New Page 2

Linkler

DERGAH

   Dergah Ana Sayfa

   Dua

   Hadisler

   Mübarek Günler

   Zilhicri Ayında ORUÇ ve Faziletleri

Kadir Gecesi Özel

   Kadir Suresi

   Kadir Gecesi Kılınacak Namazlar

   Cahil kime denir?

   Hz. ÖMER'in Oğluna Nasihatı

   Yunus Emre

   Görgü Kuralları

   Uydurma Hadis Nasıl Anlaşılır

   KUMAR VE ZARARLARI

BİR BİLENE SORALIM

   Oruç

   Orucu Bozan Bozmayan Şeyler

   Oruç Kefareti

   Hastanın Orucu

   Kutuplarda Namaz ve Oruç

   Teravih Namazı

   Takvimlerde Farklılık

   Zekatın Önemi

   Kağıt Para ile Zekat

   Sadaka-i Fıtr

   Sadaka Vermenin Önemi

   Bayram Sevinç Günleridir

 

 Linkler

Namaz Vakti

Türk Takvim

Sanal Süleymaniye
huzuradogru.com
dinibilgiler.org
Güzelislam.com

Camilerimiz

Tam ilmihal, kitabını ve diğer kitaplarını okumak için:
hakikatkitabevi.com

 

Ne olursan ol yeterki bize e-mail yolla..

Kutuplarda Namaz ve Oruç

Avrupa’daki bazı Müslümanların, yatsı ve sabahın vakti girmeyen yerlerde cemaatle nafile namaz, kılarak ayrılığa sebep olduklarını işitiyoruz. Müslümanlık, birlik dinidir.

Hadisi şeriflerde buyuruldu ki:

(Cemaatte rahmet, ayrılıkta azap vardır.) [Beyheki]

(Allahü teâlâ bir topluluğu mağfiret ederse, onların içinden birini ayırıp mağfiret etmemekten hayâ eder.) [Ebu Şeyh]

(Şeytan, insanın kurdudur. Sürüden ayrılan koyunu kurt yakaladığı gibi, şeytan da İslam topluluğundan ayrılanı yakalar. Sakın ayrılmayın, cami ve cemaatlerde bulunun!) [Tirmizi]

İmamı Rabbani hazretleri, Rum suresinin 32. âyeti kerimesini açıklarken, (Her fırka, doğru yolda olduğunu sanarak sevinmektedir) buyuruyor. Kur'anı kerimde, (Allahın ipine sarılın) buyuruluyor. Allahın ipinden maksat, cemaattir. Cemaat da fıkıh ve ilim sahiplerinin yoludur. Fıkıh âlimlerinden bir karış ayrılan sapıtır. (Tahtavi)

Bazı ateistler, (Kutuplarda nasıl namaz kılınır, nasıl oruç tutulur. Buna kimse cevap veremiyor, görüldüğü gibi İslamiyet har asra ayak uyduramıyor) diyerek, güya İslamiyetin bazı meselelere bir çare bulamayacağını söylüyorlar. Bunların etkisi altında kalan, reformist zihniyete sahip bazı mezhepsizler de, (Bakın dinde cevap verilmesi gereken meseleler çıkıyor, yeni ictihadlar yapılmalı, Kur'anı her çağda, o asrın teknolojisinin, ilminin ışığında yeniden tefsir etmeli, yorumlamalı) diyerek Kur'anı kerimi asra uydurmaya çalışıyorlar.

CEVAP

İslamiyeti gönderen, her şeye gücü yeten, her şeyi yoktan yaratan Allahü teâlâdır. Allah için hiç bir zorluk olmaz. Namaz, oruç gibi dinimizin bütün emirleri, zamana göre değişmez. Hiç biri de çağın şartlarına ters düşmez. Çünkü dini gönderen Allahü teâlâ, her asırda neler olacağını bilir. Zaten bilmeyen ilâh olamaz. Öyle ise Allahü teâlânın gönderdiği dinde noksanlık, yanlışlık olmaz. Noksanlık, bir karıncayı, bir arpa tanesini yaratmaktan aciz olan ateistin kafasındadır.

Tefsir, moda kitabı değildir. Her çağa, her asra göre değişik tefsir olmaz. Dinimiz eksik mi ki tamamlanacaktır? Yoksa fazlalık mı var ki çıkarılacak? Dinde eksiklik ve fazlalık olmadığı için değişik, yeni bir tefsire ihtiyaç olmaz. Çünkü dine yeni bir şey eklemek bidat olur. Dinimizin emirlerini değiştirmek büyük sapıklıktır. Her çağa, her asra göre değişik tefsir yazmak, değişik yorum getirmek demek, dini her asırda bozmak demektir.

İslam âlimleri, olması mümkün olan her meselenin cevabını bildirmişlerdir. Cevap verilmemiş hiçbir mesele kalmamıştır. Kur’anı kerimde, beş vakit namazın vakitleri, çeşitli âyeti kerimelerde bildirildiği halde, “Beş vakit namaz” tabirinin geçmeyişinin elbette sebepleri vardır. Bunun hikmetlerinden birisi de, kutuplarda ve kutuplara yakın yerlerde, beş vakit namazın hepsinin vaktinin girmemesidir.

Ayakları olmayan kimse için abdestin farzı dört değil, üçtür. Biri sakıt olmuştur. Bulunmayan ayaklar yerine vücudun başka yerini yıkamak gerekmez.

Zengin, islamın beş şartını da yapmakla mükellef iken, fakire zekat vermek ve şartları yoksa, hacca gitmek de farz değildir. Şu halde ifa bakımından, islamın şartı zengine göre beş iken, fakire göre üçtür. Fakire de, (Sen islamın beş şartını yapmaya mecbursun) denilemez. Çünkü onda zenginlik şartı yoktur.

Muayyen özrü on gün devam eden bir kadın, her ay on gün namaz kılmaz. Çünkü namaz kılmak için o kadında, hadesten taharet şartı mevcut değildir. Özürden kurtulunca kaza etmesi de emredilmemiştir.

Kısa gecelerde şafak kaybolmadan fecrin tulu ettiği ülkelerde, yatsı ve vitrin vakitleri girmediği için bu namazları kılmak gerekmez. (Nimet-i İslâm)

Halebi’de buyuruluyor ki:

Vakit girmedikçe, namaz farz olmaz. Nitekim Sadrüddin Bürhan-ül eimme, (Vakti girmediği için yatsı namazı size farz olmaz) diye fetva vermiştir. Şems-ül-eimme Hulvani, (Vakit girmeyen yerlerde yatsı namazı kaza olarak kılınır) diye fetva vermiştir. Ancak bu fetvayı duyan Harezm’de Şeyh-i Kebir Bakkali, (Vakit girmeyen yerlerde yatsı namazı farz olmaz) diye fetva verdi. İmamı Hulvani bu fetva üzerine, Şeyh-i Kebir’e, (Beş vakit namazdan birini kaldıran kimse, kâfir olmaz mı?) diye sordurunca, Şeyh-i Kebir de, (Dirsekleri ile birlikte elleri veya aşık kemikleri ile birlikte ayakları olmayan kimse için abdestin farzı kaçtır?) dedi. Daha sonra, (İşte bir abdest uzvu noksan olana abdestin farzı, dört değil, üç olduğu gibi, namaz vakitlerinden bazısı girmeyen yerdeki Müslümanlara, sadece vakti giren namazlar farzdır) buyurdu. Bu cevap karşısında, İmamı Hulvani, hakkı teslim edip, önceki fetvasından rücu etti.

Şafii âlimlerin çoğuna göre, yatsı ve sabah namazının vakti girmeyen yerlerde bu namazlar, vakitleri giren en yakın bölgeye kıyas edilerek kılınır. Hanefi’de vakit, namazın hem şartı hem de, sebebi olduğu için, sebep bulunmayınca, yani vakit girmeyince, o namaz farz olmaz. Vakit girmeden de kılınmaz. Kaza etmek de gerekmez. Fakat bazı Hanefi âlimlerine göre bu iki namazı kılmak da farzdır. İhtiyata riayet ederek bu namazları da kılmak çok iyi olur.

Bu iki namaz vaktinin başlamadığı zamanlarda, daha önce vakitlerinin olduğu en son günün vakitlerini esas alarak, normal vakti girene kadar her zaman o vakitte kılınır.

Ramazan ayı gelince, oruç tutmak farz olur. Ancak seferi olanın, dört mezhepte de oruç tutması farz değildir. Kutuplara ve aya giden Müslüman, seferi ise oruç tutmaz. Geriye dönünce kaza eder. Kutuplarda buz denizinde yaşayan insan yok ise de, biz var olduğunu düşünelim. Altı ay gündüz, altı ay gece olan yerlerde nasıl oruç tutulacaktır?

CEVAP

Gündüzleri 24 saatten daha uzun yerlerde, mesela altı ay gündüz olan yerlerde, oruca saat ile başlanır ve saat ile bozulur. Gündüzü böyle uzun olmayan, vakitleri normal teşekkül eden, yani gündüzleri 24 saatten az olan bir şehirdeki Müslümanların zamanına uyularak oruç tutulur.

Seferi olan kutuplarda iken eğer oruç tutmazsa, gündüzleri uzun olmayan yere gelince kaza eder. Orada yaşayanlar varsa, onlar da kitaplarda bildirildiği gibi saatle oruçlarını tutarlar. (Dürer)

İslamiyet yeni gelmedi

(Kutuplarda Namaz ve Oruç) yazınız soruna açıklık getirmiyor!

CEVAP

Söz konusu yazı yukarıdadır. Biz, her zamanki gibi kendi görüşümüzü değil, kitaplardan, islam âlimlerinin açıklamalarını naklediyoruz.

Bu yazı, tamamen nakle dayanmaktadır. Kendi görüşümüz değildir.

Diğer yandan, islamiyette kapalı sorun yoktur ki açıklık getirmeye çalışılsın. İslamiyet yeni gelmedi. Allahü teâlâ, Kur’anı Resulüne indirdi Resulü de açıkladı. Açıklanmadık tek konu kalmadı. Bir tek konu olsa o zaman İslamiyet eksik olur.

Namazı orucu ay ve güneşin durumuna göre ayarlayan İslam dininde 3-6 ay güneş batmayan ve doğmayan yerlere göre benim bildiğim bir kaide, bir süre yok.

CEVAP

Bizim bildiğimiz veya sizin bildiğiniz dinde ölçü olmaz. Dinde dört tane ölçü vardır. Bu ölçülere uygunsa mesele yok. Yoksa şahıslara göre bence senceye göre hareket edilirse insan sayısı kadar din meydana çıkar.

Yukarıda ki yazıda kaidelerden bahsediliyor ya. Mesela vakit girmedikçe namaz farz olmaz kaidesi bildiriliyor ya. Dinde senet olan kitaplardan naklediliyor. Kendi görüşümüz değil.

Çünkü 1400 yıl önce Arabistan'da yaşayanlar bunu bilmiyorlardı.

CEVAP

Arapların bilip bilmemesi önemli değil ki, önemli olan Allahın bilmesi ve Resulünün bildirmesidir. Resulü kaideler bildirmiştir âlimler de buna göre ictihadlarını ortaya koymuşlardır. Din zamanla değişmez. Karanlık ülkelerin olduğunu Arapların bilmemesi de söz konusu değil. İslamiyet Arapların dini değildir, kâinata inmiştir eksik değildir. Dediğiniz gibi eksik olursa suçu Allaha yüklemiş oluruz, dinimizi niye eksik gönderdi diye.

İman ve ibadetler değişmez. Kıyamete kadar aynıdır. Değişen fen bilgileridir. Zaman geçtikçe kamil şeklini alırlar. İslamiyet zaten kamil olarak gelmiştir ve öyledir ve öyle devam edecektir.

 Ana sayfa
 FinansNews
 Exporturk
Spor
Oyun
Mizah
Otomobil
Kariyer
Sağlık
Tatil Rehberi
Yardım Kurumları
Eğitim
Seri ilanlar
Visual Web Design
Yemek
Bilgisayar
İletişim
Bilim ve Teknoloji
  Dergah
Deprem
Konut
Reklam
Hakkında
Bize yazın


© Copyright 2000-2007 TurkPoint.com® Bilgi Hizmetleri

www.TurkPoint.com , www.FinansNews.com , www.BorsaDeŞifre.com , www.ExPorTurk.com
www.İkitelliShop.com , www.BasakŞehirMarket.com , www.BasakŞehirShop.com , www.BasakCenter.com , www.BasakHaber.com

Design of Visual Web Design®

Bu bir ® hizmetidir.