|
Geleceğin güvenlik
kodları gözünüzde saklı İnsan gözünün
iris dokusundan kim olduğunu belirleme fikri on yıl önce sadece
bilimkurgu filmlerine
konu olabilecek iken, yakın zamanda hayatımızdaki
bütün şifre, parola, kimlik ya da anahtar gibi güvenlik
araçlarının yerine geçmeye aday.
internet
teknolojileri gelişiyor. Dünya dijitalleşiyor.
Tabi bu değişim yanında birçok
sorunu da gündeme getiriyor. Bu sorunlardan
en büyüğü güvenlik. Eskiden sadece binalarının çevresinde güvenlik
önlemleri alan büyük şirketler günümüzde
birçok dijital suçu da düşünmek zorundalar. Yani artık
dijital ağlarının güvenliği de en az
bina güvenliği kadar önemli. Sanal dünyadaki en zor problemlerden
biri karşınızdaki insanın gerçekten kim olduğunun tespit edilmesi.
Örneğin gelen e-postaların altındaki
imzalar doğru mu? Ürün siparişi için verilen kredi kartı bilgileri gerçek mi? Yapılan başvurulardaki isimleri bir başkası
kullanıyor olamaz mı? Günde milyonlarca dolarlık paranın döndüğü internet üzerinde sadece birkaç haneden
oluşan şifreler nereye kadar yeterli olacak?
Bu
ve bunun gibi soruların hiçbirine şu an için kesin yanıtlar
verilemiyor. Sürekli bir endişe ve sürekli bir savunma
durumu söz konusu, işte bu endişeleri ortadan kaldırabilmek
için dünya üzerinde büyük bir sektör oluşmuş
durumda. Biometrik güvenlik sektörü. Peki bu sektör
güvenlik sorunlarına ne gibi çözümler getirebilir?
Şifre
yerine parmak izi, kimlik
yerine göz taraması
Şifreler
çalınabilir ancak insanın parmak izi çalınamaz. Öyleyse
neden şifre yerine parmak izi kullanmayalım. Kredi
kartımın gerçek sahibinin kim olduğunu anlamak için
imza ya da 3 haneli güvenlik numarası yerine iris kontrolü
yapılamaz mı? Bu ve bunun gibi fizyolojik parametrelerin kullanıldığı
alternatif çözümler
gerçekten oldukça çarpıcı. Zaten bu konudaki çalışmalar tüm hızıyla
sürüyor. Parmak izi taraması yapabilen klavye ve fareler üretiliyor,
bankaların ATM'lerine iris taraması yapabilen cihazlar ekleniyor. Yani
uzun lafın kısası şifre, parola gibi suiistimale ve hataya imkan veren
sistemler giderek yerlerini parmak izi, iris tanıma gibi kaybedilemeyen,
çalınamayan, bir yerde unutulması mümkün
olmayan ve taklit edilemeyen biometrik ölçülerin kullanıldığı
sistemlere bırakıyorlar. Hatta günümüzde çok yaygın
olmamakla beraber insanı nefesinden tanımak için bile bir
takım sistemler geliştiriliyor ve kullanılıyor.
Biometrik
ölçüler
insan
vücudunun sahip olduğu fizyolojik ölçüler "biometri"
olarak biliniyor bu ölçülerin kaybolmaması, unutulamaması ve bir başkası
tarafından kullanılamaması imkansız olduğu
gibi taklit edilmeleri de çok zor Biometri üzerine geliştirilen
teknolojileri kullanarak her ortamda kişinin el,
parmak izi, ses ve göz gibi kısımlarının ölçerek tanınması
mümkün. Böyle bir tanıma methodu diğer şifre ya da
parola gibi çözümlere nazaran çok daha güvenli. Özellikle
gelecek için düşündüğümüzde biometri uygulayıcılarının
amacı insanların hiçbir kart, kimlik ya da anahtar
taşımadan veya şifre ezberlemeden evlerinden çıkıp her türlü işlerini
rahatça halledebilmeleri. Yani bu sistemlerin
hayatın her alanına yayılması. Tabii ki devlet dairesinde
imza atmak yerine parmağımızı ya da gözümüzü okutmak
şu an için çok ütopik gelebilir ancak dünya üzerinde bu sistemlerin fiilen kullanıldığı bir çok çarpıcı örnek
mevcut. Bu örneklerde en çok karşımıza çıkan teknoloji parmak izi sistemleri. Nedeni
ise ucuz olması. Mürekkep
bazlı olarak çok uzun zamandan beri kullanılan parmak
izi taraması geçtiğimiz yıllarda dijital hale getirildi.
Artık modem elektronik sistemler geleneksel parmak izi ölçümlerini nümerik
kodlara çevirerek saniyeler içinde
karşılaştırmalar yapabiliyor. Örneğin Arjantin, parmak izi
kayıtlarını dijital bir hale getirmek için beş yıl süren bir
çalışma sonucunda bir milyar dolar harcadı.
Parmak
izinden sonra en yaygın olan yöntem ise el geometrisi. Elin bir kısmının veya tamamının
(parmak uzunluğu gibi) taranmasını içeren bu yöntem, halen birçok
havaalanında, ofislerde, fabrikalarda, okullarda, hastanelerde, nükleer güç merkezlerinde ve yüksek güvenlikli
hükümet binalarında girişleri kontrol etmek amacıyla
kullanılıyor. Bu teknolojinin en iyi bilinen örneği
ABD'ye sık seyahat edenlerin göçmen sıralamasını kontrol altında
tutan ve yedi büyük havaalanında bulunan
INSPASS programı.
Bilimkurgu
değil, gerçek!
Asıl geleceği ilgilendiren yöntem
ise göz tarama sistemleri. Bir video kamera vasıtasıyla iristeki - gözün renkli kısmı
- çeşitli
noktalardan alınan ölçümler sayesinde kişi tanımlanabiliyor. Özellikle
bilimkurgu filmlerinde izlediğimiz bu sistemler
diğerlerine göre en güvenilir olanı. Tabii aynı zamanda en pahalı olanı da.
Amerika'daki yirmi hapishanede personel, mahkum ve ziyaretçilerin kimlik tespitinde
göz tarama sistemi kullanılıyor, iris tarayıcılar aynı zamanda İngiltere,
Japonya ve ABD'de bazı bankalar tarafından ATM kullanıcılarının
kimlik tespitinde de test aşamasında.
Ayrıca Amerikan Havayolları yine aynı sistemi deneme amaçlı olarak
iki havaalanına yerleştirdi.
Ülkemizde
de bu sistemlerin bir çoğu halihazırda kullanılıyor ancak belli başlı
problemler hala aşılabilmiş değil. Bu sistemlerin ülkemizde çok yaygınlaşamamasının
en büyük sebebi ise çok fazla bilinmemesi ve tanınmaması.
Türkiye çapında 1999 yılından ben biometrik güvenlik
sistemleri ile ilgili çalışan Ergosis Güvenlik Sistemleri
Genel Müdürü Alp Ozaman ile yaptığımız görüşmede Ozaman, bu sistemlerin kıymetinin 11 Eylül saldırılarından
sonra daha çok anlaşıldığını anlattı:
"Biyometri
bir çok yanıyla hayatımıza giren, giderek artan bir
oranda girmeye devam eden ve bununla doğru orantılı olarak
ta yaşamımızdaki önemini giderek arttıran bir teknoloji. Her
ne kadar 11 Eylül olayları diğer tüm güvenlik
teknolojileri
ile birlikte biyometriye olan ilgiyi de birdenbire arttırdıysa
da, biyometrinin geniş
kitlelerin ihtiyaçlarına
hitap eder derecede yaygınlık
kazanmaya başlaması bu tarihin çok daha
öncelerine dayanmaktadır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinin
ülkede sürekli yaşamak isteyenlere verdiği yeşil kart için yaptığı
sicil araştırması sırasında kişilerin parmak izlerini
alarak yaptığı araştırmalar bunun bir örneğidir.
Çok
uzak olmayan bir gelecekte her insanın sadece kendisine
ait olan, kendisinden soyutlanamayacak özellikleri ile elektronik
ortamlarda tanınabilmesine imkan oluşturacak
olan bu sistemler,
sağlayacakları fayda ve getirecekleri etkinlik ile temposu giderek artan
yaşamlarımızda çok doğal kabul
edeceğimiz bir kullanım
yaygınlığına
kavuşacaklardır. Anahtarların
ortadan kalktığı, tüm kapıların bir noktaya bir saniye
süre ile bakmamız sonucu
açılacağı,
internet bağlantısı
ile sadece ufak bir kameraya bakılarak banka işlemlerinin
yapılabileceği, bankoda uzun dakikalar beklemeden ve sayısız
güvenlik noktalarından geçmeden sadece bir noktaya dokunarak
uçağa binilebilecek, pasaport yerine seyahatlerde taşımak
zorunda olduğumuz tek kimlik belirleyici belgenin gözümüz
olacağı günler artık hayal değil."
Yine
biometri konusunda görüşlerine başvurduğumuz,
Türkiye'de hizmet veren sayılı firmalardan biri olan
Koç Sistem Profesyonel Hizmetler Danışmanı Güney
Seyhan da gelecekte biometrinin hayatın her alanında kullanılmaya başlayacağına
emin konuştu:
"Son
zamanlarda, özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde, sonra tüm
dünyada olmak üzere Ulusal Kimlik, Sosyal Güvenlik,
Ehliyet, Pasaport, Havaalanı "Check
in", Gözetleme, Hırsızlık
Tespiti, Spor Karşılaşmaları Holigan Belirleme, Hapishane,
Elektronik Ticaret, Bankacılık ve bunun gibi kimlik tanımlama
veya kriminal tanımlamaya yönelik uygulamalarda Biyometrik Güvenlik
Sistemleri ile ilgili birçok tartışmanın başlamış
olduğunu göreceksiniz.
Hem küresel, hem de ulusal güvenlik
kamuoyunun ilgi alanına yeni giren Biyometrik
Güvenlik Sistemleri, çeşitli amaçlara
uygun, iris Tanıma, Yüz Tarama, Parmak izi Tanıma ve sair
teknolojiler sunarak güvenli erişimi kapsayan her alanda kullanım imkanı
getirmiştir. Bu teknolojiler, uygun iş gücü ve uygulamalar
ile biraraya getirilerek kullanılması sonucu, 21. Yüzyıl'a
yakışır güvenlik platformlarının en ekonomik ve etkin
biçimde ortaya çıkacağına emin olabiliriz."
Dezavantajlar
Ancak
biometri teknolojisinin bazı dezavantajları da yok değil. Öncelikle
konvansiyonel sistemlere göre artı bir donanım
maliyeti getirdiği bir gerçek. Ancak
günlük hayattaki birçok işlem
giderek dijitalleştikçe, bankacılık işlemlerinin, alışverişin
ve ihalelerin internet üzerindeki yoğunluğu
arttıkça meydana gelecek
dijital suçların yanında bu sistemlerin
maliyetlerinin oldukça düşük kaldığı görülecektir. Maliyet dışındaki
bir diğer sorun da biometrik ölçülerin
değiştirilememesi. Örneğin bir kişinin şifresi çalındığında, o
kişiden şifresini değiştirmesini isteyebilirsiniz. Ancak internet
korsanları bir şekilde biometrik şifreleri
de çözmeyi başarırsa o zaman kullanıcıdan parmak izini
ya da göz irisini değiştirmesini isteyemezsiniz. Bunun
dışında bir başka problem daha var. Bazı insanların parmağı,
bazı insanların gözü, bazı insanların ise eli yok. İşte
bu durum yüzünden herhangi bir biometrik tarama sistemini
faaliyete geçiren bir kurum ya da kuruluşun herkesi bu sisteme dahil
edemeyeceği de bir gerçek.
Biometrik
tanıma sistemleri nasıl çalışır?
Biyometrik
tanıma sistemlerinin çalışma prensibini şu şekilde özetleyebiliriz.
Öncelikle kayıtlı
bir imaj alınır. Bu imaj dijital koda çevrilir. Bu kod da gerekirse yapılan
işleme göre şifrelenir. Bu çevrilen kod bilgisayara kaydedilir.
Daha
sonra kullanıcı herhangi bir tarama cihazı vasıtasıyla kendini
sisteme tanıtır. Ancak kullanıcı
kendini tanıtırken, ilk önce sisteme tanıtılan kod ile aynı kodu
veremez. Örneğin ortamın ışıklandırması, sizin bakış, açınız,
parmağınızı veya elinizi koyma açınız, aletin veya parmağınızın
kirliliği veya nemi gibi etkenlerden dolayı siz elinizi ya da gözünüzü
her okuttuğunuzda birbirinden biraz farklı bir kod üretilecektir. Ancak
sistem bunu çok fazla dert etmez ve orijinal
kod ile o anda giriş yapılan kodu bir yüzde tutuncaya kadar karşılaştırılır.
Sistemin güvenilirlik için düzenlenen algoritmasına bağlı olarak
istenilen oran yakalandığında şahıs tanımlanır ve işlem için onay verilir. Bu
şekilde sahtekarlık vakaları
da minimuma indirilmiş olur. Eğer arka arkaya iki kod yüzde yüz aynı olacak
şekilde sisteme gönderilmişse sistem, kodun çalındığından veya bir
sorun olduğundan şüphelenir ve uyarı verir.
Parmak
izi taraması yapabilen fareler, internet ve e-ticaret güvenliği
için alternatif çözümler oluşturuyor.
Uygulama
Alanları
-
Personel
devam takibi
-
Otomatik
para çekme makinelerinde kullanıcı tanımlama
-
Şube
bankacılığı işlemlerinde kullanıcı tanımlama
-
Elektronik
para transferlerinde kullanıcı tanımlama
-
internet
bankacılığında kullanıcı tanımlama
-
Askeri
kaynakların etkin takibi
-
Havalimanlarında
check-in ve boarding işlemleri
-
Sınır
kontrolü ve sınır kapılarından girişlerin kontrolü
-
Kombine
bilet uygulamaları
-
Kredi/indirim
kartı uygulamaları
-
Kurumsal
ağ, kişisel bilgisayar ve taşınabilir
bilgisayar güvenliği
-
Kiralık
kasalara erişim güvenliği
-
Binalara,
tesislere ve ofislere erişim güvenliği
-
Satış
noktası terminallerinde (POS) kullanıcı tanımlama
-
Çek
onaylama işlemlerinde kullanıcı güvenliği
-
Hesap
açma işlemlerinde kimlik tespiti
-
Hastanelerde
ve sigorta kuruluşlarında hasta takibi ve kimlik saptama
-
Devlet
dairelerinde, kamu hizmetlerine yönelik kayıt takibi
-
Elektronik
ticarette kullanıcı tanımlama
-
Elektronik
bilet satışı
-
Özel
kiosk işlemlerinde kullanıcı tanımlama
-
Çağrı
merkezlerinde kimlik saptama
BioProblem
insanların
parmak izi ya da iris şekilleri eşsiz olabilir ancak bu makinelerin
onları kolayca ayırt edebilecekleri manasına gelmez. Her
sistemin kendine göre bazı problemleri mevcuttur.
Yüz
taraması: İnsanların
yüz hatları yaşları ilerledikçe değişebilir.
Mimikler, duruş açısı ya da gözlük gibi bir çok etken de
makinelerin hata yapmasını sağlayabilir.
Parmak
izi: İnsanların
%2'sinin çeşitli nedenlerden dolayı parmak
izleri yoktur. Ayrıca derinin durumu da parmak izini az da olsa etkileyen
bir faktördür.
El
taraması: El
geometrisi ile çalışılırken yüzük, bandaj, yara bandı ya da
eldiven gibi maddeler zorluk çıkartabilir.
İris
taraması: En sorunsuz sistem budur Aynı sonuca ulaşma oranı
neredeyse imkansızdır. Tarayıcı sistemler lens ve gözlükten etkilenmez.
Ancak donanım
maliyeti pahalıdır.
Ses
taraması: İnsanın
sesi yaşı ilerledikçe ya da sağlık sorunlarından
dolayı değişikliğe uğrar. Ayrıca insanın sesini kendi isteğiyle
de değiştirmesi mümkündür. |