|
Linkler
|
|
Oruç
|
|
|
|
Ramazan
ayının fazileti
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Ramazan ayının fazileti hakkında bilgi verir misiniz?
CEVAP
İmâm-ı
Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
Mübârek
Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nâfile namaz,
zikir, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevap, başka
aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka
aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftâr
verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun
sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı
hiç azalmaz.
Bu
ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibâdet
etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, cehennemden âzâd
olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resûlullah, esirleri âzâd eder,
her istenilen şeyi verirdi.
Bu
ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri
yapmak nasip olur.
Bu
aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah
işlemekle geçer.
Bu
ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibâdet etmelidir. Allahü
teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, âhireti
kazanmak için fırsat bilmelidir.
Kur’an-ı
kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır. Ramazan-ı şerifte,
iftârı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resûlullah bu
iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.
İftarda
acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye
ve dolayısı ile herşeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet
etmek de zaten bu demektir.
Hurma
ile iftar etmek
Hurma
ile iftar etmek sünnettir. İftar
edince, (Zehebez-zama’
vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü
teâlâ) duâsını okumak, teravih kılmak ve hatim
okumak önemli sünnettir.
Bu
ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce müslüman
affolur, âzâd olur.
Bu
ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar,
zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ,
bu mübârek ayda Onun şânına yakışacak, kulluk yapmayı ve
Rabbimizin râzı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize
nasip eylesin!
Açıktan
oruç yiyen
Açıktan
oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da,
oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu
kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.
Ramazanda
oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ramazan ayında oruç tutmayı farz
bilip, sevabını da Allahtan bekliyerek oruç tutanın günahları
affolur.)
(Ramazan orucunu tutup ölen mümin,
cennete girer.)
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda,
günahları bağışlar, duâları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin!
Ancak cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.)
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir.
Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları
affolur.)
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını
geniş tutunuz! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan
harcama gibi sevaptır.)
(Oruç tutanın susması tesbih, uykusu
ibadet, duâsı müstecap ve amelinin sevabı da çoktur.)
(Bilhassa oruçlu iken çirkin konuşmayınız!
Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyiniz!)
|
|
Ramazan
denmesinin sebebi
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Ramazan ayı, niçin bazan 29, bazan 30 gün oluyor? Ramazanda oruç
tutmanın diğer aylarda oruç tutmaya göre olan fazileti nedir?
CEVAP
Ramazan-ı
şerif kamerî aylardandır. Kamerî aylar 29 veya 30 gün olur.
Kur’an-ı kerimde, Ramazan ayında oruç tutmanın farz olduğu
bildirilmektedir. ( Bekara 183-185) Ramazan ayı otuz çekerse 30, yirmi dokuz
çekerse 29 gün oruç tutmak farzdır. Bütün farz
ibadetler Allah'ın emridir.
Ramazanda
oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Ramazan
ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz
kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, cehennem kapıları
kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin
aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesâî]
(Ramazan
ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahtan bekliyerek
oruç tutanın günahları affolur.) [Buhârî]
(Ramazan
orucunu tutup ölen kimse, cennete girer.) [Deylemî]
(Ramazan
ayı gelince, “Ey hayır ehli, hayra koş! Şer ehli, sen de kötülüklerden
el çek” denir.) [Nesâî]
(Ramazan
bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duâları
kabul eder. Melekler bu aya değer verenlerle iftihar eder. Bu ayın
hakkını gözetin! Ancak cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten
mahrum kalır.) [Taberânî]
(Ramazan
ayı gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar
etmelerini emreder.) [Deylemî]
(Farz
namaz, sonraki namaza kadar; cuma, sonraki cumaya kadar; Ramazan ayı,
sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberânî]
(Peşpeşe
üç gün oruç tutabilen kimselerin, Ramazan orucunu tutmaları
gerekir.) [Ebu Nuaym]
(Ramazan
orucu farz, teravih sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de
ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesâî]
(Bu
aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.)
[İ.Mansur]
(Ramazan
ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz! Bu ayda yapılan
harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni
Ebiddünya]
(Ramazan
ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, cehennemden
kurtuluştur.) [İbni Ebiddünya]
(İslâm,
kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan
orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]
(Cennetteki
güzel köşkler, sözü hoş, selamı çok, yemek yediren, oruca
devam eden ve gece namazı kılan kimselere verilir.) [İbni
Nasr]
(Oruç
tutanın susması tesbih, uykusu ibadet, duâsı müstecap ve
amelinin sevabı da kat be kattır.) [Deylemî]
(Bilhassa
oruçlu iken çirkin konuşmayınız! Birisi size sataşırsa,
“Ben oruçluyum” deyiniz!) [Buhârî]
(Allahü
teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç
kimsenin hayaline bile gelmiyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular
oturur.) [Taberânî]
(Gerçek
oruç, yiyip içmeyi değil, boş ve hayasızca sözü terketmektir.)
[Hâkim]
(Allah
yolunda bir gün oruç tutan kimsenin yüzünü, Allah yetmiş yıl
ateşten uzaklaştırır.) [Müslim]
Mübârek
vakitlerde, günâhlardan titizlikle uzak durmalı, tâatları, ibâdetleri
ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zîrâ Allahü teâlâ,
sevdiği kulunu, fazîletli vakitlerde fazîletli amellerle meşgul
eder. Buğzettiği kulunu ise; fazîletli vakitlerde kötü işlerle
meşgul eder. Onun bu hareketi azâbının daha şiddetli olmasına
ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü
o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrûm kalmış ve onun hürmet
ve şerefini çiğnemiş olur. (Mev'iza-i hasene)
Hz.Peygamberin rüyası
(Rüyamda acayip şeyler gördüm. Ümmetimden
birini azap melekleri yakalamıştı. Aldığı abdest gelip, onu içinde
bulunduğu zor durumdan kurtardı. Birini de gördüm, kabri onu sıkıyordu.
Kıldığı namazı gelip, onu kabir azabından kurtardı. Birine de
şeytanlar musallat olmuştu. Ettiği zikirler gelip, şeytandan onu
kurtardı. Birinin de susuzluktan dili çıkmıştı. Tuttuğu
Ramazan orucu gelip, susuzluğunu giderdi. Birini de zulmet sarmıştı.
Haccı ve umresi gelip karanlıktan çıkardı. Birine de ölüm
meleği ruhunu almak için gelmişti. Ana-babasına yaptığı
iyilikler gelip, ölümüne engel oldu. Birini de müslümanlarla
konuşturmuyorlardı. Sıla-i rahim gelip, ona şefaat etti. Onlarla
konuştu ve beraber oldu. Peygamberinin yanına gitmek istiyen
birine engel oluyorlardı. Cünüplükten korkarak gusletmesi, onu
alıp getirdi ve yanıma oturttu. Ateşten korunmak isteyen
birisine, sadakası gelip ateşe perde oldu. Birini de zebanîler alıp
cehenneme götürmeye gelmişlerdi. Yaptığı emr-i maruf ve nehy-i
münker gelip kurtardı. Biri de cehennem ateşine atılmıştı.
(Allah korkusundan döktüğü ) gözyaşları gelip oradan kurtardı.
Birine de amel defteri solundan verilirken, Allah korkusu gelip,
defterini sağa aldı. Terazide sevapları hafif gelen birine,
kendinden önce ölen çocukları gelip, sevabını ağırlaştırdı.
Cehennemin kenarında, korkusundan hurma sazı gibi titriyen birine,
Allaha olan hüsn-i zannı gelince, titremesi durdu. Sırat küprüsünde
düşe kalka giden biri, cennetin önüne geldi. Fakat kapılar
kapalıydı. Kelime-i şehadeti gelip, onu cennete koydu.) [Hâkim]
|
|
İbadetlerin
kapısı Oruçtur
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Oruç tutup aç kalan sağlıklı mı olur?
CEVAP
Oruç,
yalnız aç ve susuz kalmak değildir. Bir hayvanı veya inanmıyan
bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç
tutturulmuş olmaz. Orucun, sabır, şükür, nefs terbiyesi gibi diğer
ibadetlerle irtibatı vardır. Onun için Peygamber efendimiz
sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki: (Her
şeyin bir kapısı vardır. İbadetlerin kapısı ise oruçtur.)
[İbni Mübarek]
Sinir
sistemimizin vücuttaki yeri çok mühimdir. Dil sinirleri felç
olan konuşamaz. Bacaktaki sinirleri felç olan yürüyemez.
Sinirlerin bozulması nisbetinde, hayatımız, az veya çok tehlike
içindedir. Sinirleri bozuk kimse, huzursuz olur, sabredemez.
Kavgaların, cinayetlerin çoğu sinirli olmaktan, sabırsızlıktan
ileri gelmektedir. Hadis-i şerifte, (Oruç
sabrın, sabır da imanın yarısıdır) buyuruldu. (Ebu Nuaym)
Böylece orucun
imandan olduğu anlaşılmaktadır. İmanlı olan da, imanının
kuvvetine göre suç ve günah işlemez. Sinirine hâkim olur. Oruç
tutarak aç kalanın arzuları kırıldığı için, sabretmesi
kolay olur.
|
|
Oruç
sıhhat getirir
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Orucun vücuda zarar verdiği söyleniyor. Dinimiz zararlı şeyi
emreder mi?
CEVAP
Allahü
teâlâ, insanlara zararlı olan bir şeyi emretmez. Tıp uzmanları
diyor ki:
Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları kana daha
kolaylıkla karışmaktadır. Bu hormonlar, tesirlerini kanserli hücreler
üzerinde de göstermektedir. Böylece bu hormonlar, kansere karşı
bir çeşit kalkan rolünü oynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını
önlemektedir.
Oruç tutan bünye, adeta bakıma girer, iç organları saran
yağlar erir, vücudun zindeliği artar, direnme gücü kazanır,
mide, böbrek, şeker, kalb ve karaciğer hastalıklarına karşı
mukavemet kazanır.
Çeşitli
vazifeleri bulunan karaciğer, sindirimle de vazifelidir. Oruç müddetince,
3-5 saat istirahat eder, gıda depolama işine bir müddet ara vermiş
olur. Bu arada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hazırlar.
Midedeki kaslar ve salgı ifraz eden hücreler, oruç müddetince
birkaç saat dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek
kalb rahatlar. Bilhassa yüksek tansiyonlular için oruç, bir ilaç
gibi faydalıdır.
Gıda artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır.
Yakılmayan yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen
rahatsızlığa sebep olur. Akşama doğru vücutta gıda hemen hiç
kalmaz. Yani bütün gıdalar yakılmış olur. Bu bakımdan
bilhassa “damar sertliği” olanların başka aylarda da oruç
tutmaları tavsiye edilir. Oruç müddetince vücudun diğer
organlarında da dinlenme olur. Az yemek ve oruç tutmak, vücudun sıhhati
için çok önemlidir. Zekât, malın kiridir. Zekât veren, malını
kirden koruduğu gibi, oruç tutan da vücudun zekâtını ödemiş,
hastalıklardan onu korumuş olur. Peygamber efendimiz,
(Her şeyin bir zekâtı vardır. Vücudun zekâtı ise oruçtur)
buyurmuştur. Oruç tutmakta sabır da vardır. Hadis-i şerifte, (Temizlik
imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır) buyuruldu. (Müslim)
Oruç sıhhat
getirir. Hadis-i şerifte, (Oruç
tutan sıhhatli olur) buyuruldu. (Taberânî)
Hastalıkların ekserisi çok yemekten ileri gelir. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki: (Çok yiyip içmek
hastalıkların başıdır.) [Dâre Kutnî]
Çok yiyende acıma
hissi azalır. Arzuları artar, harama dalar. Gayrı meşrû arzuları
harekete geçiren yolları tıkamak gerekir. Açlık şeytanın
yolunu tıkar. Hadis-i şerifte,
(Şeytan, damardaki kan gibi, vücutta dolaşır, açlık ile yolunu
daraltın) buyuruldu. (İhyâ)
Ramazanda oruçlu
iken ölmek çok iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Oruçlu iken ölene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.)
[Deylemî]
Oruç tutana
verilecek sevabın muayyen bir ölçüsü yoktur. Oruçlunun
durumuna göre, çok sevap verilecektir. Mesela akıllı ise daha çok
sevap alır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Oruç tutan, namaz kılan
kimse, mükâfatını kıyamette aklı kadar alır.) [Hatîb]
Bekâr için de oruç faydalıdır. Hadis-i şerifte (Oruç şehveti keser) buyuruldu. (İ. Ahmed)
Başkaları oruç yerken oruç tutmak daha sevaptır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Oruçlunun yanında oruçsuzlar yiyip içerse, melekler, oruçluya duâ
eder.) [Tirmizî]
|
|
Aç
durmanın faydaları
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Oruç tutarak aç durmanın faydaları nelerdir?
CEVAP
Oruç
tutmak başka, aç durmak başkadır.
Aç durmanın faydaları:
1-
Aç duranın basireti açılır. Anlayış kabiliyeti artar. Hadis-i
şerifte, (Aç duranın
idraki artar, zekâsı açılır) ve (Tefekkür,
ibadetin yarısı, az yemek ise tamamıdır) buyurulmuştur. (İ.
Gazalî) Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçer.
Çok yiyenin zekâsı ve zihni dumura uğrar. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Çok
yiyip içeni Allah sevmez.) [İ.Gazalî]
2- Açlık,
kalbde incelik doğurur. Hadis-i şerifte, (Az yiyenin içi nurla
dolar) ve (Allahü teâlâ,
az yiyip içen ve bedeni hafif olan mümini sever) buyuruldu. (Deylemî)
3- Açlıkta
arzular kırılır, nefs uysallaşır. Çok yemek, gafleti doğurur.
Azgın bir atı zaptetmek zor olduğu gibi, çok yedirmekle nefsi
zaptetmek de zordur. Açlıkla terbiyesi kolaylaşır. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Az
yemekle kalbinizi ihyâ edin!) [İ.Gazalî]
4- Tok olan şefkatsiz
ve merhametsiz olur. Tok, açın hâlinden anlamaz. Çok yiyen sert
ve katı kalbli olur. Hadis-i şerifte, (Çok
yemekle kalbinizi öldürmeyin!) ve (Allahü
teâlâ doyduktan sonra yiyip, midesini bozana buğzeder)
buyuruldu. (İ. Gazalî)
5- Sinirlerine hâkim
olan huzurlu olur. Açlık, günah işleme arzusunu kırar, kötülük
etmeye mâni olur. Hadis-i
şerifte buyuruldu ki:
(Aç
ve susuz durarak nefsle cihad, Allah yolunda cihad gibidir.) [İ.
Gazalî]
6- Çok yiyen çok
su içer. Çok su içen çok uyur. Ömrü uyku ile geçer. Çok uyku
da dünya ve ahiret kazancına mâni olur. Açlık, sinirleri uyanık,
zinde tutar. Tokluk ahmaklığa yol açar, okuduğunu anlaması ve
hatırında tutması zor olur. İki günde üç öğün yemek
normaldir. Yani, bir gün sabah-akşam, öbür gün öğle vakti
yemelidir. (Teshil-ül-menafi)
7- Çok yiyip göbek
bağlamak zararlıdır. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve
sellem göbekli birine, (Bu
fazlalık başka yerde olsaydı, daha iyi olurdu) buyurdu (Hâkim)
Yiyip içme
ilmini öğrenmek, ibadet ilminden önce gelir. Beden sağlam
olursa, dünyada rahata kavuştuğumuz gibi, sağlam vücutla daha
çok hizmet etme imkânı olacağı için, ahireti
kazanmaya da sebep olur. İki cihan saadeti için midemizi düşünmek
gerekir. Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalıdır! İlim ve amel,
az yemekte, kalb temizliği az uyumakta, hikmet az konuşmaktadır.
Az yemek ustalık,
çok yemek hastalıktır. Evliya az uyur, az yer, az içer, sıratı
kuş gibi geçer. Çok yiyen çok uyur, herkesten tembel olur. Çok
yemek heder, çok uyumak kederdir. Çok yemek zihni çalıştırmaz,
çok uyumak menzile ulaştırmaz. Az yiyenin kalb gözü körleşmez,
açlıkla hastalık birleşmez.
Az yemek, meyvalı
bir ağaçtır, hasta kalblere ilaçtır. Az yemek, nefsanî arzuları
öldürür, kalbe ferahlık verir, ahirette güldürür. Az yemek
tembellikten uzaklaştırır, bilgi kazanmayı kolaylaştırır. Az
yiyenin kalbinde hikmet kapıları açılır, ağzından inci mercan
saçılır. Çok yemek akıl için kıtlıktır, zekâ için sakatlıktır.
Oburluk insana düşman olur, çok yiyenler pişman olur.
Az yemek, insan için
nezâfettir, zihni açan firâsettir. Çok yemek, çok uyumak, çok
konuşmak, kalbe sıkıntı verir, mide şişer, kalb ölür, acıkınca
tekrar dirilir. Çok yiyen çok uyur, çok uyuyan çok konuşur, çok
konuşan nimetten mahrum olur. Çok yemek mideyi bozar, midesi
bozulanın dertleri azar. Bilen bilir, deli bile acıkınca aklı başına
gelir. Az yemek nefse zindan, kalbe gülistandır. Çok yiyen
unutkan olur, yüzü gülmez somurtkan olur.
Kim ki hep yemek
fikrini güder, aklını nefse esir eder. Mideye olmak esir, aklı
ve şuuru giderir. Kim az yemekle yarışır, evliyaya karışır.
Çok yiyen obur olur, kalb evi kabir olur. Seni taşıyacak kadar
yemek ye, sen onu taşıyacak miktar yeme! Şunu iyi bilesin, yemeği
sen yiyesin, yemek seni yemesin! Eğer sen onu yersen, hepsi derman
olur, yemek seni yerse hepsi dert ve duman olur. Ben insanım
demeli, yemek için yaşamamalı, yaşamak için yemeli. Oruçtur vücudun
zekâtı, çok yiyenin bozulur sıhhati, azalır şefkatı, tükenir
takati. Az yemek bedenin istirahatı, az uyumak ruhun rahatı.
Çok yiyerek
kalbini öldürme, şeytanı kendine güldürme! Çok yemek,
organları çok çalıştırıp yıpratır, tedavi için doktor aratır.
Çok yiyen hakikatı göremez, haramlardan çekinemez. Haram yiyenin
işleri harama yönelir, her belâ haramdan gelir. Helalden bile
fazla yiyenin yersiz olur sözleri, hem de ibretsiz bakar gözleri.
Deme çok yemek çok yakıt olur, çok yiyenin anlayışı kıt
olur.
Çok yiyenin az
olur ibadeti, kaçırır ebedî saadeti. Çok yiyenin gözü doymaz,
ibadetten zevk duymaz. Çok yemek tohumudur her derdin, az yemek
ilacıdır her ferdin.
Az ye, az uyu, az
söyle, nimete kavuşulur böyle. Çok yiyenin diridir nefsi, gönlü
uyur çıkamaz sesi. Gönlü uyandırmak için bu sözü tutmalı,
az yiyerek nefsi uyutmalı. Çok yiyen kötü fikirler güder, her
an günaha meyleder. Gaflet istersen durma mideyi doyur, çünkü
tok yatan çok uyur. Çok yemeyi unutmalı, sık sık oruç tutmalıdır.
|
|
Orucu
açıkta yemenin zararı
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
“Allahın bildiği kuldan saklanmaz” diyerek açıktan oruç
yiyenler oluyor. Günah değil midir?
CEVAP
Günahı,
açık da, gizli de işlemek caiz olmaz. Fakat nefsine, şeytana
uyarak günah işleyen, günahını gizlemelidir! Günahı gizlemek
birkaç yönden faydalıdır:
1-
Eğer günâhlarımız açığa çıkmamışsa sevinmelidir! Cenâb-ı
Hak, (Günâhı gizleyin)
buyuruyor. Peygamber efendimiz de sallallahü aleyhi ve sellem
buyurdu ki:
(İnsan günâhını dünyada
gizlerse, Allahü teâlâ da, Kıyâmette, bu günâhı kullarından
saklar.) [Müslim]
2- Allahü teâlâ açıktan, çekinmeden günâh işleyenlere daha
çok buğzeder. Fakat üzülerek günâhını gizliyenleri, gizlediği
için affedebilir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Bir
günâha düşen, günâhını gizlesin! Allahü teâlânın örtüsünü
onun üzerinde bulundursun!) [Müslim]
3-
Günâh işlerken halktan olsun utanmalıdır! Başkasını kendi
hakkında konuşturmamak, gıybetini ettirmemek için günâhı
gizlemelidir! Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(Hayâ
tamamıyla hayırdır.) [Buhârî]
(Hayâ
îmândandır.) [Buhârî]
(Hayâsızın
dîni olmaz ve hayâsız kişi Cennete giremez.) [Deylemî]
4-
Kötü örnek olmamak, başkalarının da günâh işlemesine
cesâret vermemek için günâhı gizlemelidir! Böyle sebeplerden
dolayı günâhı gizlemeli, gizli de olsa günâh işlemekten sakınmalıdır!
Çünkü günâhlar öldürücü zehirdir. Îmânı olan günâh işlemekten
çok korkar. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Mü'min,
günâhını dağ gibi görür, üzerine düşeceğinden korkar. Münâfık
ise, günâhını, burnuna konmuş, hemen uçacak bir sinek gibi görür.)
[Buhârî]
|
|
Günahkarın
orucu
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Bazıları, (Namaz kılmayan veya açık gezen veya başka günah işleyen
bir kimse, boşuna oruç tutmamalıdır) diyor. Günahkâr olan hiçbir
ibadet yapamaz mı? Namaz kılan günah işlemez mi?
CEVAP
Bazı
kimseler, “Ya, dinimizin bütün emirlerini yapıp, bütün
yasaklarından kaçınmak veya hiçbirini yapmamak lazım olduğunu”
söyliyerek, “Ya hep, ya hiç” diyorlar. Bu, çok yanlıştır.
İnsanın, birkaç günah işliyorum diye, diğer günahları da
yapması lazım olmaz. Hem oruç tutup, hem de günah işliyen
kimse, oruç tutmakla hâsıl olan büyük sevaba kavuşamaz. Fakat
ahirette niçin oruç tutmadın diye hesaba çekilmez. Oruç borcunu
ödemiş olur. Hatta orucun bereketiyle diğer günahlardan da kaçma
imkânı olur.
İmam-ı
Rabbanî hazretleri buyuruyor ki:
(Bütün günahlara
tevbe edip, hepsinden kaçmak büyük nimettir. Bu yapılamazsa, bazı
günahlara tevbe etmek de nimettir. Bunların bereketiyle, belki bütün
günahlara tevbe etmek nasip olur. “Bir şeyin bütünü ele geçmezse,
hepsini de kaçırmamalı” buyuruldu.) [C.2, m.66]
Namazın
dînimizdeki yeri, oruca göre daha mühim ise de, bir kimseye namaz
kılmadığı için, (oruç da tutma) denmez. Aksine, (Namaz kılamıyorsan,
orucu bâri terketme) denir. Namaz kılmamakla büyük bir günâha
giren kimse, oruç tutmazsa günâh miktarı daha da çok artar.
Birkaç günâha
müptelâ olan kimse, birinden vazgeçmek isterse, ona, (Diğerlerini
bırakmadığına göre bu günâha da devam et) denmez. Günâh
miktarı ne kadar azaltılırsa o kadar iyi olur. Allahtan korkup
bir günâhtan vazgeçmek îmân alâmetidir. Hadîs-i şerîfte
buyuruluyor ki: (Ömründe bir defa Allahı anan veya O'ndan korkan müslüman,
Cehennemden çıkar.) [Tirmizî]
Günâh işliyen,
oruç tutuyor veya zekât veriyorsa, (Aman bunları bâri bırakma)
demelidir! Bu ibâdetleri de yapmazsa, dinden tamamen uzaklaşabilir.
Korkutmaktan çok, müjdeleyici olmak lâzımdır. Hadîs-i şerîfte
buyuruluyor ki: (Rahmet-i İlâhîden
ümit kestirip dinden nefret ettirenlere, la'net olsun! Kolaylaştırınız,
güçleştirmeyiniz!) [Şir'a]
Bir genç,
Peygamber efendimize, (Şu üç günâhı bırakamıyorum) dedi. O
üç günâh, yalan, zinâ ve içki idi. Resûlullah efendimiz, (Bu
üç günâhtan yalanı benim için bırak) buyurdu. O genç, kabûl
edip gitti. Daha sonra, diğer iki günâhı işlemek isteyince, (Bu
günâhları işleyip Resûlullahın karşısına çıkınca,
"Ben işlemedim" desem yalan söylemiş olurum. Eğer işlediğimi
söylersem, beni cezâlandırır) diye düşündü. Diğer iki günâhtan
da vazgeçip sâlih kimselerden oldu. (Şir'a)
Kelime-i
şehâdeti dil ile söyleyip kalb ile de tasdik eden müslümandır.
Günâh işliyen, müslümanlıktan çıkmaz. Hadîs-i şerîfte
buyuruldu ki: (Cebrâil
aleyhisselâm, "Ümmetine müjde ver ki, şirk üzere ölmiyen
Cennete girer" dedi. Ben, "Zinâ ve hırsızlık eden de
mi Cennete girer" diye üç defa sordum. "Evet, zinâ ve hırsızlık
eden de Cennete girer" dedi. Daha sonra, "İçki içse de
yine Cennete girer" dedi.) [Buhârî][Bu günâhların cezâları
çekildikten sonra ancak o zaman Cennete girilir.]
Bu müjdeler,
insanı günâh işlemeye sevk etmemelidir! Her günâh, kalbi
karartır, insanı küfre sürükler ve ebedî Cehennemde kalmaya
sebep olabilir. Allahın gazâbı günâhlar içinde saklıdır.
Onun için her günâhtan kaçınmalıdır. Belâm-ı Bâûrâ, çok
ibâdet eden büyük bir âlim iken, bir günâh yüzünden kâfir
oldu. Günâh işleyen hemen tevbe etmelidir! (K.Saâdet)
|
|
Oruç
tutmamayı mubah kılan özürler
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Oruç tutmamayı mubah kılan özürler nelerdir?
CEVAP
Ramazan-ı
şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük
günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz,
Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun
yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü
sevaba kavuşamaz.)
buyuruldu. Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.
Oruç
tutmamayı mubah kılan özürler şunlardır:
1-
Hastalık:
Hasta olan veya oruç tutunca hastalığı artan kimse,
oruç tutmaz
veya tutuyorsa bozabilir. Hastaya bakan da, hasta hükmündedir.
Hastaya bakmak için sıkıntıya girerse, oruç tutmayabilir.
2- Sefer:
104 km uzağa giden kimse, 15 günden az kaldığı yerde seferi
olur.
Yolculukta sıkıntı olur, iş aksar veya kazaya sebep olacak bir
durum olursa, orucu kazaya bırakmak caiz olur. Hadis-i şerifte, (Seferde, sıkıntı içinde oruç tutmak iyilik sayılmaz)
buyuruldu.
3- Gebe ve emzikli olmak:
Kendine veya çocuğuna bir zarar gelecekse, gebe ve
çocuk emziren kadın oruç tutmaz. Hadis-i şerifte, (Allahü teala, gebe ve emziklinin orucunu tehir etti.) buyuruluyor.
Çocuğu emziren kadın, ister kendi çocuğunu emzirsin, isterse başkasının
çocuğunu emzirsin hüküm aynıdır.
4- Açlık ve susuzluk:
Kendisine şiddetli açlık ve susuzluk meydana gelen kimse, ölüm
tehlikesi varsa veya aklı gidecekse yahut hastalanıp bir zarara uğrayacaksa,
orucunu bozabilir.
5- İhtiyarlık:
Çok yaşlı kimse, oruç tutamayacak halde ise, oruç tutmaz, iyileşme
ihtimali de yoksa, tutamadığı günler için fidye verir. 30 günün
fidyesi 53 kg. undur.
6- İkrah:
Birisi oruç tutana, (Orucunu bozmazsan seni öldürürüm veya bir
uzvunu
keserim) diye tehdit etmişse, dediğini yapmaya gücü yetiyorsa,
ve blöf yapmıyorsa, oruçlunun orucunu bozması mubah olur.
|
|
Orucun
sevabı
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Orucun sevabı diğer ibadetlere göre nasıldır?
CEVAP
Orucun
sevabı diğer ibâdetlere göre daha fazladır. Hadis-i kudside, (Her
iyiliğe, on mislinden 700 misline kadar sevap verilir. Fakat oruç
bana mahsustur, onun mükâfatını ben veririm.) buyuruldu. Her
iyiliğin sevabını Allahü teâlâ verdiği hâlde, orucun sevabı
için, (Ben veririm)
buyurmasının hikmeti vardır. Yeryüzünün tamamı Allahü teâlânın
mülkü olduğu hâlde, Kâbeye (Beytullah) yani (Allahın evi)
denmesi ona şeref vermek içindir. (Oruç
bana mahsustur) demekle de ona özel bir şeref vermiştir. Oruç
tutana verilecek sevabın muayyen bir ölçüsü yoktur. Oruçlunun
durumuna göre, çok sevap verilecektir.
|
|
Orucun
farzları
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Orucun farzları nelerdir? Sahuru geç, iftarı acele etmekten
maksat nedir?
CEVAP
Orucun
farzı üçtür.
Bunlar;
1- Niyet etmek.
2- Niyeti, ilk ve son vakitleri arasında yapmak.
3-
İmsaktan güneşin batmasına kadar olan zaman içinde, orucu
bozan her şeyden sakınmaktır.
Ramazanda
ve nafile oruçlara niyetin ilk vakti, güneş batıncadır. Son
vakti ise, ertesi günü öğleye bir saat kalıncaya kadardır.
Kaza ve kefaret oruçlarında ise, akşamdan imsak vaktine kadardır.
Ramazanda oruca niyet ederken, akşamdan imsak vaktine kadar, “Yarın
oruç tutmaya”, imsaktan sonra ise “Bugün oruç tutmaya”
denir. Yanılıp yanlış söylense de, oruç tutulacak gün bilindiği
için mahzuru olmaz. Ramazanda bir aylık oruca toptan niyet
edilmez, her gün ayrı niyet etmek gerekir.
Gece
yatarken yemeği yiyip veya yemek yemeden niyet edilse, sonra gece
uyanınca, sahura kalkınca yemek yemekte mahzur yoktur. Niyetin ilk
vakti, güneşin batmasıyla başlar. Akşam yemeği yerken niyet
etmek iyi olur. Niyetten sonra da, imsak vaktine kadar yiyip içmekte
mahzur yoktur.
|
|
Sahura
kalkmak
|
[Yukarı]
|
|
Sual: Sahura kalkmadan oruç tutmakta mahzur var mıdır?
CEVAP
Sahura
kalkmamak günah değildir. Ancak sahura kalkmak çok sevabdır. Bir
yudum su içmek için de olsa, sahura kalkmalıdır!
Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Sahura kalkın, sahurda bereket vardır.) [Buharî]
(Sahurda yemek yiyerek, oruç tutmanıza yardımcı olun!) [Beyhekî]
(Sahur yemeğine kalkmak, Allahın size bağışladığı berekettir,
bunu kaçırmayın!) [Nesâî]
(Yedikleri helal olmak şartı ile hesaba çekilmeyecek üç kişi; oruçlu,
sahur yemeği yiyen ve Allah yolunda nöbet tutandır.) [Nesâî]
(Bir yudum su içmek için de olsa, sahura kalkın!) [İbni Hibban]
(Elbette
sahur yemeği mübarektir.) [İ.Hibban]
(Bir lokma olsa da sahur yemeği yiyin! Çünkü onda bereket vardır.) [Deylemî]
(Müminin sahurunun hurma ile olması ne güzeldir.) [Ebu Dâvud]
(Sahurda hurma yemek ne güzeldir. Allahü teâlâ, sahura kalkanlara
rahmet eder.) [Taberânî]
(Sahurun tamamı berekettir. Bir yudum su için de olsa sahura kalkın!
Allahü teâlâ ve melekleri, sahura kalkanlara salât ve selam
ederler.) [İ.Ahmed]
[Yani
Allahü teâlâ, sahura kalkanları magfiret eder, melekler de onlar
için duâ eder.]
|
|
İftar
vermenin fazileti
|
[Yukarı]
|
|
Sual: İftar vermenin fazileti nedir? İftâr veremeyen fakir, iftâr verme sevâbına kavuşmak için ne
yapmalıdır?
CEVAP
Yolda
giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de, iftar
verme sevabına kavuşulur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ramazanda bir misafire oruç açtırana, Sırat köprüsünü geçmek
kolaylaşır.) [V.Necat]
Peygamber
efendimiz, (Bir kimse, bu
ayda bir oruçluya iftar verirse günahları affolur. O oruçlunun
sevabı kadar ona sevab verilir) buyurunca, Eshab-ı kiramdan
bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını
söylediler. Onlara cevaben buyurdu ki: (Bir
hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz
süt ikram edene de bu sevab verilir.) [Beyhekî]
Peygamber
efendimiz, (Ramazan ayında
bir oruçluyu su ile iftar ettiren, anasından doğduğu günkü
gibi günahsız olur) buyurunca, Eshab-ı kiram,
"Su az ve kıymetli iken mi?" diye suâl etti. Onlara
cevaben buyurdu ki: (İsterse
nehir kenarında versin, aynıdır.) [V.Necat]
Yemek
yedirmeyi nimet bilmelidir!
Yemek
yedirmek çok sevabdır. Hele oruçluya yedirmek daha çok sevabdır.
Oruç tutanın sevabı kadar sevab alır, oruçlunun sevabından
eksilme olmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir oruçluya iftar veren, aynı ecre kavuşur.) [Beyhekî]
(Allah indinde amellerin en kıymetlisi, bir müminin sıkıntısını
gidererek, borcunu ödeyerek veya karnını doyurarak onu
sevindirmektir.) [İsfehani]
(Amellerin en faziletlisi, bir müminin aybını örtmek, karnını
doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu
sevindirmektir.) [Taberânî]
(Allah, yemek yediren cömertle meleklerine övünür.) [İ.Gazali]
(Misafir, sofrada bulunduğu müddetçe, melekler, ev sahibine duâ
eder.) [Taberânî]
(Kıyamette Allahü teâlâ, kimine, "Bana niçin yemek
vermedin?" diye sorar. O da, "Sen âlemlerin Rabbisin.
Sana nasıl yemek verebilirdim" der. Allahü teâlâ da,
"Aç olan bir arkadaşına yemek vermedin. Eğer verseydin,
bana yemek vermiş gibi sevab alırdın" buyurur.) [Müslim]
(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan,
yemek yediren ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir.) [Tirmizî]
(Arkadaşına, sevdiği yemeği verenin günahları affolur.) [Bezzar]
Dost
ve arkadaşlara yemek yedirmek, sadaka vermekten efdaldir. Hz.Ali
buyurdu ki:
(Dostlara
yedirdiğim bir ekmek, fakirlere verdiğim beş ekmekten daha kıymetlidir.
Dostlarla yenilen yemek, köle azad etmekten daha makbuldur.)
(O
beni yemeğe çağırmıyor. Onu niye çağırayım) dememelidir!
Yemeğe çağırırken de, yemeğe giderken de yalnız Allah rızasını
düşünmelidir!
|
|
İftar
ne kadar geciktirilir
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Bir iş sebebiyle iftarı ne kadar geciktirmek caiz olur?
CEVAP
Akşam
vaktinin girdiği kesin olarak biliniyorsa, önce hurma, su gibi birşey
ile oruç açılır, sonra namaz kılınır.
Yemeği tezce yiyip, sonra namaz kılmak da caizdir. Ancak
iftar sofrasında çeşitli yemekler olduğu için, akşam namazı
gecikebilir. Namaz kerâhet vaktine girebilir. Bu bakımdan, önce
namazı kılmak ve sonra yavaş yavaş yemeği yimek daha uygun
olur.
Vaktin girdiği
kesin belli değilse, önce namazı kılmak iyi olur. Çünkü daha
sonra vaktin girmediği anlaşılırsa, namazı iâde etmek mümkündür.
Fakat vakit girmeden oruç açılırsa, oruç bozulmuş olur.
Telafisi de mümkün olmaz. Hadis-i şerifte, (İftarı
acele edin) buyurulmuştur. (Hâkim) Acelenin son vaktinin, (Nûrül-izâh)
ve diğer kitaplarda, yıldızlar görününceye kadar olduğu
bildiriliyor. Bu da yaklaşık olarak, akşam vakti girdikten yarım
saat sonradır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Yıldızlar
görünmeden iftar eden, sünnetimle amel etmiş olur.) [İbni
Hibbân]
|
|
İftar
duası
|
[Yukarı]
|
|
Sual: İftâr
duâsı nasıldır?
CEVAP
İftâr
duâsı, terâvîh kılmak gibi mühim sünnettir. Birkaç iftâr duâsı
vardır. Meşhur olanı şöyle:
(Zehebezzama' vebtelletil urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü teâlâ.) [Müjdeci
Mektûblar]
Bir başka iftâr
duâsı da şöyle:
(Bismillah velhamdülillah, allahümme leke sumtü ve alâ rızkıke
eftartü ve aleyke tevekkeltü, sübhâneke vebi hamdike tekabbel
minnî, inneke entessemî'ul alîm.)
Sual:
Ramazanda iftar açmada ve akşam namazını kılmada en uygunu
nedir?
CEVAP
Güneşin
battığı iyi anlaşılınca, önce E'ûzü ve Besmele okuyup, (Allahümme yâ vâsi'al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye
ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb) denir.
Bir iki lokma iftarlık yiyip, (zehebezzama'
vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ) denir ve
yemeğe başlanır. Hurma veya su, zeytin yahut tuz ile iftar
edilir. Yani, oruç bozulur. Sonra camide veya evde, cemaat ile akşam
namazı kılınır. Bundan sonra akşam yemeği yenir. Sofrada
yemekleri yemek, bilhassa Ramazanda uzun süreceğinden, akşam
namazının erken kılınması ve yemeğin, acele etmeyerek, rahat
yenmesi için, az bir şeyle iftar edip, yemeği duadan ve namazdan
sonra yemelidir. Böylece oruç erken bozulmuş, namaz da erken kılınmış
olur.
İftar
duasının manası, (Açlık zamanı bitti. Damarlarımızın suya
kavuşması vakti geldi. İnşâallah sevap hasıl oldu) demektir.
(Tam İlmihal)
Büyüklerin
Ramazan ayında devamlı okudukları dua: Ya Rabbi, Ramazan-ı şerifin
şefaatine nail eyle! Ramazan-ı şerifte afv ve mağfiret eylediğin
ve cehennemden azad eylediğin kulların meyânına bizleri de idhal
eyle! Amin!
|
|
Davete
gitmek
|
[Yukarı]
|
|
Sual: Her davete gidilir mi?
CEVAP
Yemekte
günah işleniyorsa gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de
zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları
ziyaret etmek de tevazu alametidir.
Düğün
yemeğine davet olunanın gitmesi sünnet, başka ziyafetlere gitmek
müstehaptır. Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip,
diğer davetlere gitmek sünnettir) demişlerdir. Müslümanın müslüman
üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani davetini
kabul edip gitmektir. Hadis-i şerifte, (Davete
icabet ediniz) buyuruldu. (Müslim)
Külfete
girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir!
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır.) [Dare
Kutni]
Samimi
olarak davet edilen yere gitmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu
ki:
(Davete icabet etmeyen, Allaha ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buharî]
(Müslüman kardeşine ikram eden, Allaha ikram etmiş olur.) [İsfehani]
(İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü
kapısı yakın olanın hakkı daha önce gelir.) [Buharî]
|
|
Bayramda
neler yapmalı
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Bayramda neleri yapmak iyidir?
CEVAP
Bayramda
erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek,
yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, fıtr, yani
Ramazan bayramında, bayram namazından önce tatlı yemek, hurma
yemek, hurmayı 1, 3, 5 gibi tek adet yemek, teke riayet etmek sünnettir.
Hadis-i şerifte (Allahü teâlâ tektir, teke riâyet edeni sever.) buyuruldu.
Bayram
günü yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle
selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyete doğru
olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak,
akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek
sünnettir.
Ramazan
gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük
sevap ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz. Hadis-i şerifte
buyuruldu ki:
(Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için
camilerde toplanınca, Allahü teâlâ, meleklere, “İşini yapıp
ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de, “Ücretini
almaktır” derler. Allahü teâlâ da, “Siz şahit olun ki,
Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak kullarıma
kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden
isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm”
buyurur.)
Peygamber
efendimiz, (Ramazanın son günü
Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder) buyurunca, Eshab-ı
kiram, (Ya Resulallah, o gün Kadir Gecesi mi?) diye suâl etti.
Peygamber efendimiz, (Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir.)
buyurdu.
Bu
mükâfatları bilen bir Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez
ki? Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hz. Ebu Bekir, kızı
Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını
gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı.
Hz. Ebu Bekir, Resulullahın evinde böyle şey yapılmasının
uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi.
Peygamber efendimiz, Hz. Ebu Bekir’e, (Onlara mâni olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır.
Bayram, sevinç günleridir) buyurdu. Hz. Ali buyurdu ki: (Bugün,
orucu kabul edilmiş, çalışmasının mükâfatını görmüş ve
günahları affedilmiş olanların bayramıdır.)
Hadis-i
şerifte, (Allahü teâlâ,
Ramazanda dört sınıf insan hariç, herkesin günahlarını
affeder. Bunlar, içki içmeye devam eden, ana-babasına âsi olan,
sıla-i rahmi terk eden, mümin olmaktan ümidini kesendir)
buyuruldu. Eğer bunlar tövbe ederse, Allahü teâlâ günahlarını
affeder. Ramazandaki sevaplar bilinseydi, her günün Ramazan olması
istenirdi. Hadis-i şerifte, (Ramazandaki
özel sevaplar bilinmiş olsaydı, bütün yılın Ramazan olması
istenirdi.) buyuruldu.
Ne
mutlu günahlardan sakınarak oruç tutanlara. Bunlar, asıl bayramı
ahirette yapacaklardır.
Dargın
olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü
teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına
bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan yani mümin, herkesle iyi geçinir.
Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek
eziyetlere de katlanır.
Kimseye
darılmamalı, dargınlık olduysa,
3 günden fazla sürmemeli, bayrama kadar süren bir dargınlık
olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır. Hadis-i şeriflerde
buyuruldu ki:
(Din kardeşiyle
3 günden çok küs durmak caiz değildir. Üç gün sonra, onunla
karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır. O kimse
selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını
almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden
kurtulmuş olur.)
(Ameller pazartesi ve perşembe günü Hak teâlâya arz olunur. Hak teâlâ
da, şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten birbirine
kin tutan istifade edemez. Cenab-ı Hak, “Onlar barışıncaya
kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.)
|
|
Bayram
ziyaretleri
|
[Yukarı]
|
|
Sual:
Bayram ziyaretlerinde neye dikkat edelim, önce kimleri ziyaret
edelim?
CEVAP
Fâsık
olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı ziyaret lazım değildir.
Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Ziyaret, yalnız Allah rızası
için olmalıdır.
Hadis-i
şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir kimse, köydeki arkadaşını
ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama
der ki:
- Böyle nereye gidiyorsun?
- Bu köyde bir arkadaşım var. Onu
ziyarete gidiyorum.
- Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı
dokundu da onun için mi gidiyorsun?
- Hayır, sırf Allah rızası için
ziyaretine gidiyorum.
- Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiç bir karşılık
beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın
sevgisine mazhar oldun.) [Hakim]
(Bir din kardeşini ziyaret edene bir melek, "Ne mutlu sana,
Cennete girmiş oldun" der. Hak teâlâ da buyurur ki: (Benim için
ziyaret eden kuluma, Cennette hoşlanacağı mükâfatlar vereceğim")
[Bezzar]
(Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için ziyaret etsin de,
bir melek, "Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun"
demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki: "Kulum beni ziyarete
geldi. Bana da onu ağırlamak düşer.) [Ebu Yala]
(Din
kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberânî]
(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için
ziyaret eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.)
[Taberânî]
(Bir mümini ziyaret için evinden çıkana, 70 bin melek, "Ey
Rabbimiz; senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet
et" diye duâ eder.) [E.Nuaym]
(Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, 70 bin melek
"Ey Rabbimiz, senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı
ol" diye duâ ederler.) [Taberânî]
(Din kardeşini, sırf Allah rızası için ziyaret eden cennettedir.) [Taberânî]
(Din kardeşini ziyaret edene Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğ.
İlm]
(Ziyaretçinize ikram edin!) [Haraiti]
(Mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha eden, ellerini ayırmadan her
ikisinden Hak teâlâ razı olur. Ağaçtan yaprak dökülür gibi,
günahları dökülür.) [Ey Oğ.İlm]
| |