|
Dünya
alarm veriyor
Dünya ısınıyor, hem de hızla. Peki bizler bu ısınmanın ne kadarından
sorumluyuz?
Karbon
dioksit oranı artıyor. Okyanuslar ısınıyor. Buzullar eriyor. Deniz seviyesi
yükseliyor. Orman yangınları artıyor. Buzul tabakaları parçalanıyor. Göller
küçülüyor. Kurak dönemler uzuyor. İlkbahar erken geliyor, sonbahar
gecikiyor. Göç dönemleri değişiyor. Kuşlar erken yuva yapıyor. Bulut
ormanları kuruyor. Hastalıklar yayılıyor. Amfibiler yok oluyor.
Gezegenimizde neler oluyor?
Jeo-Alarm
Buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor, göller küçülüyor,
ırmaklar kuruyor. Ve tüm bunlar sadece bir başlangıç...
Eko-Alarm
Sıcaklıklar arttıkça canlıların yaşam alanları değişiyor; hayvanlar
ve bitkiler daha yüksek rakımlara doğru çekiliyor. Ancak öyle bir nokta
gelecek ki türlerin kaçacak hiçbir yeri kalmayacak.
Süre-Alarmı
Isınmanın giderek artacağı öngörülse de iklim değişiminin yıllarla mı onyıllarla mı ölçüleceği bilinmiyor.
Türkiye Isınıyor
Küresel İklim Modellemeleri ile yapılan projeksiyonlara göre, 2030
yılında Türkiye’nin büyük bir bölümü oldukça kuru ve sıcak bir iklimin
etkisi altına girecek. Sıcaklıkların kış aylarında 2, yaz aylarında ise 2
ila 3ºC artması bekleniyor.
Küresel ısınma, endişelenmeyi gerektirmeyecek
kadar uzak ya da belirsiz bir gelişme olarak görülebilir. Bir hafta
sonrasının hava durumunu dahi genellikle doğru tahmin edemeyen
günümüz bilgisayar teknolojilerinin öngördüğü bir diğer gelişme...
En azından, soğuk bir kış gününde birkaç derecelik ısınmanın o kadar
da kötü olmadığını düşünebilir ve iklim değişikliğine ilişkin
uyarıları, yaşam biçimlerimizi değiştirmek için geliştirilen çevreci
korkutma taktikleri olarak algılayabilirsiniz. Ancak değişen
National Geographic dergisinin Eylül 2004 sayısındaki "Jeo-Alarm"a
göz atmanızda yarar var. Dünya’nın insanlığı tedirgin eden haberleri
olduğunu göreceksiniz.
Şu anda Alaska’dan And Dağları’nın karlı
zirvelerine kadar her yer ısınıyor, hem de hızla. Sıcaklıklar
geçtiğimiz yüzyıldan bu yana Dünya genelinde 0,6ºC arttı ancak en
soğuk, en uzak noktalar çok daha fazla ısındı. Sonuçlar pek de iç
açıcı değil. Buzullar eriyor, nehirler kuruyor, kıyılar erozyona
uğruyor ve yakınlarda yaşayan toplulukları tehdit ediyor.
National Geographic dergisinin Eylül sayısındaki
"Eko-Alarm" başlıklı
bölümdeki gibi, flora ve fauna da ısınmadan etkileniyor. Değişiklikler büyük
ölçüde gözden ırak gerçekleşiyor. Ancak akıldan ırak olmamalı çünkü bunlar
gezegenin geri kalanı için geleceği gösteren işaretler.
Bazı şüpheciler,
"Hemen karar vermeyin" diyor. İklim kararsızlığıyla
ünlüdür. Bin yıl önce Avrupa ılımandı ve İngiltere’de şaraplık üzümler
yetişiyordu; 400 yıl öncesine gelindiğinde ise iklim değişmiş, hava
serinlemiş ve Thames belirli aralıklarla donmaya başlamıştı. Şu andaki
ısınma da doğanın kaprisi, geçici bir durum olamaz mı? Uzmanlar, "Bundan çok
da emin olmayın" diyor. Kuşkusuz, izleyen sayfalarda okuyacağınız ısınma
belirtilerinin bazıları iklimin doğal ritmiyle açıklanabilir. Ancak gezegen
genelinde ateşi yükselten bir diğer etken daha var.
Yüzlerce yıldır ormanları kesiyor; kömür, petrol ve benzin yakarak
bitkilerle okyanusların soğurabileceğinden çok daha büyük bir hızla karbon
dioksit ve ısıyı tutan diğer gazları atmosfere salıyoruz (bkz. "Döngüde
Kaybolan Karbon", NG Türkiye, Şubat 2004). Atmosferdeki karbon dioksit
düzeyi bugün, yüz binlerce yıl önce olduğundan çok daha yüksek. İklim
uzmanlarından George Philander, "Bizler artık iklimi belirleyen süreç
üzerinde etkili olabilen jeolojik unsurlarız" diyor.
BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 2001’de
yayımladığı ve bir dönüm noktası oluşturan raporda, geçtiğimiz yüzyıldaki
ısınmanın çok büyük ölçüde insan etkinliğinden kaynaklandığını açıkladı.
Küresel sıcaklıklar, binlerce yıl öncesindeki dönemlerde olduğundan çok daha
hızlı bir şekilde artıyor. Ve iklim modellemeleri, yanardağ ve güneş
patlamaları gibi doğal iklim güçlerinin tüm bu ısınmayı açıklayamadığını
gösteriyor.
IPCC, yüzyılın sonuna kadar 1,5 ila 5,5ºC‘lik bir sıcaklık artışı
öngörüyor. Ancak ısınma aşamalı olmayabilir. "Süre-Alarmı" bölümünde yer
verilen geçmiş dönemlere ait iklim kayıtları, gezegenin karmaşık bir
termostatı olduğunu akla getiriyor. Ve bazı uzmanlar günümüzdeki sıcaklık
artışının yıkıcı bir iklimsel sendelemeyi hızlandırabileceği konusunda
kaygılı.
Makalenin tamamını National Geographic dergisinin sayfalarında
bulabilirsiniz.
Yazar:
Tim Appenzeller ve Dennis R. Dimick,
Fotoğraf: Peter Essick
National Geographic Türkiye
www.nationalgeographic.com.tr
|