâlikî’de kefaret gerekir, Şâfiî
ve Hanbelî’de sadece
kaza gerekir. Hanımı ile beraber olana dört mezhepte de kefaret
gerekir.
Kan
aldırmak Hanbelî’de
orucu bozar, diğer üç mezhepte bozmaz. Abdest alırken, mübalağa
etmeden boğaza su kaçarsa, Şâfiî
ve Hanbelî’de oruç bozulmaz. Hanefî
ve Mâlikî’de bozulur.
Ramazanda
karı koca beraber olursa, Şâfiî
ve Hanbelî’de kefaret
kocanın üzerine olur, Hanefî
ve Mâlikî’de ikisine de kefaret gerekir. Mâlikî’de oruçlu iken hanımını öpmek haram, diğer üç
mezhepte haram değildir. Ancak cünüp olmak ihtimali varken öpmek
mekruhtur.
Hanımın
öpünce meni gelirse üç mezhepte oruç bozulmaz, Hanbelî’de bozar.
Şâfiî
ve Hanbelî’de, nafile
oruç veya nafile namaza başlayan, tamamlamadan bozarsa, kazası
vacip değil, Hanefî ve Mâlikî’de
vaciptir.
Yalnız
cuma günü oruç tutmak Hanefî
ve Mâlikî’de caiz, Şâfiî ve Hanbelî’de
mekruhtur. İmam-ı Ebu Yusuf da mekruh dedi. Bu bakımdan Hanefîler yalnız başına cuma günü oruç tutmamalıdır.
Kadir
gecesi üç mezhepte ramazan ayı içinde, Hanefî’de
ise bütün sene içindedir.
Sadaka-i
fıtır, Hanefî’de
Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da
vermek caiz ise de, bayram namazından önce verilmiş olması daha
çok sevaptır. Şâfiî’de Ramazandan önce, Mâlikî’de
ve Hanbelî’de ise
bayramdan önce verilemez. Hanefî’de
nisaba ulaşanın fıtra vermesi vacip, diğer üç mezhepte, bir günlük
yiyeceği olanın fıtra vermesi farzdır. Hanefî’de
hanımın fıtrasını kocası vermez, diğer üç mezhepte vermesi
lazımdır.
Sual:
Günah işlememize şeytanlar sebep olduğuna göre, Ramazanda bağlı
olan şeytanlar nasıl günah işletiyor?
CEVAP
Günah
işlememize yalnız şeytanlar değil, kendi nefsimiz de sebep
olmaktadır. Nefsin zararı, şeytanınkinden çok fazladır. Nefsin
her istediği kendi zararınadır. Ramazanda günah işleten,
nefsimizdir. Bu ayda, şeytanlar bağlı olduğu için, vesvese
veremezler. Ramazanda esnemeler de şeytandan değildir. Asabî
esnemeler, yorgunluk, uykusuzluk gibi hâllerde meydana gelir. (M.
Rabbânî)
Sual:
"Okulu bitirsem iki sene oruç tutacağım" dedim. Fakat
"Allah rızası" için demediğim için oruç tutmam
gerekir mi?
CEVAP
Oruç,
zaten Allah rızası için tutulur. Onunu için oruç tutmak
gerekir. (Dürer)
Sual:
Oruç tutmayan işçiye, Ramazanda yemek verilir mi?
CEVAP
Yemek
verilmez, yemek parası verilir.
Sual:
Sabah namazına kalkamayanın her defa için bir gün oruç tutmayı
adaması caiz midir?
CEVAP
Hayır
caiz değildir.
Sual:
Yazın kazaya kalmış oruçları, kışın kaza etmek caiz midir?
CEVAP
Caizdir.
Sual: Evde
olduğum için sadece Cumartesi günleri oruç tutmam da mahzur var
mı?
CEVAP
Yalnız
cumartesi günü oruç tutmak mekruhtur.
Sual: Nafile
orucu sebepsiz bozmak uygun mudur?
CEVAP
Nafile
orucu, sebepsiz bozmak günahtır. Bozunca kaza etmek de gerekir.
Sual: Bir
kişi yiyecek bir şey bulamazsa veya yemek hazırlamaya üşenirse,
oruç tutsa caiz olur mu?
CEVAP
Çok
iyi olur. Peygamber efendimiz yemek olmadığı zaman oruç tutardı.
Sual:
l983 ten sonraki
takvimlerde sahurun 15 dakika uzatıldığını bilmeyenin, buna göre
oruca başlaması sahih olur mu ?
CEVAP
Bilmeden
olduğu için zayıf kavle göre sahih olur.
Sual:
Oruçlu,
ağzını diş macunu ile fırçalasa mekruh olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Şükür
kurbanı yerine ceza olarak oruç tutmak caiz mi?
CEVAP
İsrafı
önlemek için caizdir.
Sual: İmsakten
sonra kazaya niyet edenin orucu nafile mi olur?
CEVAP
Evet.
Sual: Orucun
aksamaması için hayzı ilaçla geciktirmek caiz mi?
CEVAP
Caizdir,
fakat buna lüzum yoktur.
Sual: Ramazandaki
esnemek şeytandan değil mi?
CEVAP
Asabi
esneme de olur.
Sual: Ramazanda
günah işlemek nefisten mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Ebem,
bir yıl oruç tutacağım dedi. Tutmadan öldü. Ne lazım?
CEVAP
Bu
adak için bir senelik oruç kefareti yapılır.
Sual: Misafire,
evine gelince tutmadığı oruçları kaza etmek farz mı?
CEVAP
Evet.
Sual: Seferde
olana da ramazan orucu farz mı?
CEVAP
Evet.
Fakat kazaya bırakması caizdir.
Sual: Bir
ay oruç tutmayı adayan, 30 gün peş peşe mi tutar?
CEVAP
Hayır.
Sual: Şabanın
14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?
CEVAP
On beşinci
günü.
Sual: Ramazanın
son günü, bugün bayram diyen hocaya kanıp, orucunu bozana, kaza
mı lazım olur?
CEVAP
Kaza
lazım olur.
Sual: Kaza
ve kefaret orucunun yılını bilmeyen ne yapar?
CEVAP
Evvel
kazaya kalmış olan diye niyet eder.
Sual: (İşim
olursa iki sene oruç tutacağım) dedim. Fakat Allah rızası için
demediğim için oruç tutmam lazım mı?
CEVAP
Evet.
Çünkü oruç zaten Allah rızası için tutulur.
Sual: İki
sene adak orucu yerine yemin kefareti vermek caiz mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Mahallemizde
imansız çok. Ramazanda davul çaldırmak istemiyorlar. Çaldırmakta
ısrar edelim mi?
CEVAP
Israr
edilmez. Fitneye sebep olunmaz.
Sual:
Misk, gül ve gülsuyu koklamak oruçlu için mekruh mu?
CEVAP
Hayır.
Sual: Ölüm
hastası oruçlu kimseye zemzem vermek lazım mı?
CEVAP
Oruçlu
ölmesi evladır.
Sual: Ramazan
dışında oruçlu hastaya zemzem verilir mi?
CEVAP
Vermek
müstehabdır.
Sual:
Hayzlı kadının, Ramazanda oruç tutması caiz mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Erzurumlu,
yazın orucu, Adana'da tutsa, daha sevab mı?
CEVAP
Hayır.
Sıkıntı kendiliğinden gelirse sevabı olur.
Sual:
(Başkası yerine oruç tutulmaz) hadisi hangi kitapta var?
CEVAP
Tahtavi
haşiyesinin 238. sayfasında var.
Sual: Oruçlunun
ilaçla gargara yapması mekruh mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Kaza
orucunu davette bozmak caiz mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Her
pazartesi günü oruç tutmayı adet edinen, Nevruz günü
pazartesine geldiğinde, yine oruç tutsa, mekruh olur mu?
CEVAP
Mekruh
olmaz.
Sual: Dilimde
okumaya mani yara var.Oruçlu iken gargara caiz mi?
CEVAP
Özrü
olduğu için mekruh olmaz.
Sual: Ramazanda
şeytani rüya görülür mü?
CEVAP
Görülmez.
Nefsani rüya görülür
Sual: Savm-ı
davüd cumartesi ve mekruh güne denk gelse caiz mi?
CEVAP
Mahzuru
olmaz. En faziletli oruçtur.
Sual:
Sükut orucu var mı?
CEVAP
Yoktur.
Sual: Ramazanda
(Yarın dişim ağrımazsa oruç tutarım, ağrırsa tutmam) dedim.
Dişim ağrıyınca orucu bozdum. Kaza mı gerekir?
CEVAP
Şüpheli
niyet olmaz. Kaza gerekir.
Sual: İmsakten
sonra, nafile oruca niyet edip, dahveden önce, oruç tutmaktan
vazgeçenin, bu orucu kaza etmesi vacip olur mu?
CEVAP
Evet.
Sual: Şabanın
15. günü, cumartesine gelse, oruç tutulur mu?
CEVAP
Mekruh
olur.
Sual: Recebin
birinde kefaret orucuna başlayan kadın, adet görse, temizlenmeden
Ramazan girse, yeniden mi tutar?
CEVAP
Hayır.
Sual: Kaza
orucu olmayanın, tuttuğu kaza orucu nafile mi olur?
CEVAP
Evet.
Sual: Söylentilere
inanıp, Ramazan diye, Şabanın 29unda oruca niyet ettim. Doğrusunu
öğrenince bozdum. Kaza gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez.
Sual: Ramazanda
itikafa girdim. 5. günü bozdum. Kaza gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez.
Sual: Diş
dolgusu sebebiyle gusülsüz oruç tuttum. (Oruç tuttuğum yıllardaki
gusülleri Şafiiye göre aldım) demek gerekir mi?
CEVAP
Evet,
hem tövbe gerekir, hem de böyle niyet etmeli!
Sual: Ramazanda
şeytanların azgınları mı bağlanır?
CEVAP
Hayır
hepsi bağlanır.
Sual: Herhangi
bir cumartesi günü oruç tutmak mekruh mu?
CEVAP
Evet.
Sual:
Bayramdan önce hurma, şeker gibi tatlı yemek müstehab olduğu için
fıtr bayramına şeker bayramı denir mi?
CEVAP
Evet.
Dinimizin bir emri ortaya çıkacağı için iyi olur.
Sual: Hilalin
bir veya iki günlük olduğu nasıl bilinir?
CEVAP
Tecrübesi
olan bilir.
Sual:
"Şu işi yaparsam bir gün oruç tutacağım" diye söylendiğinde,
bu şeyi her yaptığımız sefer için bir gün oruç mu tutmalıyız,
yoksa bir kaç sefer sözümüzden çıktığımızda da 1 gün oruç
tutmak yeterli midir?
CEVAP
Bir
gün oruç tutmanız yeter.
Sual:
Yalnız başına Cuma veya Cumartesi günü oruç tutulmuyor. Cuma
ve Cumartesi
birlikte tutulur mu?
CEVAP
İkisi
birlikte olursa tutulur.
Sual:
Oruç neden cumartesi günü tek tutulmaz?
CEVAP
Cuma
günü tek tutmak sünnet diyen ve mekruh diyen alimler vardır. İhtiyaten
tek tutmamak iyi olur. Ama hadisi şerifte cumartesi günü tek
tutmayın buyuruluyor. Sebebi bildirilmiyor. Cumartesi
Yahudilerin önemli bir günüdür.
Sual:
Bazı imsakiyeler, Türkiye gazetesi takviminden farklıdır.
Hangisine uymamız daha ihtiyatlı olur?
CEVAP
İhtiyata
riayet etmek tedbirli ve temkinli hareket etmek elbette iyi olur. Türkiye
gazetesi takvimine göre hareket edilmelidir. Yoksa oruçlar
tehlikeye girer. Türkiye gazetesinin hesapları yüz yıldır
uygulanan hesaplardır.
Sual:
Gece yatarken "Yarın kaza orucu tutalım, bunun için
gece sahura kalkalım, gece kalkar yemek yer ve niyet ederiz yarında
oruç tutarız dedik" ve yattık. Ama sahura kalkamadık, uyandığımızda
güneş doğmuştu. Gece yatarken " Yarın oruç tutalım”
diye olan niyetimiz niyet yerine geçer mi ?
CEVAP
Niyet
ta akşamdan da yapılır. Kalksak da kalkmasak da oruca niyet
edilmişse yeterlidir, sahura kalkmak gerekmez.
Sual:
Bazıları diyor ki Ramazanda orucun
ilkini yani ilk gününü tutmazsak diğerlerini de tuttuğumuz
zaman gerektiği zaman bozabilirmişiz. Böyle bir şey var mı?
CEVAP
Hiç
olur mu? Öyle bir şey yok. Ramazanda her gün oruç tutmak farzdır.
Böyle saçma sapan hurafelere inanmamak lazım. İnsan sağlık
durumuna göre, ilk günler tutamaz da sonraki günler tutabilir
veya ilk günler tutar da hastalanınca diğer günler tutamaz. Bu
hallerde ne yapılacağı, nasıl yapılacağı ilmihal kitaplarında
vardır. [Böyle hurafelere inanmamak için dinimizi öğrenmemiz
lazım. Dinimizi doğru öğrenmek için de Tam İlmihal Seadeti
Ebediyye kitabını okumanızı tavsiye ederiz.]
Sual:
Ramazan-ı şerif orucuna niyet farz. Arkadaşın biri Ramazan
orucunun hepsini tutmak için bir defa niyet kafi diyor aydınlatırsanız
memnun olurum.
CEVAP
Her
gün ayrı ayrı niyet etmek farzdır. Arkadaşın yanlış söylüyor.
Sual:
Ramazanda gece niyet etmeyi unutan ne yapmalı?
CEVAP
Öğleye
bir saat kalıncaya kadar niyet edilir. Sahura kalkmak niyettir, oruç
tutmak niyetiyle yatmak da niyettir, sahura kalkılmasa da oruca
niyet edilmiş olur.
Sual:
Bir kadın akşamdan yarınki oruca niyet etse, yarın hayzı başlasa
o gün oruç tutacak mı tutmayacak mı?
CEVAP
Hayz
başlayınca oruç bozulmuş olur, yer içer.
Sual:
Adetimiz bitince yiyip içmemizde mahzur var mıdır, bir de oruçlu
iken adet görünce, yiyip içebilir miyiz?
CEVAP
Ramazan-ı
şerifte gündüz muayyen hali sona eren kadın, bir şey yiyip içmeden
oruçlu gibi durur. Fakat oruçlu iken muayyen hali zuhur eden kadının,
oruçlu gibi durması gerekmez, yiyip içebilir.
Sual:
Teyzemin böbreğinde taş olduğu için doktor devamlı su içmesi
gerektiğini söylemiş. Bu durumda ramazan orucunun kefaretini nasıl
ödemeli. Eğer fidye vermesi gerekiyorsa ne kadar ve ne vermeli.
Ayrıca bu fidyeyi bana vermesi uygun olur mu?
CEVAP
Oruç
tutamayacak kadar hasta ise 30 günlük ramazan için 53 kilo un
verir.Yahut değerini altın olarak verir. Siz fakirseniz size de
verebilir.
Sual:
Oruç tutamayan hastanın fidyesi ne zaman verilir?
CEVAP
Ramazanın
içinde herhangi bir gün verilebilir.
Sual:
Oruç tutamayanın fidyesi nasıl verilir? Ramazan içinde mi
verilmesi gerekir? 1 fakire mi yoksa 30 ayrı fakire mi vermek
gerekir? Para olarak mı verilir? Geniş şekilde bilgi vermenizi
istirham ederim.
CEVAP
Oruç
fidyesi ile oruç kefareti farklıdır. Biz oruç fidyesini
bildiriyoruz:
Çok
yaşlanıp ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını tutamayacak
ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, gizli
yiyip içmelidir! Çok yaşlı olup oruç tutamayan, zengin ise,
her günün orucu için fidye verir. Fakir olan fidye vermez. Fidye,
her gün için bir fıtra miktarı un, hurma veya üzüm verilir.
Mesela 30 gün oruç için 53 kg un verilmesi kâfidir. Yahut bu
kadar unun kıymeti kadar altın veya gümüş para, tutulamayan otuz gün orucun fidyesi olarak, bir veya birkaç fakire, Ramazanın
içinde verilebilir. Fidye verdikten sonra, oruç tutabilecek hâle
gelen kimse, tutamadığı oruçlarını kaza eder.
Sual:
Bir kimse akşam namazından önce uyusa veya bayılsa öbür gün
öğleleyin uyansa hemen oruca niyet edebilir mi?
CEVAP
Niyet
edemez. Öğleden bir saat önce uyansa idi edebilirdi.
Sual:
Bir arkadaşın migren ağrısı olduğu için ramazan orucunu
tutmuyor. Bunun için günlük 10 Mark ödeyecekmiş, yeterli görüyormuş.
Sizce ne yapması daha doğru olur.
CEVAP
Onun
veya benim yeterli görmemizin ne kıymeti var, ne de önemi. Önemli
olan bu hususta dinimizin hükmüdür. Buna göre hareket edersek
hem ibadetlerimiz doğru ve makbul olur, hem de ahirette (eyvah)
diyenlerden olmayız.
Fidye,
Mark verilmez, kağıt para olmaz. Aşağıdaki ölçüye göre altın
olarak verilebilir.
Çok
yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını
tutamayacak ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, gizli
yiyip içmelidir! Hadis-i şerifte (Oruç tutamayacak kadar yaşlı
veya iyi olmasından ümit kesilen hasta fidye verir.) buyuruluyor.
Çok yaşlı olup oruç tutamayan kimse, zengin ise, her günün
orucu için fidye verir. Fakir olan fidye vermez, duâ eder. Fidye
olarak, her gün için bir fıtra miktarı un, hurma veya üzüm
verilir. Mesela 30 gün oruç için 53 kg un veya 105 kg hurma veya
üzüm verilmesi kâfidir. Yahut bu kadar unun kıymeti kadar altın,
tutulamayan otuz gün orucun fidyesi olarak, bir veya birkaç
fakire, Ramazanın içinde verilebilir. Fakir, aldığı fidyeyi
kendisi kullandığı gibi, başka birine de verebilir. Fidye
verdikten sonra, oruç tutabilecek hâle gelen kimse, tutamadığı
oruçlarını kaza eder.
Sual:
Bir arkadaşımın kayın validesi kalp hastası. Kısa bir süre önce
ameliyat oldu. Yakında tekrar ameliyat olacak. Ramazanda kalp
hastalığından dolayı 7-8 gün oruç tutamadı. Tutamadığı oruçları
şimdi kaza etmek istiyor ama tecrübesinin verdiği bir endişe ile
tutmaktan korkuyor. Kriz gelince ilaçlarını mutlaka kullanması
gerekiyor. Almanya'da Müslüman mütehassıs bir doktor olmadığı
için oruç konusunda doktorlar bir şey söylemiyorlar. Tutamadığı
oruçları ne yapacak? Fidye vermesi uygun olur mu?
CEVAP
Oruç
tutabilenin fidye vermesi caiz olmaz. Kalp hastalığında, göğüs
üzerine nitroderm ihtiva eden bir ilaç [TTN] konur. Bu deriden içeriye
emilir. Sağlam deriden içeri girdiği için orucu bozmaz. Eğer böyle
bir ilaç bulursa orucunu tutar. Bulamazsa, kriz gelince ağızdan
alınan ilaçlarını alarak orucunu bozar. Yani tutabildiği kadar
oruçlarını tutmalıdır.
Sual:
Babam mevsim değişmelerinde ortaya çıkan ruhsal depresyon denen
bir rahatsızlığı bulunmaktadır. Sene içerisinde ilkbahar ve
son baharda olmak üzere tekrarlanmaktadır.Bu rahatsızlık yaklaşık
olarak 1.5- 2 ay gibi bir zamanda tedavi edilerek babam eski sağlığına
kavuşmaktadır. Şu anda aynı rahatsızlığı nüksetmiş ve ilaç
tedavisi görmektedir.Sağlığına % 50 kavuşmuş durumdadır ve
iyileşmeye devam etmektedir.
Bu
tedavi esnasında kullandığı sinir sistemini güçlendirici (efeksör-tegretol-anafranil
ve remoron) ilaçlar almaktadır. Bu ilaçların günün belirli
zamanlarda ve saatlerde alınması gerekmekte bununla birlikte
beslenmesinin de düzenli olması gerekmektedir.
Şu
anda bir sorun yoktur fakat yaklaşık 10 gün sonra Ramazan ayı
girmektedir ve oruç tutulması gerekmektedir. Bu durumda babam
orucunu tutsa tedavisi aksayacak. Orucu tutmasa olmayacak. Ramazan süresince
her gün bir fakire bir öğünde doyacak kadar para versek orucun
borcu ödenir mi? Ayrıca hastalığı sene boyunca devamlı olmadığı
için 1 ay sonra iyileşmektedir fakat ilaç tedavisi yıl boyunca
devam etmekte olup bu dönemlerde gibi yoğun olmamaktadır.
Ramazandan sonra babama oruç tuttursak irade olarak ardarda 30 gün
oruç tutmaz (Ramazanda 30 gün bir fakire para verdik ya oruç
tutmaya gerek olmaz görüşüne sahiptir ve itiraz edebilir.)
Bu
konuda bana yardımcı olabilir misiniz. Babam ramazan ayında oruç
tutmayıp bir fakire 30 gün boyunca para versek oruç borcu ödenir
mi? Bu konuda İslam alimlerinin görüşü nedir?
CEVAP
İslam
alimlerinin görüşü olmaz, görüş dinde senet değildir,
ictihad senettir.
30
günü peş peşe tutması gerekmez, fırsat buldukça tutar. Oruç
tutabilenin fidye vermesi caiz olmaz. İkinci bir husus da, ilaç
ramazana göre ayarlanabilir belki. Siz onu Müslüman bir doktorla
görüşün. Ben de sorarım. Siz de sorun. Belki tutabilir. Her
doktorun sözüne inanılmaz.
Sual:
Hamile ya da çocuk emziren bir kadın oruç tutabilir mi? Tutmadığı
günler kazaya mı kalır yoksa her gün için fidye vermek mi
gerekir?
CEVAP
Hamile
iken de çocuk emzirirken de oruç tutabilir, eğer tutarsa sağlığına
zarar verecekse, çocuğa zarar olacaksa o zaman tutmaz, sonra kaza
eder. Fidye vermekle kurtulamaz.
Sual:
Annemin midesi rahatsız, bu yüzden oruç tutamıyor. Acaba tutamadığı
günler için ne kadar fitre veya ne vermesi gerekir?
CEVAP
Her
doktorun demesiyle oruç tutmamak uygun olmaz. Namaz kılan Salih bir doktor oruç tutamaz derse, o zaman oruç tutmaz ve oruç için
fidye verir. 30 gün için 53 kg un vermesi yeterlidir. Bir fakire
verir.
Sual:
Düzenli olarak iğne kullanması gereken şeker hastası, tutamadığı
bu Ramazan oruçlarını nasıl ödemesi gerekir?
CEVAP
Bir
aylık 53 kg un verir, yahut değeri kadar altın. Şeker hastası
zengin değilse bunu da vermez, dua eder.
Sual:
Tam olarak kaza borcumu hatırlamıyorum; bu yüzden her nafile
orucu tutarken, kazaya niyet etsem sakıncası olur mu?
CEVAP
Niye
sakıncası olsun, aksine iyi olur. Kaza orucu tutarken en son
tutamadığım ramazan orucuna diye niyetlenmeniz yeterlidir.
Sual:
Annemle telefonda konuşuyorduk, sahura kalkabiliyor musun dedi,
evet kalkıyorum dedim halbuki kalkamadığım çok oldu. Aç olarak
oruç tuttuğumu bilip üzülmesin diye böyle söyledim bu yalan
caiz olur mu?
CEVAP
Burada
yalan caizdir.
Sual:
Nezri muayyen, nezri mutlak oruçlar nedir?
CEVAP
Vâcib
oruçlar, muayyen olur. Belli gün oruç adamak böyledir. Mesela
pazartesi günü oruç tutmayı adamak, nezri muayyen oruç olur.
Gayr-i muayyen oruçlar: Herhangi bir gün oruç adamak. Mesela
(Allah rızası için üç gün oruç tutacağım) demek böyledir.
Sual:
1-
Şevval ayına girdik.
6 gün orucuna başladım. Bir de efendim, benim adet olduğum zaman
tutamadığım oruçlarım oldu. 7 gün tutamadım. 6 günlük oruç
diğerinin yerine geçer mi? Yoksa 13 gün oruç tutmam mı
gerekiyor?
CEVAP
Evet
onun da yerine geçer. Altı gün orucu tutarken kazaya da niyet
ederseniz hem kazanız ödenmiş olur, hem de şevval ayında oruç
tutma sevabına kavuşmuş olursunuz. 7 gün kaza tutarsanız
borcunuz kalmaz.
2- Bir de tutarken şöyle niyet ediyorum . Niyet ettim Allah rızası
için Şevval ayı ve tutamadığım oruçlarımın ilk kazasını
tutmaya. Bu niyet doğru mu ?
CEVAP
(İlk
kazaya kalan ramazan orucuma ve şevval ayında oruç tutmaya) diye
niyet edersiniz.
3-
Çorapla uyumak günah diyorlar. Bu doğru mudur ?
CEVAP
Hiç
mahzuru yoktur.
Sual:
Kazası olanın nafile ibadetleri kabul olmaz, benim kaza namazlarım
var, bu yüzden nafile namaz kılsam kabul olmaz. Ama nafile oruç
tutarsam (yani kaza namazı kılmamı hiç etkilemiyor), bu kabul
olur mu?
CEVAP
Kabul
olur. Borcumuz yoksa nasıl olsa nafile olacak. Onun için kaza
tutmak ve kaza kılmak daha uygun oluyor.
Sual:
Bir arkadaşım akşam 12.00 gibi yatmış ve uyumuş ertesi gün
saat 13.00 civarı uyanmış. Dolayısı ile sahura kalkamamış,
niyet de etmemiş. O gün oruçlu sayılır mı?
CEVAP
Eğer
sahura kalkmak niyetiyle yatmışsa, yani yarın oruç tutmak
niyetiyle uyumuşsa, niyet etmiş demektir. Böyle bir şey yoksa
niyetsizdir.
Sual:
3 gün üst üste oruç tutmayı adamıştım, fakat üçüncü gün
-orucu bozan fakat kefaret gerektirmeyen bir durum neticesinde
-orucum bozuldu. Nasıl hareket etmem lazım?
CEVAP
Adak
orucunu kasten bozsanız kefaret gerekmez. Yeniden üç gün oruç
tutarsınız hepsi o kadar.
Sual:
Eğer birisi büluğ çağından itibaren 3 sene orucunu tutmaz ise
fakat daha sonraki senelerde oruca başlarsa 3 senelik orucunu nasıl
kaza edecek?
CEVAP
Fırsat
buldukça birer ikişer veya üçer beşer tutar, yani 30 gün
birden tutmak gerekmez. Böylece 90 günlük orucunu kaza eder.
|
|